Son Dakika Haberler

SEÇİM TUZAĞINA DÜŞTÜLER

SEÇİM TUZAĞINA DÜŞTÜLER
Okunma : 9 views Yorum Yap

ChplogoCumhuriyet Halk Partisi 2015 Genel seçimleri , seçim projeleri ve stratejileri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıklandı.

TÜRKİYE ÜRETEN ÜLKE OLACAK

Kemal Kılıçdaroğlu, seçimlerde, AKP’yi eleştirmek yerine iktidara geldiklerinde ne yapacaklarını anlatmaya ağırlık vereceklerini bildirdi. Kılıçdaroğlu, altı proje açıklayacaklarını, köy okullarını yeniden açacaklarını, atama bekleyen öğretmenleri atayacaklarını, SEK’i yeniden canladıracaklarını, nişasta bazlı şeker üretimini azaltacaklarını, şeker fabrikalarını kapatmayacaklarını, ekonomiyi canlandıracaklarını ve Türkiye’yi üreten ülke haline getireceklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu, her gün televizyonlardan konuşarak tarafsızlığını ihlal eden ve seçim sürecine müdahale ederek AKP’ye çalışan Erdoğan’a karşı dava açmaları çağrısında bulundu.

ÜLKEYİ BU HALE BEN GETİRMEDİM

Kılıçdaroğlu bir grup gazeteciyi TBMM’deki makamında kabul ederek, seçim stratejisi ve projelerine ilişkin bilgi verdi. Pozitif kampanya yapacağını iddia eden AKP’nin halka verebileceği mesajının kalmadığını vurgulayarak, “AKP pozitif kampanya yapacak da ne söyleyecek. Ülkeyi bu hale ben getirmedim mi diyecek? 12 yıldır kim yönetiyor” diye soran Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları Sözcü’den Başak Kaya ve Cumhuriyet’ten Fırat Kozok’un haberlerine göre şöyle:

VATANDAŞ GIRTLAĞINA KADAR BORÇ BATAĞINDA

Halka dokunan kampanya yapacağız: Halka, vatandaşa dokunan bir kampanya yapacağız. Vatandaş gırtlağına kadar borç batağında. Esnafın, çiftçinin, memurun sorunları var. “AKP şunu yaptı, bunu yaptı” diye özel suçlama yapmayacağız. Biz ne yapacağız, onu anlatacağız. En somut örneğini verdik; emekliye iki maaş ikramiye vereceğiz.

Altı temel projemiz olacak: Fazla proje olmayacak. Akılda kalan; ama doğrudan sokaktaki vatandaşın sorunlarını çözen 6 önemli proje ile çıkacağız halkın karşısına. Bir kısmını ben bir kısmını Selin (Sayek) Hanım anlatacak. Örgütlerimize sadece bu 6 projeyi anlatacağız. Emekli projemizde milletvekili emeklileri yok, işçi memur, Bağkur emeklileri olacak. Bize “CHP sadece eleştirir” derlerdi, şimdi net, somut, akılcı öneriler biz getiriyoruz.

EMEKLİLERE İKİ MAAŞ İKRAMİYE

Bu konuda mütevazı değilim: Emeklilere iki maaş ikramiye ile ilgili bugüne kadar hiçbir iktisatçı “Bu para ödenemez”demedi. Bu konuda mütevazı değilim çünkü bu konuyu en iyi bilenlerden biri benim Türkiye’de. Paranın nasıl toplandığını benden daha iyi bilen bir veya iki kişi çıkmaz. Kaldı ki bu parayı verince asıl kârlı esnaf olacak. Emekli oradan alışveriş yapacak, piyasa canlanacak, gelir dağılımını dengeleyeceğiz.

SEÇİM TUZAĞINA DÜŞTÜLER

Popülizm yapsaydım…: (CHP’nin emekliye iki ikramiye projesi ile ilgili Davutoğlu’nun “seçim tuzağına düştüler, biz düşmedik” yönündeki sözleri üzerine) Halka tuzağı kim kurdu? Emeklisi daha perişan olan ülke var mı? Emekliye gitsinler sorsunlar, “Hayatından memnun musun?” diye. Kim tuzağa düşürdü? Onlar… Çünkü emekliye iyi bir hayat vaat etmişlerdi. İşsizleri tuzağa düşürmediler mi? Herkesin işi olacak diyorlardı. Benim sözüm söz. Beni diğer siyasilerle kıyaslamak kadar büyük bir hata olamaz. Ben Erdoğan da Davutoğlu da değilim ne söz verdiysem sözümün arkasında duran bir insanım. Popülist propaganda yapsaydım, emekliye “Her ay ikramiye vereceğiz” derdim; ama ben “İki ay vereceğiz” diyorum çünkü hesabını yaptım. “Kaynak yok”, hayatımda duyduğum en saçma laflardan birisidir. Yandaşa gelince kaynak var da emekliye gelince mi kaynak yok? Yeri geldi mi, “Dünyanın yirmi ekonomisinden birisiyiz” diye övünmüyorlar mı? Bu 20 ekonomiye baksınlar bizim kadar emeklisi perişan hangi ülke var.

