Son Dakika Haberler
“width=“1080

Sivil toplumun ve belediyelerin önünü açın

Sivil toplumun ve belediyelerin önünü açın
Okunma : 1.114 views Yorum Yap

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, parti genel merkezinde kurduğu kriz masasında depremin üçüncü gününde de açıklamalarda bulundu.

Parti bünyesinde oluşturulmuş afet birimlerince tüm gelişmelerin yakından takip edildiğini belirten Davutoğlu, hiçbir siyasi amaç gözetmediklerinin altını çizdi. Davutoğlu, bu felaket sürecinde kendilerinin gibi tüm siyasetçilerin de bu hassasiyeti gözetmesi gerektiğine dikkat çekti.

Afetlerde ilk 72 saatin çok kritik olduğunu vurgulayan Gelecek Partisi lideri, bu süreç içerisinde kendisi ve parti yetkililerince siyasi bir tartışma yaratılmaması konusunda azami gayret gösterdiklerini ancak aynı duyarlılığın iktidar cenahından gelmediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamaları hatırlatarak ‘defter tutma’ ifadesine ilişkin Davutoğlu, bunların sağlıklı ifadeler olmadığını, bir devlet başkanının kriz anından en önemli görevinin tüm vatandaşların aynı psikolojiyi yaşamasını sağlamak olduğunu ifade etti.

Şu ana kadar birçok eksiklik ve zaaf gördüklerini dile getiren Davutoğlu, “Duyduğumuz şeyleri dile getirseydik çok daha sert şeyler söylememiz gerekirdi. Yüreğimiz yandı, ifade edemedik” dedi.

Defteri tutan bir tek siz değilsiniz

İlçelere, köylere, kasabalara ulaşmayan yardımları gündeme getirmediklerini ve açıklamak için depremin üzerinden 72 saat geçmesini beklediklerini söyleyen Davutoğlu, “Ama herkes defter tutacak ve bu defterlerden sonra bu işin vebali kimlerin üzerindeyse, deprem doğal bir afettir ama bu afeti daha büyük bir acıya dönüştürenler kimlerse hepsi hesap verme makamında olacak” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “Cumhur İttifakı olarak sahadayız” açıklamasına da “Muhalefet partileri yürekleri yanarcasına koşturmuyormuş gibi Cumhur İttifakı’na atıfta bulunarak konuşması. Böyle bir günde yapılacak konuşma mıdır bu? Depremden dahi bir siyasi rant elde etme çabası yakışıyor mu Allah aşkına” diyerek tepki gösterdi.

O sansür kalıplarını kıracağız

İletişim Başkanlığı’nın uygulamaya soktuğu Dezenformasyon Uygulaması’na da değinen Davutoğlu, “Yönetenler gerçekle yüzleşmek durumundadır ve toplum gerçeği olduğu gibi görme hakkına sahiptir. Eğer dezenformasyon yapan bir çete varsa üzerine gidebilirsiniz ama bunu hukuki bir suç unsuru varsa yaparsınız. Bunu söyleyerek örtülü bir sansür havasına ülkeyi sokarsanız bütün o sansür kalıplarını kırar, halkın yaşadığı gerçeği kamuoyuyla paylaşırız ve paylaşacağız da…” diye konuştu.

Bunlar halkın acısını paylaşabilirler mi?

Yönetenlerin halkın acısını paylaşmasının bir sorumluluk olduğunu ifade eden Gelecek Partisi lideri, “Halk acı çekerken onun karşısında tebessüm eden bir vali, halk büyük bir ıstırap içinde, on binlerce vatandaşımız enkaz altındayken ortada bir sorun yok sosyal medya bunu abartıyor diyen bir bakan, kendisine feryat eden vatandaşa sırtını dönüp telefonla konuşan bir AK Parti yöneticisi. Bunlar halkın acısını paylaşabilirler mi?” diye sordu.

Bakan Varank’a: Ekonomi insan için vardır, insan ekonomi için değil

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın “Sanayimiz etkilenmiyor. Ekonomimiz sarsılmayacak” açıklamasını da hatırlatan Davutoğlu, “Ekonomi insan için vardır. İnsan ekonomi için değil. Kendinize gelin” şeklinde tepki gösterdi.

Bürokratlara inisiyatif çağrısı: Kriz dönemlerinde yukarıdan talimat beklenmez

Yöneticileri ‘devlet vakarıyla millet vicdanını birleştiren bir tutum sergilemeye’ davet eden Gelecek Partisi lideri, yaşanılan bu acı tecrübenin devletin kurumlarının çöktüğünün göstergesi olduğunu belirtti.
Yaşanan felaket sürecinin bütün bir ülkenin tek bir kişiden talimatla yönetilmesinin doğurabileceği sonuçları ortaya koyduğuna dikkat çeken Davutoğlu, “Buradan bürokratlara sesleniyorum” diyerek şöyle devam etti:

“Kanunların, anayasanın sizlere verdiği görevi yaparken cumhurbaşkanından talimat beklemeyin. Tabi ki talimat gelir. O talimatın gereğini yaparsınız ama bu tür kriz döneminde kimse yukarıdan gelecek talimatı beklemez. Böyle durumlarda herkes devreye girer ve görevini yapar.”

Mehmetçik’in gücü bu kadar mı?

