Son Dakika Haberler

SARIYER SPOR KULÜBÜ VE FUTBOLCULAR

SARIYER SPOR KULÜBÜ VE FUTBOLCULAR
Okunma : 189 views Yorum Yap

En çok konuşulan konu hiç şüphesiz transfer edilen
futbolculardır. Bu diğer spor dallarında da böyledir.

Kulüpler ihtiyaçlarına ve izledikleri ya da tavsiye edilen
futbolcuları kadrosuna katmak için uğraş verirler. Kaç futbolcu
gerekiyorsa o kadar futbolcu almak isterler. Örneğin beş futbolcu
alacaksa en azından on futbolcu tespit ederler. Mesele bir santrafor
alınacaksa iki isim tespit edilir, ilk tespit edilen futbolcu üzerine
gider bu futbolcu olmaz ise ikinci isim üzerine gidilir ve mümkün olan
şartlarda transfer gerçekleştirilir. Bu diğer mevkiler içinde aynıdır
ve bu yol takip edilerek kadro oluşturulur.

Her transfer edilen futbolcu mutlak takımda oynar anlayışı
hareket edilir. Bu futbolculardan bir ya da bilemediniz ikisi “İyi
yetenektir, bugün değilse yarın yararlanılır” düşüncesi ile transfer
edilir. Bu da doğru bir yöntemdir.

Acaba her transfer edilen futbolcu yeni takımında başarıyı
yakalayabilir mi, direkt oynayabilir mi? Bu soruya yanıt verirken şunu
da unutmamak gerekir. Örnek olarak Sarıyer’i ele alalım Sarıyer’den
bir başka kulübe giden her futbolcu gittikleri kulüpte başarılı
olabilir mi? Gelin bu sorulara birlikte yanıt verelim…

Önce şunu vurgulamak isterim. Sarıyer Spor Kulübü 1960 lı
yıllardan 1981/82 yılına kadar alt yapıdan yetiştirdiği futbolcuları
büyük kulüplere satarak bütçesini tanzim etti ve yaşam savaşı verdi.
Bu dönemlerde yetiştirdiği büyük futbolcular nedeni ile! Sarıyer S.
Kulübüne “futbol tarlasıdır” denildi. Örnek vermek gerekirse;
Türkiye’de genç takım kuran ilk kulüp Sarıyer’dir. Baba Kenan’ın
gayreti ile 1957 Sarıyer Junior takımı kuruldu. 1959 da genç takımlar
liglerine iştirak edildi. O takımdan; İki milli futbolcu çıktı:
Erdoğan Ertaul, Ender içten… Sarıyer takımında 1962/63 sezonunda ve
şampiyon olan kadroda yer aldılar. Yine bu kadrodan Zeki Yazıcı
şampiyon kadronun kalecisi olarak ter döktü. O genç takımdan Erdin
Yücel, Ahmet D. Çetin, Nuri Taflanoğlu, Eyüp Şengün, Ahmet Şengönül
gibi futbolcular çıktı. Bu futbolcular Sarıyer’de çok başarılı
oldukları gibi. Hemen hepsi gittikleri kulüplerde de başarılı oldular.
Bir kısmı tekrar Sarıyer S.K. ne geldi bir iki yıl sonra profesyonel
takımın asları arasına girdiler. Sonra ki yıllarda devam etti Sarıyer
genç takımından yetişen futbolcular:. Örneğin: Migro Mustafa (Pırnal),
Cemil Turan, sonraki yıllarda Yakup Kaptan, Şener Çınar, Eyüp Odabaşı,
Suphi Soylu, Cengiz Oğuz, Mahmut Kocabal, Erdem Acar, Erkut Hürman)
Kamil Doygun, İsmail Kartal (Milli), Altay Unan (Milli), Aykut Kocabal
(Milli), Oğuz Aydoğdu (Milli), Yaşar Elmas (Milli), Fuat Bayrak,
Fikret Başaran, A. Oktay Çevik (Milli), Ali Yavuz, Abdullah Işıldak,
İlker Büyükdurmuş, Osman Yıldırım (Milli), Cengiz Güzeltepe, Engin
Ülker, Ufuk Ülker, İbrahim Kutluğ, Hakan Çimen (Milli), Erkan Ünlü
(Milli) Kerem Menekşe (Milli) Metin Karaca (Milli), Ervan Güngördü
(Milli), Ethem Bayburt ve daha sayacağımız pek çok kişi! Mesela;
Kerem Çekiç (Milli), Engin Erdal (Milli), daha sonraları Turgay
Koyuncu, Serhat Akyüz, Ertan Koç ve Tayfun Karadağ (milli) ve daha pek
çok futbolcu var ismini hatırlayamadığım! Bu futbolcular Sarıyer alt
yapısından yetişti, Sarıyer’de oynadılar ve gittikleri kulüplerde
forma giydiler… Ama…

