Son Dakika Haberler

Dershane yerine Özel Öğretim Kurumu mu dediniz?

Dershane yerine Özel Öğretim Kurumu mu dediniz?
Okunma : 93 views Yorum Yap

​2011’de yazmıştım. Eğitimi ders başına piyasaya devrederken ayaklarına dolanacak olan yine kendi yarattıkları sınav piyasası olacak, çünkü sınavları da piyasaya devretmeye sıra geldiğinde bu dershaneler “Şimdi biz nerden müşteri toplayacağız?” diye dişlerini göstermeye başlar…
Sonunda dershane patronları için dananın kuyruğu koptu. Yarattıkları dershaneli eğitim piyasasında nemalanmalarını sağladıkları cemaat engel çıkmış gibi gösterdiler, oysa kamu hizmetlerini piyasaya devir işleri böyle işler, sonunda kabak birinin başına anlaşmalı patlatılır, toplumun gazı alınır. Cemaatin üstüne gidiyormuş gibi yaparak halkın desteğini kendi arkasına almayı sağladı. Diğer yandan cemaatle kapıştı diye dikkatler oraya çekildi ve bu sayede kimse bu işte Mesleki Yeterlilik Kurumu gibi bu iş için kurulmuş gayri hukuki bir kurumu aklına getirmiyor, korumaya alınan merkez orası. Sertifikalı kursların seviyesini ve sınavlarını orası belirler, asıl parayı orası kazanır.
Dershaneler, solcu öğretmenleri devlet okullarından sürerek açtıkları 24 Ocaklı Evrenli Özallı Cuntalı dindar insanların parayla tavlandığı dönemin ürünüydü, merkezi sistem fakülte giriş sınavına endeksliydi. Son kullanma tarihi yaklaştı, sınavsız üniversiteye giriş palavrasını duyacaksınız bundan sonra, oysa yüzlerce sınav şirketi dizilecek bulvarlara.
Fakülteler pek yakında özel sınav şirketlerinden getirilen puanlarla öğrenci almaya başlayacak, o nedenle dershanelerin ayakaltından çekilmesi lazım. Özel sınavların da yabancısı itibarlı olacak, TOEFL gibi.
Veliden para sağmaya alıştırdıkları dershane patronlarına yeni bir yol açıyorlar. Bu patronlara diyorlar ki, siz iyi bir işletmeci oldunuz, gelin şimdi ders başına sertifika veren kurslar verin. Size yine devlet okullarından müşteri göndereceğiz, açık öğretime kayıt olmak istemeyen parasını verir sizde okur! Hiçbir yere yerleşemeyen çocukların aileleri size gelecektir. En düşük seviyede eğitim vereceksiniz, bu onlara yeter. Onlara milli günler bayramlar yapmasanız da olur, zaten yıllardan beri törensiz bayram tatillerine alıştılar.
Hiç parası olmayanlar ise sokakta kalır, birbiriyle kavga eder, okumuşlardan nefret etmeyi öğrenir, biz de onları toplarız IŞİD gibi küresel savaş şirketlerinde çalıştırırız…
Böyledir küresel sömürge eğitimi, askerini sömürgelerinden böyle toplarlar.
Evet değerli okurum, BOP’un eğitim ayağında sırada şimdi bu var; yoksul kesimin çocuklarını eğitim dışına iterek onları küresel terörist devşirme şirketlerine av yapmak…
Okul dışı kalan çocuklar milli bayramları kutlamak bile istemez, çünkü kendisine sahip çıkmayarak öteye iten bir devlete saygısını yitirir.
10 Kasım 2011 tarihinde “Sadece Bayramlar ve Törenler mi Bitiyor” bakın ne yazmışım:
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatile eklendi, fiilen bitti.
Arkasından gelen Kurban Bayramında bizim mahallede şeker toplayan çocuk yoktu. Neredeyse tesadüfen bu yoldan geçen çocukları çevirip şeker verecektim.
İşte arkasından 10 Kasım geldi, tatilciler rehavet içinde dönüş yolunda, çocuklar anma töreni için hazırlık yapamamış durumda. Böyle bir 10 Kasım…
Okula giden çocuklara bu kadar tatil doğru değildir. Gerektiği kadar yaz tatili yaptılar, yeter. Şimdi okul zamanıdır, çocukların zihinsel faaliyeti bu kadar kesintiye uğratılamaz!
​Şimdi yeniden okula ve derslere ısınmayla geçecek bir süre daha. Yazıktır çocuklara ve eğitime ayrılan kaynaklara yazıktır.
İster milli bayram olsun ister dini bayram olsun, bayram demek yakınlaşmak demektir, birbirine gönül bağını tazelemek demektir, büyüğe saygı küçüğe sevgi demektir, komşuluk akrabalık kardeşlik dostluk tazelemektir. Bayram, kaynaşmak millet olmaktır. Tatil bayramına çevrildi bütün bayramlar, bitti bütün kavramlar.
Yeni diye getirilmekte olan eğitim modelinde çocuklarımızı neler bekliyor, aileler habersizdir.
Kaynaşmak, arkadaş olmak diye bir şey artık hiç olmayacak. Yarınki nesillerimiz birbirine selam bile veremeyecek, değil bayramlaşmak. Çünkü; getirilen 12 yıllık Temel Eğitim programında 1.kademe 5-9 yaş arası Anaokulu’ndan sonra aynı sınıfta okuyan ve bir dersi aynı öğretmenden almış olan hiç bir çocuk kalmayacak!
Çocuklarımız atomize parçalanıyor! Sınıf arkadaşı diye bir şey olmayacak.

