Son Dakika Haberler

Dil Bayramı Kutlu Olsun.Arzu Kök

Dil Bayramı Kutlu Olsun.Arzu Kök
Okunma : 158 views Yorum Yap

Arzu KÖK
Arzu KÖK
“Bir ülkeyi ele geçirmek isteyenler, önce dilini ele geçirirler” diyor
Konfiçyüs. Sonrasında da ekliyor; ” Bir ulusun önce dilini
geliştiririm. Dil düzgün olmayınca; söylenen, söylenmek istenen
değildir. Söylenen; söylenmek istenen olmayınca, yapılması istenen
yapılmadan kalır, yapılması gereken yapılmadan kalınca, töreler ve
sanat geriler. Töreler ve sanat gerileyince, adalet yoldan çıkar.
Adalet yoldan çıkınca, halk çaresizlik içinde kalır. İşte bundan
dolayı, söz başıboş bırakılmaz.”
Yani herşey, dilimize gerekli değeri vermemizle başlar. Türkçe’yi
sevmek, onu doğru kullanmak ve geliştirmek Türk insanının, özellikle
aydınının en öncelikli görevidir. Zira milletlerin gelişmişlik
seviyeleri dil ile ölçülür. Yani medeni olmanın ön koşulu dildir.
Türkçe, 1928 Harf Devrimi’nin gerekçelerinde belirtildiği gibi, Latin
Temelinden Alınan Modern Türk Alfabesi’ni kullanır. Ulu Önder Atatürk
Harf Devrimi ardından ‘Güneş Dil Teorisi’ni ortaya atarak, Türkçe’nin
gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır. Birçok kavramın da Türkçe
karşılıklarını kendisi bularak dilimize kazandırmıştır. Unutmayalım,
Türkçe gelişmiş bir dildir: çünkü Türkçe’nin söz varlığı bugün 75.000
civarındadır. Türk Dil Kurumu’nun 1945’te çıkardığı birinci baskı
Türkçe Sözlük 20.000 civarında kelime varken, 1998’de çıkardığı Türkçe
Sözlükte 75.000 kelime vardır. Yeryüzünün en eski ve yeni coğrafya
parçasında en çok konuşulan gelişmiş, zengin bir dildir. 1980’lerin
ortalarında UNESCO hazırladığı raporda, Türkçe’nin konuşulan sayısı
bakımından dünyanın beşinci büyük dili olduğunu açıklamıştır.
Böylesine zengin ve güzel bir dilimiz varken onu bozmaya yok etmeye
çalışıyorlar. Onu daha da zenginleştirip doğru kullanımını sağlamak
dururken. Neden ? Çünkü dış mihraklar dilimizi yok etmek istiyorlar.
Türkçemiz bir dünya dili olmaya aday iken, nereden geldiği belli
olmayan bir hain rüzgarın etkisiyle bir bozma akıldışılığına uğruyor.
Türkçe’nin bin yıllık geçmişine, deneyimine hücum edildi. Türkçemiz en
yetkin çağındayken canına kastedildi. Ölmedi! Ölmedi, ancak sakattır
şimdi.
Caddelerde gezerken başınızı yukarı kaldırıp tabelalara baktığınızda
görürsünüz ki isimlerin %70’i yabancı sözcüklerden seçilmiş. Açıyı iyi
ayarlayıp bunlardan birinin önünde bir fotoğraf çektirseniz,
çevrenizdekilere de ‘Bakın bu falanca ülke ziyaretim sırasında
çekilmiş bir resmimdir’ deseniz emin olun ki inanırlar. İnsan bazen
hangi ülkede yaşadığını anlayamıyor. Burası Türkiye, beyler, bayanlar.
Dilimize sahip çıkalım. Dilimizi yok etmek isteyen dış mihraklara ve
onlara çanak tutanlara izin vermeyelim. Dilimizi doğru kullanalım,
kullandıralım.
Bir de dilimizin bu halde oluşu hep gençliğin suçu gibi gösterilip
duruluyor. Peki bir genç, kendisini ve çevresini anlamaya başladığı
andan itibaren, en utanç verici işler için, “Bunu yapsa yapsa bir Türk
yapar” dendiğini duymuşsa, “Burası Türkiye” lafının “Burada her halt
edilir!” anlamına geldiğini öğrenmişse, göğüs kabartacak yerli
üretimin bile yabancı markaymış gibi sunulduğuna tanık olmuşsa, o
gencin kendisiyle ve ülkesiyle övünmesi mi beklenir; yabancı olması
koşuluyla her kültüre hayran olması mı? Türkçe’yi düzgün konuşması mı,
yabancı dillerde konuşması mı? Durum böyleyken hala gençleri mi
suçlayacaksınız, merak ediyorum doğrusu. Atalarımız “İğneyi kendine,
çuvaldızı başkasına batır” derler. Ama nedense hiç o iğne bize batmaz.
Suçlu hep dışarılardadır. Kendisini aydın olarak tanımlayanlar,
yazarlar, çizerler bile Türkçe’nin düzgün kullanımını geri plana
ittikten sonra diğer insanlarımızdan ne beklenebilir ki?
Umutsuz değilim yine de. İnanıyorum ki dilimizin önemi er ya da geç
anlaşılacak ve ulaşacaktır hak ettiği yere. Dilimiz yatağından çıkmış
bir su örneği, Türk Milleti tarihi yatağına girecek ve elbette engin
denizlere erecektir. Bu uğurda bize ve tüm aydınlara büyük bir görev
düştüğünün de bilincindeyim. Dilimize sahip çıkalım, ülkemizi yok
olmaktan kurtaralım…
Dil Bayramı kutlu olsun…
Arzu Kök