Aması şu Sarıyer’den giden gerek alt yapıdan yetişen
futbolcu gerek dışarıdan transfer edilip de bir süre oynadıktan sonra
başka kulüplere geçen futbolcular olsun gittikleri kulüplerde başarılı
oldular mı?

Sarıyer altyapısından yetişip de gittikleri kulüplerde
başarılı olamayan futbolcu sayısı az değil. Örneğin; Sarıyer alt
yapısından yetişen Ufuk Ülker, başarılı futbol yaşamını devam
ettiremedi, amatör liglerde ömür tüketti. İbrahim Kutluğ gibi bir
yetenek kayboldu sahalardan. Sarıyer altyapısından yetişip iki sezon
profesyonel kadroda kalan ve iki sezonda lig maçlarında 40 tan fazla
gol atan Ertan Koç maalesef Sarıyer’den gittikten sonra bir türlü
istediği futbolu oynayamadı. Her ne kadar Gaziantep Belediye’de biraz
tutunabildi ise de bu yeterli değildi. Bu çok büyük yeteneğin erken
yitmesi Türk futbolu adına üzücü bir olaydır. Yine Altyapıdan gelen ve
Sarıyer defansının solunda oynayan Tayfun futbol tekniği ile
dikkatleri üzerine çekerken hem milli formayı giyiyor ve hem de pek
çok kulüpten transfer teklifi alıyordu. Sarıyer’den ayrıldıktan sonra
ise gittiği kulüpte bir şey yapamadı ve kaybolup gitti. Keza Kerem
Çekiç, Erdal Engin gittikleri kulüplerde aynı başarıyı gösteremedir.
Aynı şekilde Erkut Hürman, Ervan Güngördü, Erkan Ünlü, Ethem Bayburt
de istenilen başarıyı gösteremeyenler arasında yer aldılar…

Tabii çok başarılı olanlar var. Her biri defalarca milli
formayı giydikleri gibi gittikleri kulüplerde çok üstün performans
gösterdiler ve yıllarca oynadılar… Bir kısmı Sarıyer’de parladı ve
Sarıyer’de futbol yaşamlarını noktaladılar. Başarılarını kendi
formaları ve kulübü içinde yaşadılar… Ama gidenlerden Cemil Turan
(İst. Spor, Fenerbahçe), Migro Mustafa Pırnal (Altay, Düzce, tekrar
Sarıyer), Eyüp Odabaşı (Fenerbahçe, Trabzon, Karabük ve tekrar
Sarıyer), Yakup Kaptan (Vefa), Şener Çınar Trabzonspor, Adanaspor),
Ali Yavuz (Trabzonspor), Suphi Soylu (G. Saray, Sakarya), Yaşar Elmas
(BJK, Rize), Oğuz Aydoğdu (G. Saray), Erdem Acar (Bolu), Aykut Kocabal
(Malatya) ve daha pek çok kişi gittikleri kulüplerde çok başarılı
oldular…