(Yazının tamamı için aşağıdaki bağlantıya giriniz.)
http://sozcuhaber.blogspot.de/2011/11/mahiye-morgul-yazdsadece-bayramlar-ve.html
…..

Şimdi, kimi yazarlar “Sınavlar kalkmadı ama dershaneler kalktı” diye başlık atıyorlar.
Aslında önce sınavların kalkması lazımdı, doğru söylemektedirler. Anlamakta zorlandıkları şudur; MEB eğer önce sınavları kaldırsaydı ateşe körükle gitmiş olurdu, doğacak tepki daha büyük olurdu. Şimdi ise bir kısmını özel kurslara dönüştürmeyi sağlayarak diploma veren okullar yerine “sertifikalı eğitim” piyasasına yumuşak geçiş yapıyor. Yeni sistemin zararlarını maddi zarar üzerinden konuşuyor, oysa bu işin içinde en kalitesiz en pespaye eğitime geçiş var.
Yıllardır bir belgeyi yayınlayıp duruyorum; Kasım 2004’de MEB’nın okullara gönderdiği Tebliğler Dergisinde, Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler derslerinin dışında tutulan Resim, Müzik, Beden Eğitimi, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Bilgisayar dersleri için “bilgi beceri isteyen dersler” tanımı getirilmişti. Müzik öğretmeni olduğum için bu konuda kulağım kirişteydi; İngiltere ve Amerika’da bu derslerin öğretmenlerini devlet okullarında çalıştırmadıklarını bildiğim için ve bu programın da Tansu Çiller anlaşmalarıyla Amerikan SPAN Eğitim Şirketi tarafından 1995’de getirildiğini bildiğimden, bu derslerin okul dışına piyasa kurslarına atılacağını bekliyordum. İşte geliyor.
Özel eğitim kurumları hangi derslerin kurslarını verecek, işte bu.
Özel eğitim şirketleri bunlardan para kazanacak. Ama, aması var. Bu dersleri her çocuk okulda aldığı gibi herkes eşit alamayacak, parası olan parası kadar ders seçebilecek… Eğitimde birliği asıl bitirecek olan budur. Üstelik de bu dersler bir bütün olarak değil, paramparça edilecek. Örneğin keman dersi kursuna giden çocuk müzik dersi almış sayılacak, ama okulda arkadaşlarıyla birlikte bir tek şarkı bir tek marş veya okul şarkısı öğrenmeyecek.
Sevgili canlarım. Benim eğitimci yazarlığım bu süreci takip etme gereği duymamla başladı. Yazdım, anlattım. Parçalı eğitimdir bunun adı, parçaların toplamı bir bütün etmez, hiçbir öğrenci diğer bir öğrenciyle aynı dersleri göremez. Sadece aynı özel okula (koleje) gidenler bir lobi gibi arkadaş grubu kurabilirler, o kadar.
Bu eğitimden bir millet çıkmaz!
​Gerçeği halka söylemiyorlar. “Sizi eğitimsiz bırakıyoruz, bu milleti bu yolla binbir parçaya bölüyoruz” demiyorlar. Ne diyorlarsa tersini anlamalısınız. Hatırlayın, 12 Yıllık Temel Eğitim (4+4+4) getiriyoruz demişlerdi, 4+0+0 geldi. Dershaneleri kaldırıyoruz dediler, binlerce çocuğumuzu okul dışına attılar.
Daha neler gelecek, siz bekleyin daha. Meslekleri kuşa çevirmeye devam eden kasap heyeti orda çalışıyor. Hiç FKB okumamış doktor, hiç laboratuara girmemiş hemşire göreceksiniz. Dün trende yanıma oturan kulağı tıkaçlı genç kız “Kulak hemşiresi olacağım, orda okuyorum” dedi. Tarlada çalışmak için de sertifika veriyorlar ya, işte öyle, kulak ameliyatında bulunmak için değil, işitme ölçümü yapan odyometri cihazını kullanmak için “kulak hemşiresi” olacak kızımız.
Sertifika piyasası kuruldu, parayı veren alıyor!
Lütfen sorun, dershane piyasasından bir eğitim patronları sınıfı doğdu, peki Özel Öğretim Kurumları adıyla getirilen sertifika piyasasından kimler nemalanacak?
M.Morgül
16.8.2015