MUTFAKTA YANĞIN VAR

Biz de üretebiliriz, üreteceğiz: Ekonomi ağırlıklı altı proje. Şu anda vatandaşın en ciddi sorunu ekonomi. Mutfakta yangın var. Kim ne derse desin. Türkiye’nin en temel sorunu işsizlik. Türkiye üretmiyor, üretmeyen bir Türkiye oldu, sadece tüketen bir ülkeyiz. Katma değeri yüksek ürünleri üreten ve tüketen ülkeler diye dünya ikiye ayrıştı. Birileri üretiyor, biz tüketen durumdayız. Biz de üretebiliriz ve üreteceğiz, onun için geleceğiz iktidara.

KÖY ENSTİTÜLERİ YENİDEN AÇILACAK

Gerekirse köy okullarını yeniden açacağız: Yapacağımız tek şey, önceliğimiz bütün atama bekleyen öğretmenlerin tamamını öğretmen kadrosuna atamak. Bunu yapacağız, gerekirse köy okullarını yeniden açacağız çünkü taşımalı sistem çöktü ve bir şey vermiyor topluma. Belli sayıda öğrenci varsa oraya derhal okul kurulacak. Öğretmen açığı kadar öğretmen alacağız ve yeni kadrolar da yaratacağız. Şu anda çift eğitim veren okullar var. Emin olun; kampanya yapın pek çok işadamı okul yapar. Siz devletin cebinden para çıkmadan okul sorununu çözebilirsiniz.

MEZUN ÖĞRENCİLERE İŞ GARANTİSİ

İş garantili eğitim: Eğitimi tepeden tırnağa yeniden yapılandıracağız. İş garantili eğitim vereceğiz. Mezun olunca işi garanti olacak. İş garantili eğitim sistemi. Yeni okullar açacağız.

ŞEKER FABRİKALARI ÖZELLEŞTİRİLMEYECEK

Şekeri fabrikalarını özelleştirmeyeceğiz: Et Balık Kurumu’nu yeni bir tanımla yeniden kuracağız. Şeker fabrikalarının hiçbirisini özelleştirmeyeceğiz çünkü fabrikalar hem hayvancılık açısından hem çiftçi açısından çok önemli. Sıvı şeker kullanımını da sınırlayacağız, AB normları neyse onu getireceğiz.

AKP DEVLETLEŞTİ

Seçim güvenliği: O tür endişeleri ben her ortamda dile getirdim. Nedeni de şuydu: AKP devletleşti. iktidardan gittiği zaman kendisi için faturanın ne olduğunu en iyi o biliyor. Dolayısıyla gitmemek için her türlü yola başvurabilir. Her türlü yola. Şu örnek aklın mantığın alamayacağı bir örnektir. Taksim’de uzun namlulu silahla bir kadın ateş edecek ve polis onu hiç yakalayamayacak. Taksimde ateş edecek, kaçacak ne kimliği ne de yakalanması konusunda bir şey olmayacak. O zaman adama sorarlar hükümet, devlet, içişleri bakanı, emniyet genel müdürü nerede. Gittiler savcıyı vurdular, şehit ettiler; aranan kişiler bunlar, bilinen kişiler bunlar.

AKP DEVLETİ İLE MÜCADELE EDİYORUZ

Batıdaki gibi bir seçim süreci değil: Devlet kaynaklarını zaten AKP kullanıyor. valisi, kaymakamı, defterdarı… Hiçbirisi kendisini devletin memuru olarak görmüyor, AKP’nin memuru olarak görüyor. Sadece kaynak değil, bilgi olarak, çaba olarak da AKP’yi destekliyorlar. Bizim yaşadığımız temel sorun AKP devletiyle mücadele etmektir. Batıdaki gibi bir seçim sürecini yaşamıyoruz. İktidara sıkı sıkıya tutunmuş, devletleşmiş, statükosunu koruyan, kaybetmenin maliyetini bilen, kaybetmek için de her şeyi göze alan bir AKP ile mücadele ediyoruz.

ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE PARTİ TÜZÜĞÜNÜ DEĞİŞTİRECEĞİZ

CHP’de kontenjan kuralı değişiyor: (Dışarıda kalan, parlamentoya taşısaydım dediğiniz isimler oldu mu? Sorusu üzerine.) Var tabii. Aday adaylığı için ister kontenjan, ister önseçim için başvuranların tamamı değerli. Parlamento dışında kalan arkadaşlarımızın büyük bir bölümü önseçimden kaynaklanıyor. Kontenjan olarak kullandığımız sayı zaten çok kısıtlı. Ankara, İstanbul ve İzmir’de kullandığımız kontenjan sadece 26 kişi. Birinci sıralar kadın olunca, geriye kaldı 19 kişi. Bunların içinde milletvekili olanlar da yeni gelenler de var. Kontenjan aslında ilk kez siyasete girenler için kullanılması gereken bir araç olmalı. Bu bir akademisyen olur gazeteci olur, avukat, tarihçi, sanatçı olur. Maalesef bizde böyle olmamış. Önümüzdeki süreçte tüzüğü değiştireceğiz, kontenjanı bir kez kullanan bir daha kullanamayacak, önseçime girer, çıkarsa gelir.