Afetin üçüncü gününde alana inen 16 bin askerin yetersiz olduğunu, bunun her bir il için bin 600 asker demek olduğuna işaret eden Davutoğlu, “Silahlı kuvvetlerimizin asker gücü bu kadar mı Allah aşkına? Bin 600 askerle hangi vilayeti tam olarak kontrol edebileceksiniz. Hangi ilçelere müdahale edebileceksiniz” diye sorarak “Ben silahlı kuvvetlerimizin kapasitesini bilirim. Gerekli talimat doğru vakitte verilmiş olsaydı bütün o illerde hem güvenlik şartları oluşturulur hem de her bir enkazın başında oradaki kurtarma ekipleriyle birlikte cansiperane çalışan mehmetçiklerimiz görev başında olurdu” diye ekledi.

Bu kriz Ankara’dan yönetilemez, AFAD Merkezi’ni Kahramanmaraş’a taşıyın

AFAD’ın bu afetin üzerinden tek başına gelmesinin mümkün olmadığının altını çizen Davutoğlu, tüm kurumların AFAD koordinasyonu altında toplandığını, ne kadar büyük bir kapasitesi olursa olsun bunun altından kalkmasının mümkün olmadığını ve bu sürecin tek bir merkezden yönetilmesinin imkansız olduğu görüşünü savunarak dün yaptığı ‘AFAD merkezinin Kahramanmaraş’a taşınması’ çağrısını da yineledi.

Kurumlara çağrı: Talimat beklemeyin

İlgili kurumlara inisiyatif alma çağrısında bulunan Davutoğlu, “Vakit daralıyor. Tabi ki talimat beklenir ama sizin talimat beklemeden de yapmanız gereken görevler var. O görevleri yerine getirin. O görevleri yerine getirirken milletin vicdanına ve devletin vakarına hesap vereceğinizi bilin. Korkmayın; sizler vazifenizi yaptığınızda takdir edileceksiniz ama halkın acısını hafife alanlar ve halkla bir ruh bağı kuramayanlar çok kötü anılacaklar” dedi.

Sivil toplumun önünü açın!

Felaket sürecinde sivil toplum kuruluşlarına çıkarılan çeşitli engellere ilişkin değerlendirmeler yapan Davutoğlu, “Ben sivil toplum kuruluşlarımızın kapasitesini bilirim. Pakistan’daki, Haiti’deki, Japonya’daki depreme ilk önce bizim sivil toplum kuruluşlarımız gitti. Çad’da iç savaş çıktığında da ilk önce bizim sivil toplum kuruluşlarımız gitti. Ne oldu bu devletin kapasitesine ne hale getirdiniz? Şimdi sivil toplum kuruluşlarının önünü tıkayacaksınız. Her şeyi bir merkezde toplanacak diyeceksiniz. Sivil toplum kuruluşlarının heyecanını kıracaksınız. İstanbul – Ankara – Kahramanmaraş hattında karayolları tırlarla dolu. Eğer bu kuruluşları akredite etseniz ve bu kuruluşları illere yönlendirerek ‘şurada dağıtım yapın’ deseniz bu milletin fedakâr evlatları yardımları sizden daha iyi dağıtır. Engellemeyin, durdurmayın yardımları. Halk susuz, aç. Ekmek ve su istiyor insanlar. Artık yemekten ümitlerini kesmişler. Çocuklarının hayatını devam ettirebilmek için su istiyorlar. Artık bu basiret bağlanmasını bırakın. Devlet kurumlarının felç hale getirilmesine sebebiyet vermeyin. Onlarca kriz yönetmiş eski bir başbakan olarak söylüyorum. Bu kriz daha iyi yönetilebilir” ifadelerini kullandı.
Yerel yönetimlere yönelik kısıtlamalara da tepki gösteren Gelecek Partisi lideri, “Bırakın çalışsınlar. Gayret sarf etsinler. Bugün şu ya da bu partili yok. Bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Yanlış yapanı hesaba çeken ama doğru çalışanların elini kolunu bağlamayın” dedi.

Yarın deprem bölgesindeyim

Konuşmasının sonunda Davutoğlu, yarın deprem bölgesinde olacağını duyurarak “Bir genel başkan vasfıyla değil bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak afet bölgesine gideceğim. Bizzat gözlemlerde bulunarak halkımızın acılarını paylaşmaya çalışacağız” diye konuştu.

OHAL uyarısı: Doğru bir karar ama…

Genel Başkan Yardımcısı Feridun Bilgin’in başkanlığında bir komisyon kurularak depremin ekonomik, siyasi, sosyal ve hukuki sonuçlarının ele alınacağını açıklayan Davutoğlu, “Kimse kanunlara aykırı şekilde yapılmış işlemler aracılığıyla yapılan binalar, siteler bu sorumluluktan kaçınamaz” şeklinde konuştu.
Konuşmasının sonunda dün ilan edilen OHAL’e dair görüşlerini de aktaran Davutoğlu, “Bu uygulama esnasında hedefi aşan hiçbir uygulamaya izin verilmemesi yönünde ve seçim ortamını etkilememsi yönündeki çağrımızı bir kez daha tekrarlıyoruz” uyarısında bulundu. OHAL’in doğru bir karar olduğunu belirten Davutoğlu, ekonomide doğurabileceği etkileri tek tek ele alacaklarını da sözlerine ekledi.

Kimlerin ne rant elde ettiği sorgulanacak

Borsanın ilk gün kapatılması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle bitirdi: “Ta ki ; buradan neredeyse ölü kefeni soyarcasına bir rant peşinde koşmasın. Üç gündür oralardan kimlerin ne rant elde ettiği tabi ki sorgulanacak. Komisyonumuzun çalışmalarının ilk değerlendirmelerini pazartesi günü kamuoyuyla paylaşacağım.”

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)