Son Dakika Haberler

ONLAR BİR BAŞKADIR “CANKO ERDOĞAN (YILDIZ)”

ONLAR BİR BAŞKADIR “CANKO ERDOĞAN (YILDIZ)”
Okunma : 5.732 views Yorum Yap

Gerçekten bir başkadır Mehmet (Erdoğan) Yıldız.
Aslında adı Mehmet, Soyadı Yıldız’dır ama ona herkes Erdoğan der,
Mehmet’i pas geçerler. Esasen pas geçtikleri hem Mehmet ve hem de
Erdoğan’dır.

Zira CANKO diye bir lakap yakasına yapışmış ondan
kurtulamamıştır. Hayli zaman Canko aşağı Canko yukarı gezip durmuş,
gidip gelmiş ama bir gün bunun, yani Canko’nun anlamı nedir diye merak
sarmış kendini, sorup soruşturmuş ve Canko’nun Rize dolaylarında bir
Armut türü olduğunu anladığından yelkenleri indirmiş. Anlatımına göre,
kabadayılığı çağrıştıran bir deyim bekliyormuş.

Erdoğan Yıldız “Canko”

Canko Erdoğan 1946 Sarıyer doğumlu. Öyle lafla Sarıyerli
olanlardan değil, doğumu ile Sarıyerli olanlardan. Sarıyer Pertevniyal
İlkokulunu, Sarıyer Ortaokulunu bitirdi. Kendi ifadesi ile
İngilizce’den pes demesiydi ya da İngilizce öğretmeni Seniye Hanım
biraz kaloma verseydi liseyi okumaktan geri kalmazdı. İngilizce
yıldırmış onu.

Çocukluğu Yenimahalle Sarıyer arasında geçti. Kıyılarda
kayık içlerinde cirit atıp durdu. Oturak payına çıktı, çapari attı,
ırıp çekti, kakıçla torik yükleyip sandal ile götürürken battı kayık.
Kar yağışı yoğun hava çok soğuk, zor kurtardı canını… Batan kayığa mı
acır, denize dökülüp giden balıklara mı, yedikleri soğuğa mı o gün
bugündür karar verebilmiş değil.

Biraz palazlandıktan sonra babasının yanında başladı işe.
Balıkçı tezgâhında koca bıçak elinde, kalkan doğradı, palamut, uskumru
filota çıkardı. Tuzla-buz arasında sıkışıp kaldığı günler oldu.
Kaytarmak zordu. Zira Canko Ziya’nın acımasızlığı müthişti… Hem
acımasızdı hem de güler yüzü ile herkesin sevdiği, çok kişinin
çekindiği biriydi. Biraz kaytardığında tokadı ensesinde yiyordu. Yani
tam bir disiplin altındaydı…

Yeni bir dünya aramayı yeğledi. Zira delikanlılığı çok
dolu geçiyordu. Yaradılışı itibariyle hareketli olduğu için orası
benim, burası bizim deyip gezip duruyor, yaşamı böylece eğlenceli
geçiyordu. Buna bir son demem gerekir diyerek Almanya’ya kapağı atıyor
ve orada Ataman Aslan ile birlikte Hamburg tersanelerinde kendilerine
iş buldular..

Almanya’da iş bulmak, lisan öğrenmek ve işin tuhafı
işyerinde sendika temsilciliğini kazanmak! Kolay değildi. Başardı ve
ülkesine geri döndü. Yine balıkçılık yapıyordu. Babasının tezgâhı
artık onundu. Canko Ziya, ortağı Topal Yaşar ile birlikte tezgâhı
evlatlarına teslim ettiler. Biri Canko Erdoğan diğeri Ali… Hala iki
arkadaş ortak. Böyle sürüp gidecek gibi…

Erdoğan sosyal yanı müthiş olan biridir. Yenimahalle Spor
Kulübünde yıllarca yönetici ve genel kaptanlık yaptı. Sarıyer S. K.
de de yıllarca yönetim kurulu üyesi ve genel kaptan olarak görevler
üstlendi. Aynı zamanda Divan Kurulu üyesidir. Bu arada Sarıyerliler
Derneği, 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği üyesidir. Bu dernekte de
yıllarca yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca Sarıyer
Balık Satıcıları Derneği Kurucusu olup, yıllarca Yönetim Kurulu Üyesi
ve Dernek Başkanı olarak görev yaptı. Almanya’da bulunduğu zaman
Türklere hitabeden futbol kulübü kurmuş ve dönene kadar yönetmiştir.

Sosyal hayatın bütünü ile içinde olan biridir Canko
Erdoğan. Kızarken gülen bir adam gösterin denildiğinde hemen Erdoğan’ı
göstermek gerekir. Zira Kızarken gülen tek adamdır denilebilir. Hem
kızar, hem güler, tabii aksi de gülerken de kızan adamdır. Espri
makinesidir. Espri anlatırken önemli bir pozisyonu vardır. Mesela iyi
espri yapan kişi dinleyenleri güldürür. Erdoğan tam tersini yapar.
Espriyi anlatırken kahkahalarla güler, dinleyenleri de peşinden
sürükler ve böylece etrafta bir kahkaha denizi oluşturuverir.

Hele ayağa kalktığında esprilerin ardı arkası kesilmeyecek
demektir. Elleriyle, kollarıyla. Bacaklarıyla öylesine hareketlerle
etrafı etki altına alır ki insan kendiliğinden olayın seyrine
kaptırır kendini ve katıla katıla güler.Erdoğan adeta espri makinesi
gibidir.

Şive müthiş, mimikler harika, konuşma yeteneği korkunç…
Hele Hopa’dan yola çıkmasın… Tutturur bir Karadeniz türküsü Sarıyer’e
kadar, bütün limanlara uğrayarak götürür seni.

Arkadaş grubu içinde öne çıkmayı bilir, sözünü dinletir,
sosyal çalışmalarda etkin olmayı önemser, yardımlaşmayı ön planda
tutmayı bilen biri olarak tanınır. Birkaç gün görünmediğinde
aranılanlardan biridir. “Onlar Bir Başkadır” derken Onların tuzu
biberi olduğunu hatırlatmak da bana düşer.

İbrahim Balcı