Sarıyer’e transfer olan futbolculardan elbette ki pek çoğu
başarılı futbol oynadı. Bir kısmı da bekleneni veremedi. Bir kısmı da
Sarıyer’de çok başarılı olurken, Sarıyer’den ayrıldıktan sonra
gittikleri kulüpte varlık gösteremediler. Örneğin; Göksel Akıncı yaşlı
olarak eleştirilmesine karşın oynadığı futbolla herkesin dikkatini
çekti, takımını bataktan kurtaran adamlardan biri olmayı bildi. Keza
Eser Yayla Sarıyer’de müthiş futbol oynayarak dikkat çekti,
Sarıyer’den ayrıldıktan sonra pek varlık gösteremedi. Güney Atılgan
Sarıyer’de çok iyi idi ayrıldıktan sonra kayboldu. Cemre Atmaca
Trabzon’da çok iyi iken gittiği kulüplerde fazla ilgi çekmedi ve
başarılı olamadı ama Sarıyer’de her gelişinde takımının gol adamı ve
en iyilerinden biri olmayı bildi. Gökhan Ünver Sarıyer’de takımının en
iyi adamı olarak isim yaparken, Sarıyer’den ayrıldıktan sonra eski
havasına hiç ulaşamadı. Atahan Menekşe genç takımdan müthiş çıkış
yaptı ama Sarıyer’den ayrıldıktan sonra yitip gitti. Emrah Şahin
Çiftçi de İstanbul dışı transfer yaparak belki de kulübünden erken
ayrılmanın etkisi altında kaldı ve başarısını tekrarlayamadı. Oğuz
Kocabal Sarıyer’den ayrıldıktan sonra gittiği kulüplerde çok daha iyi
oynayarak olarak kendini kabul ettirdi. Büyük istikbal vadeden Melih
Nişancı da Sarıyer’den erken ayrıldı ve kaybolup gitti. Sinan Pektemek
Sarıyer’de çok iyi bir gol adamı iken, ayrıldıktan sonra ortadan
kayboldu. Sarıyer defansının yorulmak bilmeyen defans adamı olan Emre
Karaman Sarıyer’den ayrıldıktan sonra bir türlü eski havasını
bulamadı. Soner Ergençay kayboldu gitti, Barış Bakır da Sarıyer’e ilk
gelişinde çok iyi idi Sarıyer’den ayrıldıktan sonra bir varlık
gösteremedi, ikinci gelişinde ise bir türlü eski havasını bulamadı.
Çok başarılı bir santrafor olarak tanınan ve Eyüp’ün en iyi
adamlarından biri olan Ergün Çakır gittiği Giresun’unda harikalar
yaratırken, İnegöl’den fazla bir varlık gösteremedi Sarıyer’e gelince
de sahalardan silindi gitti. Süper Lig deneyimi olan ve G. saray gibi
bir takımda oynayan Serdar Eylik’in Sarıyer’de başarısız olmasına ne
demek lazım?

Demek istediğim şu: Yeni bir futbol mevsimine girdik, Bu
hafta ilk lig maçımızı oynayacağız. Takımımıza 9 yeni transfer
futbolcu var. Takım kadrosunda olan bir yıl önceki kadronun
futbolcularını tanıyoruz, yeni gelenleri de tanımaya çalışacağız. Bir
kısmı çok iyi randıman verebilir, bir kısmı henüz hazır olmayabilir,
bir kısmı ise hiç varlık göstermeyebilir. Bütün bunları göz ardı
etmeden, antrenman ve maçları izlemeliyiz… Az transfer bir yerde
yerinde ve istenilen yerlere transfer yapılması demektir. Çok transfer
yapıp alınanlara yer aramaktansa, az ama yerinde transferlerle
mevkilere adam almak akla uygun olandır. Bu sezon bu yolun takip
edildiğini görüyoruz. Serdar Kulbilge, Kerem Çalışkan, Serkan Balcı,
Halim Harlak, Kıvanç Karakaş’ın nokta transfer oldukları bilindiğine
ve geçen sezonun başarılı adamı Erkut’un da son bir hafta içinde
tekrar takım kadrosuna katıldığına göre, başarılı bir transfer ayı
arkada bırakılmış demektir.

Bundan böyle yapılacak şey takımı yakından izlemektir.
Teknik kadro geçen sezon da görev yaptığına göre takımı çok iyi
tanıyorlar ve gereken önlemleri de alarak lig maçlarına en iyi şekilde
hazırlanacaklardır.

Bu uzun yazıyı şunun için yazdım; transfer edilen her
futbolcunun direkt olarak takımda yer alacaklarına, takımı
uçuracaklarına, başarıdan başarıya koşacaklarına kendimizi
kaptırmayalım… Elbette ki onlar da bunu ister ama bir futbolcunun yeni
takımına uyum sağlaması hiç de kolay değildir. Bu nedenle beklemeyi,
bilelim, sabırlı olmayı bilelim ve desteklerimizi esirgemeyelim.

İlk maç bu hafta Bodrum’da başarı dileklerim, takımımız için olacak…Yazan: İbrahim BALCI