Son Dakika Haberler

JOHN WALKER OLMUŞUM…Mustafa Balcı

JOHN WALKER OLMUŞUM…Mustafa Balcı
Okunma : 56 views Yorum Yap

Ellerim tuşlara gitmiyor.
Yazılacak sayfalar olmasına rağmen yazamıyorum. Yazmıyorum. Küçük bir çaba içinde büyük mücadele ediyorum. Dalgaların üstüme geldiğini gördüğüm halde yazmıyorum. Oysa denizde Dalgalar meydanda yok. Deniz kıpırdamıyor bu akşam, hava hafif yağmurlu, yaz yağmuru misali, ya içimdeki dalgalar, kalbimdeki fırtınalar, beynimin bir kenarı dalgakıran olmuş olsa da, kalbimdeki fırtınalar. Gözlerimden akan sağnak yağmurlara engel olamıyorum.
Çay bardağında açık sarı renkte demli çay diye sunulan arpa çayının yorgunluğundayım bu akşam,.sahilin bir arka bahçesinde. Bir lambanın altında değil, fahişeliğimin en içten arzularla dolu akşamında, ben içimde arzular birikmişken bastırılmış duygunun esiriyim bu akşam. Parlamak üzere olan bedenimin ısrarla üç aylık istirahat dönemindeyim, beklide en çok çalışmam gereken gündeyim. Belki,
Bekli de. Ben sendeyim bu akşam.
Bende sendeyim, belki de ben senin kalbimdeyim bu akşam. Ama sen bende değilsin. Hiç değilsin. Değilsin. Bu akşam..
Ben bu gece yürüyen adam olmuşum… nereye?
Ben dolmuşum bu akşam.. ben Jonh Walker olmuşum, bir demlik çayın son teinlerinde. Lakin demlenmemiş.. hani yarı açık çayı geri gönderdiğin günden kalan hafif gülümsemelerde yaşandığımız sürgülü perdelerin içerisinde. Heyy. Heyyy.
Bir tarafımda Avukatlar. Bir tarafımda turizmciler, bir yanımda merkez dedikoduları. Bağlanamadığım ttnet sorunlarım. Alhan nın imdadıma yetişmesi. Kadir gecesinde doğan bir dostumun derdime derman oluşu ve ben yorgun Bir kalem olarak ayrılışım. İçim yorgun. ben yorgunum.
Ve saatler 6.10’u çok geçe, önceden kaybedilmiş bir yolcunun derin haberlerinde sarsılışım, deniz otobüsü beklediğim boş akşamların yıllarca derinlerde saklanan içsel çırpınışları, isyanları, ve gözyaşlarım.
Ve senin tayin oluşun…
Gidiyorsun.
Arkana bakmadan..
Haberlerini başkalarından aldığım bir yolculuk, ama bileti mecburen kesilmiş.
Bu gece çok farklı bir yaşam kulvarındayım…
Bir yanım da siyasi orospu. Karşım da dertlerime çözüm olamayacak, lakin avukat vekalet vermediğim. Masam da dün akşamdan kalan rakılar ve ben başlangıç
ta John Walker olmuşken. Bir hıyar gibi kadehleri şaşırmış dibine vuruyorum malum zamanın aslan sütünde..
Üzülüyorum…
Merkezdeyim bu akşam. Herkesin olmadığı yerde. Lakin herkesin merkezde olduğu yerdeyim. Otuz yıllık bir tarihinin ilk adımları atıldığı bu akşam ilk merkezin herkesle toplantı yaptığı bu siyasi gecemde, ben gönlü siyasi durumlarda yürüyen adama inat misali derinlere dalarken. Ama içimde yürü diyenlere isyan edercesine, sek arpa çayımı yudumlarken tadı damaklarımda olan meşru zeminde bedenimi seninle tanıştırmaya çalışırken bir masa başında. Bilgisayarlarla uğraşırken senin son günlerinde. Ve ben 6.10’u geçe seni görememenin acizliğinde, yıkılmışlığımda. Çaresizliğimde. Bir dost selamı gönderememişliğimin ezikliğin de. sadece martılarla konuştuğum bu yalnız akşamımda seni özledim.
Üzülüyorum…
Beni memur katsayları ilgilendirmiyor. Yasalar. Yasaklar. Ve de yasak aşklar..
Ben 1.657 tabi bir emekli olarak, içimden gülmek geliyor ve bunu becerebiliyorum. Çünkü meslek icabı işte gülerken ağlayabiliyorum. İçim de kalan, kendimi affetmediğim suçlarımla baş başa kalarak. İsyan dahi edemiyorum.
Belki de günün birinde. Sabahın bir vaktinde, ama yeri belli olmayan yer de. Esas duruşta istiklal marşını söylerken, bugünden biliyorum ki, bana gereken cezayı vereceksin. Ve birden, son gecenin geç saatlerinde nescafe ile ayılmaya çalıştığım zaman dilimde..bir öğrencinin şiirini buraya almayı gerek duyuyorum.
Yürekten sevmeyi
Bir ömür umutsuzca beklemeyi
Senden öğrendim.
Şimdi bana.
Unutmayı öğretirmisin.

Baharların hüznünü
Özlemin sızısını
Sen verdin en cömertinden
Şimdi bana.
Unutmayı öğretirmisin.

Hasretin bitmezini
Umudun gelmezini
Sen yaşattın acımadan
Şimdi bana.
Unutmayı öğretirmisin.
Diye yazmış. ben eksik kalan son satırı doldurdum..
Bana seni unutmayı öğretirmisin…
Gecenin derinliklerinde Sarıyer sahilinde John Walker olmuş yürüyorken ben.
Yorgun ve düşünceli.
Karamsar ve korkak. Biraz çekingen. Ama ürkek.
Sabahı bekleyen, deniz otobüsünü seyrederken gecenin bu son dilimde.
İçimden gelen..
Ne olur GİTME…
Mustafa BALCI..