Son Dakika Haberler

ESKİ DOST DÜŞMAN OLMAZ. Hüsnü MAHALLİ

ESKİ DOST DÜŞMAN OLMAZ. Hüsnü MAHALLİ
Okunma : 93 views Yorum Yap

Mahalli

HÜSNÜ MAHALLİ, Yurt Gazetesi Yazarı,Müslüman Kardeşler kökenli AKP iktidarı Batı’yı çok sevindirip umutlandırmıştı. Nihayet ‘aklı başında’ İslamcılar bulundu. Üstelik bölgede herkesin dostu gibi davranıyordu. Alevi Esad, Şii İran, Sünni Mübarek ve klasik olarak zengin olan tüm kral, emir ve şeyhler. Her şey iyi gidiyordu.

Batı ‘modeli’ bulmanın ve bölgeye pazarlamanın hazırlık ve heyecanını yaşıyordu. Obama harekete geçti Başkan seçilen Obama ilk dış seyahatini Nisan 2009’da Türkiye’ye yaptı. Haziran’da önce Suudi Arabistan’a uğrayıp Kral Abdullah’tan som altın nişanını aldıktan sonra Kahire’ye gidip ‘demokrasi ve değişim’ istedi. Plan çok iyi işliyor ve ‘Arap Baharı’ hazırlıkları gayet iyi gidiyordu.

AKP ile dost olan Arap İslamcılarına ‘ iktidara hazır olun’ denilmişti. Tunus, Libya, Yemen, Fas, Cezayir, Suriye ve en önemlisi Mısır. Müslüman Kardeşler Örgütü‘nün kurulduğu ve hep emperyalizmin hizmetinde olduğu ülke. Suudi Kral ve Körfez’in zengin diğer kral, emir ve şeyhleri milyarlarca doları bu ülkelerdeki İslamcılara transfer etmeye başladı.

HERŞEY TÜRKİYE ÜZERİNDEN KURGULANIYORDU

Hemen hemen herşey Türkiye üzerinden kurgulanıp uygulanıyordu. Yani Hilafet ve saltanatın başkenti İstanbul’da. Sünni alemin kalesi. Irak’ın Şii’lerin eline geçmesini önlemek gerekçesiyle Suudiler işgale ve Şii’lere karşı savaşan Sünni Kaide’cilere ve onların dolaylı-dolaysız müttefiklerine sınırsız destek veriyordu.

Yani namı-değer Zarkavi ve adamlarına. Bağdadi henüz ortalıkta yoktu. Belki de sırasını bekliyor ya da bekletiliyordu. Adam ile ilgili çok şey yazıldı anlatıldı.

2004’te Amerikalıların 26 bin tutukluyu doluşturduğu Boka kampında özel bir odada tutuluyor ve aşırı ilgi görüyordu. 2009’da serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra Kaide’nin Irak lideri olmuştu.

ARAP BAHARININ MERKEZİNDE SURİYE

Önemli bir kişi olacağı belliydi. ‘Arap Baharı’nın merkezinde Suriye vardı. Suriye olmasaydı bu hikayenin bir anlamı olmazdı. Çünkü Mısır, Tunus, Cezayir, Fas ve Libya’da ‘kafir Alevi ve Şiiler’ yoktu. Onlar da olmayınca savaşın bir anlamı olamazdı. Onlar olmayınca motivasyon ve aksiyon çok eksik olurdu.

70 yıllık hikayenin sapkın beyinleri ve kanlı elleri işlevsiz kalırdı. Suudiler tekrar devreye girdi.

Bu kez yanlarında ‘Sünni hilafetin mirasçısı Safavi düşmanı AKP’ vardı. Türkiye’yi, Türkleri, cumhuriyeti ve Osmanlıyı hiç sevmezlerdi ama iş iştir deyip engin ufuklara doğru birlikte yürüdüler.

Suudi Arabistan’da yağmur yağmıyordu ama yine de beraber ıslandılar Arap çöllerinde. Nasıl olsa AKP de aynı kaynaktan beslenmiş ve o kaynağın paralarını çatır çatır yemişti. Plan çok iyi hazırlanmış ve uygulanmaya konulmuştu. Suudi ve Körfez’in paraları ile ‘baş belası’ Esad’tan kurtulmak için her şey seferber edildi.

70 yıldır hazırlanan karanlık kafalar iş başı yaptırıldı.

Türkiye ve Ürdün üzerinden silah ve para gönderildi. Bir anda her yerde terör saldırıları başladı başlatıldı. Teröristlerin tank, top, füze ve her türlü ağır ve hafif silahı vardı.

Devlet karşı koyunca Esad için ‘halkını öldüren katil’ dediler ve Suriye’nin üzerine çullandılar. Dünya tarihi böylesi aşağılık ve kanlı saldırıyı görmemişti.

Yüz ülke sınırsız olanakları ile Suriye’yi yok etmek için harekete geçmişti. Suudi ve Körfez’in çağ dışı, ilkel, bağnaz ve rezil kral, emir ve şeyhleri Suriye’ye demokrasi ve özgürlük getirecekti. Ve buna inanan geri zekalılar Suriye düşmanı kesilmişti. Ne kadar da büyük bir rezillik. Böylesi gaddar bir iç ve dış saldırıya karşı kendini savunan Suriye devleti birden bire herkesin düşmanı ilan edilmişti.

