Son Dakika Haberler

SARIYER’İN TAŞ İSKELESİ

SARIYER’İN TAŞ İSKELESİ
Okunma : Yorum Yap

İstanbul ve Boğaziçi semtleri incelendiğinde Sarıyer’in
“balıkçı köyü” olduğu görülür. Bostancıbaşı defterinde de bu kayda
rastlarız. Böyle bir kayıt olduktan sonra elbette ki balıkçı köyünce
balıkçı barınağı yani küçük de olsa bir liman olacaktır. Sarıyer
merkez mahallesinde de böyle bir barınak yani küçük liman vardır.
Konumuz bu liman yani barınak olacak.

Barınağın, zamanın koşulları dikkate alındığına yeterli
olduğu görülür. Bu durumu ellili yıllara kadar gelmiştir ama o kadar,
sonraları ihtiyaca cevap veremez hale gelmiştir.

Sarıyer barınağının bazı söylemlere göre antikçağdan kalma
olduğu, bazı söylemlere göre de Bizans dönemi yapısı olduğu
söylenmektedir. Ancak bizim tespitlerimiz sonucunda kesin yapım
tarihini bulamazsak da büyük onarım gördüğü tarihi bulabildik.

Efendim Sarıyer barınağı kesme taştan, hatta siyah plaka
taşlardan yapılmıştır. Cami önünden başlamış y1rmi yirmi beş metre
kadar denize doğru gitmiş sonra da batıya yönelerek (Büyükdere’ye
doğru) bir o kadar dana uzatılmıştır. Taşların deniz dibine
yerleştirilmesinden deniz seviyesi üzerine kadar çıkarılışına kadar,
yerleştirilen taşlar arasında harç yoktur, kurşun bağlar yoktur,
demirden bağlar yoktur. Bu nasıl bir sanattır ki yüzlerce yıl
kullanılmış ve o taşlar yerinden oynamamış, kayıp gitmemiştir.

Taş İskele, büyük onarımı Hicri 1228, Miladi 1812 yılında
gördü. Rumeli kazaskeri ve Padişah Başimamı Hacı Hafız ve Bestekâr
Ahmet Kamilî Efendi Sarıyer’e geldiğinde barınağı bakımsız görmüş,
üstüne üstlük bir de harap halde bir çeşme görünce kolları sıvamış ve
hem Taş İskeleyi  onartmış ve hem de halen bu alanda bulunan Mermer
Çeşme dedikleri çeşmeyi de onarımdan geçirmiştir.  Bunu da çeşmenin
kitabesinden anlıyoruz. Kitabede şöyle yazıyor:

“Sahib-ül haydat vel-hasenat imam-ı evvel-i Hazret-i
Şehriyari ve Sadr-ı Rumelili Elhaç Hafız Ahmet Kamili Efendi işbu
çeşme-i latif ile iskeleyi müceddeden bina eylemiştir (sene 1228)…

Adam daha ne yapsın. Barınağı onartmış çeşmeyi yenilemiş,
elbette ki isminin unutulmaması için de çeşme kitabesine kayıt düşmüş.
Ne diyelim Allah razı olsun, mekânı cennet olsun. Bir de öğreniyoruz
ki; Ahmet Kamili Efendi, Padişah Başimamı olarak Padişah III. Selim’e
Sarıyer Merkez Camiinde imam olarak namaz kıldırmış. Ne denir Allah
kabul etsin.

Taş İskele bu taştan iskele bilhassa milli mücadele
döneminde çok işe yaradı. Buradan binlerce mermi ve onlarca silah
takalarla, çektirmelerle, alamanalarla ve sair şekilde kayıklarla
Anadolu’ya taşındı. O nedenle ayrı bir özelliği de var.

Efendim, 1950’li yıllara gelindiğinde teknelerin (taka,
çektirme, baltabaş v.s) boyları büyüdüğü, yükseklikleri da
fazlalaştığı için iskele yeterliliğini kaybetmiş ve ihtiyaç
görüldüğünden olacak, iskele üzerine beton dökülerek, eski
özelliklerine dikkat edilmeksizin yükseltilmiştir. İlk darbeyi böyle
yedi Taş İskele, bilahare bir daha yükseltildi. Ama esas darbeyi  1998
yılında yedi.

Bel. Bşk. Refah Partili Yusuf Tülün’dü ve rıhtım yapılması
çalışmaları sırasında bu tarihi eseri hiç dikkate almadı, alınması
için çaba harcamadı, söylenenlere de kulak tıkadığı için, bu canım
tarihi eser kepçelerin darbeleri ile yıkıldı. O antik çağdan/Bizans
döneminde kalan barınak yerle bir edildi ve canım plaka taşlar, dolgu
yapılan alanlara konularak kaldırıldı. Barınak yerine bu kez modern
usullerle yeni bir barınak yaptılar. Biraz daha büyük bir barınak! Ama
hiçbir zaman eskinin yerini tutmadı, tutmayacak da. Zira kazık
çakılarak yapılan barınağa, açık yerlerden dalga giriyor, kayıklar
barınakta birbirleri ile boğuşuyor. Buda bir şey değil barınağın
dışına kocaman saç balıkçı tekneleri bağlandığı için iskele oynuyor…
Ha yıkılır mı? Şimdi değilse birkaç yıl sonra onarımı gerekli. O da
yapılır ama barınağın şimdiki durumu, bilhassa iç durumu iç açıcı
değil. Zira barınak yıllardan beri temizlenmiyor. İçi pislik doldu.
Demir atan kayıklar demiri çekmekte zorlanıyor. Zaten derinliği de
kaybolmak üzere. Böyle giderse birkaç yıl içinde insanlar paçaları
sıvayıp içinde gezebilecekler…

Sarıyer barınağı/limanı hoş görüntüde vermiyor. Hem
mendirek kısmının üzeri bütünü ile işgal edilmiş, fuzuli, işe yaramaz
ya da kullanılmayan ağ, alet edevat dolu. Ne sahipleri ilgileniyor ne
de halkın tepkisi var… Keza sahil tarafı da aynı şekilde işgal
altında! Ama burası Sarıyer, herkes halinden memnun! Kimse bana
dokunmasın, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek seyrediyor. Ama
konuşmaya geldi mi maşallah herkesin dili bir karış; şikayet, şikayet,
şikayet. “Hadi” dediğinizde meydana kimse çıkmıyor!

Ama kazın ayağı öyle değil! Sarıyer her şeyin güzeline
layık bir şirin ilçe! Her gün binlerce insanın istirahat etmek, hava
olmak için geldiği bir yer. Onlar Sarıyer’in güzelliklerini görmek
istemezler mi?

Öncelikle de Sarıyer limanı/barınağının dibinin
temizlenmesi gerekiyor. Barınaktan yararlananlar neden istekte
bulunmazlar anlaşılır değil. Barınağın temizlenmesi işi hangi kurumun
bilmiyorum. Sarıyer Belediyesinin görevi ise işe et atmalarını
bekliyoruz. Limanlar Müdürlüğünün görevi ise onların duruma müdahale
etmelerini istiyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının
görevleri arasında ise bir an önce harekete geçmelerini bekliyoruz.

Bir Sarıyerli olarak böyle bir istekte bulunmakta hakkımız
olsun değil mi?

EY İLGİLİLER BİRAZ DA SARIYER’İN ÜZERİNE EĞİLSENİZ OLMAZ MI?

İbrahim BALCI

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)