ADAYLAR 19 NİSAN’DA TANITILACAK

CHP, milletvekili adaylarını 19 Nisan’da Kılıçdaroğlu’nun katılacağı törenle tanıtacak. Ankara ATO Congressium’da yapılacak törende aynı zamanda partinin seçim bildirgesi de kamuoyuna açıklanacak.

“BİZ DEVLETİ SOYANLARI HIRSIZ DİYE DAMGALARIZ

Kılıçdaroğlu, OSTİM’i ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ile ilgili girdiği polemiğin anımsatılması üzerine şunları söyledi:

“Sayın Kocasakal neyi söyleyeceğini çok iyi bilen birisidir. Kendisine her konuda destek veririz. Asıl burada eleştirilmesi gereken operasyonu düzenleyenlerin beceriksizliği, faillerin üç aşağı beş yukarı polisin, MİT’in takibinde olduğu halde ellerini, kollarını sallayarak İstanbul Adliyesi’ne girmeleri, savcı dahil 3’ünün öldürülmesi. Cumhurbaşkanı yine yaptığı açıklamada terör örgütü mensuplarına terörist diyemiyorlar. Hayatımda duyduğum en saçma şeylerden birisi. Biz eline silah alıp masum insanları öldüren kim olursa olsun, kimliği ne olursa olsun, düşüncesi ne olursa olsun terörist diye damgalarız ama biz aynı zamanda devleti soyanları da hırsız olarak damgalarız.”

“BU MİLLETİN YAKASINDAN DÜŞ ARTIK”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İran dönüşünde 335 milletvekilinin yeterli olduğuna ilişkin açıklamasıyla ilgili, “Bir partiye doğrudan destek vermek, dolaylı destek vermek cumhurbaşkanına yakışmaz. Dört yüzdü şimdi düşürmüş, daha da düşürecek. Bu millet bıktı artık. Bu millet işsiz, bu millet yoksul, bu millet perişan. Emekli geçinemiyor; esnaf alışveriş yapamıyor, siftah yapamıyor. Biz bunların üzerinde duruyoruz. Onun derdi başka. Yeter artık. Bu milletin yakasından düşsün” dedi.

ERDOĞAN İÇİN YSK’YA SERT TEPKİ

Kılıçdaroğlu, televizyonların 2 haftada 533 dakika boyunca Erdoğan’ın konuşmalarını canlı yayınlamaları konusunda ise şunları söyledi:

“YSK’nin görev yapması lazım. Cumhurbaşkanlığı makamı YSK’nin denetim alanı dışında olan bir makam değildir. Seçimlere gölge düşürmemenin temel yolu YSK’nin tarafsız objektif görev yapmasıdır. Kim ihlal ediyorsa gereğini yapmasıdır. Cumhurbaşkanı ayrıcalıklı kişidir, ben bir şey diyemem diyorsa YSK; o görevi bıraksın, o görevi yapmasın. Eğer bir ülkenin, anayasaya göre tarafsız olması gereken, ‘Tarafsız kalacağım’ diye yemin eden bir cumhurbaşkanı kuralları ihlal ediyorsa, ilk uyaracak makam YSK’dir. YSK, bunu görmezden geliyorsa kimse kusura bakmasın, ona Yüksek Seçim Kurulu demememiz lazım. Oradaki insanlara da yargıç demememiz lazım. Oturup devletin televizyonu sabahtan akşama kadar AKP propagandası yapar YSK sessiz kalırsa olmaz.”

VATANDAŞLARA ÇAĞRI: ERDOĞAN’A DAVA AÇIN

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın televizyonlarda konuşarak tarafsızlığını çiğnemeyi sürdürmesi halinde vatandaşlara dava açma çağrısında bulunarak, “Oturup, devletin televizyonu sabahtan akşama kadar AKP propagandası yapar, YSK sessiz kalırsa, olmaz. Geçen yasama döneminde RTÜK’ün resmi rakamları aktarıldı. ‘Bizim işimiz değil, savcının işidir’ dediler. Dosya kapatıldı. Bütün süreci her vatandaşımız çalıştırabilir. Dilekçe verebilir, ta AİHM’e kadar gidilebilir. Bir seçimin demokratik ortamda yapılmasını istemek kadar doğal bir talep olabilir mi?” dedi