Ama ortada bir mucize yaşanıyordu. Yüz ülkenin saldırısı karşında Suriye halkı, ordusu ve Esad direnmiş ve herkesi çılgına çevirmişti. Suriye’nin yani Şam topraklarının sosyal, kültürel, dinsel, siyasal ve belki de genetik tarihini bilmeyenler bunun neden ve nasıl olduğunu asla anlayamaz.

Çok net söylüyorum: 5 bin PKK militanı ile 30 yıl uğraşan Türkiye, Suriye benzeri bir durumla karşılaşmış olsaydı belki de bugün darmadağın edilmişti. Dünyanın neresinde olursa olsun hiç bir ülke ve halk Suriye gibi direnmemiştir. Direndiği için her türlü senaryo yazılıp uygulandı.

CİA’NIN TEDRİSATINDAN GEÇMİŞ KAİDE’CİLER

Merkez Türkiye En fantastik olanı kuşkusuz: Din ve mezhep içerikli olanlardır. Bunu da en iyi CIA tedrisatından geçmiş Kaide’ciler yapabilirdi. Üstelik Mayıs 2011’de Bin Laden öldürülmüş ve yeni isim ve figürler için alan açılmıştı.

Batılı istihbaratçılar da bu işten çok hoşlanmıştı. Bir taşla 3-5 kuş vuracaklardı. Hem kendi ülkelerindeki radikal islamcılardan kurtulacak hem de Esad’ı devirmenin olanaklarını artıracaklardı. Dünyanın dört bir yanından on binlerce ruh hastası, sapık ve katil Türkiye üzerinden Suriye’ye taşındı.

SURİYE’YE DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK GETİRECEKLERDİ

Yani bunlar Suriye’ye demokrasi ve özgürlük getirecekti. Hem de Suudi Arabistan, Katar, Körfez ülkelerinin parası ve AKP’nin koordinasyonu ile. Yaklaşık 80 ülkeden 50 bin kadar cihatçı radikal Suriye’ye taşındı, silahlandırıldı, eğitildi ve para ile desteklendi.

Alevi ve Şiiler yok edilmeli Düşman hemen tesbit edildi.

‘Sünni hilafeti engelleyen kafir Esad ve ona destek veren Şii İran, Hizbullah ve Iraklı Şii’ler. Ruslar ve Çinliler Alevi ve Şii değildi ama ‘komünist artığı’ oldukları için onlar da kafir’di. Yani katli vacipti. Suudilerin o yetmiş yıldır beslediği ideolojiler hemen devreye sokuldu. Camiler, din adamları, televizyonlar, gazeteler, karanlık ve köhne beyinler ve tabii ki siyasi figürler. Krallar, emirler, şeyhler, cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar. Koro halinde ve tek ağızdan ‘Alevi ve Şiileri yok edelim’ modundaydılar.

Alt yapı çoktan hazırdı. Irak, işgal edilmiş ve işgale karşı koyanlar her nedense Amerikan düşmanlığından daha çok Şii düşmanlığı yapıyordu. Örneğin 2004-2011 döneminde Kaide’cilerin gerçekleştirdiği 5 bin kadar intihar saldırılarının yüzde 85’i Şii’leri hedef almıştı. Sanki Irak’ı ABD değil Şii’ler işgal etmişti.

Eski dost Kaide bir kez daha ABD’ye hizmet ediyordu.

Peki kimin yardım ve desteği ile?

ABD müttefiği Suudiler. Cennet vaadi Ne kadar da ilginç: Tunus, Libya, Fas, Suudi Arabistan ve Çeçenistan’dan gelen 15 bin katil, Suriye’yi Alevi Esad’tan kurtaracaktı. Hiç kimse de ‘Yahu bunların ne işi var Suriye’de ‘ demedi, diyemedi. Diyenler de Esad’çı, Baas’çı ya da Suriye ajanı olmuştu. CIA , Mossad ve bölgesel ve uluslararası istihbarat örgütlerine uşaklık edenler ‘ özgürlük savaşçısı’ ilan edilmişti.

Hem de din ve mezhep adına. Bağdadi tam da bu işin adamı. Çok iyi eğitilmiş, beyni karartılmış ve harika hazırlanmıştı. 70 yıllık hikayenin süzme figürü. Suudi’lerin İngiliz ve Amerikan patentli Selefi Vahabi ideolojisi yeniden görev başında. Üstelik dünyada bu ideolojiden hoşlanan ve onunla dayanışma içinde olanların sayısı milyonları aşmıştı. ‘Kafir Alevi ve Şiileri’ öldürmek onlar için cennete gitmenin ilk şifresi olmuştu. Cennette ise onları on binlerce huri ve cariye bekliyordu. Suriye yolunda Osmanlı topraklarına uğrayıp ‘kutsal’ Mesir Macunu almak işe yarayabilirdi.

Yurt Gazetesi