Son Dakika Haberler

Oyunun Parçası Olmak….Arzu KÖK

Oyunun Parçası Olmak….Arzu KÖK
Okunma : 89 views Yorum Yap

Türkiye’yi ve Türkiye’nin çıkarlarını esas alan çalışmaların aslında
tek bir anlamı vardır; o da ulusal stratejik çıkarlara hizmet
etmektir. Ulusal çıkarlar ise hayati önem taşıdığı için her şeyden
önce gelmelidir. Zira Ulusal çıkarlarını koruyamayan bir ülkenin
varlığı tehlike altına girmiş demektir. Günümüzde ülkemizde
yaşananlarda  olduğu gibi…
AB ve ABD çıkarlarının aracı olarak evrensel değerlere ya da doğrulara
hizmet ettiklerini sananlar büyük bir yanılgı içindedirler. Millinin
ya da yerelin karşısına sözde bir dünya vatandaşı olmak gibi evrenseli
koyanlar aslında ne millinin ne de evrenselin ne olduğunu gerçek
anlamda kavrayamayanlardır. Aslında bu kavramlar birbirlerinin karşıtı
değildir. Aksine birbirlerinin devamı niteliğindedirler. Ancak
bilinmelidir ki milli yoksa evrensel söz konusu bile değildir.
Günümüzde yaşanan küresel gelişmeler, bir ülkenin topraklarına el
koymayı gereksiz hale getirmiştir. Zira bir halkın düşünce, kültür ve
inançlarını etkileyen araçlara el koymanın ürettiği sonuçlar,
topraklarına el koymanın ürettiği sonuçlardan çok daha etkilidir. Zira
düşüncenin zapt edilmesi toprağın zapt edilmesinden daha kalıcıdır.
Örneğin; “Ermeni Soykırımı” iddiaları karşısında dışarıdakilerden çok
içerdekilerle uğraşılması bunun bir sonucudur. Türkiye’de ekonomi,
siyaset, kültür ve medya kullanılarak halkın, kendini ve kendine ait
olanları korumaya kalkması yada savunması dahi engellenmektedir.
Aslında son günlerde dayatılan “Gerçeklerle yüzleşin”, “Tarihinizle
yüzleşin” söylemlerin altında bir dilin ve kültürün musalla taşına
yatırılması istekleri vardır. Zira tarihini, dilini musalla taşı
üzerine yatıran bir millet için bu dünyada devam diye bir şey söz
konusu dahi edilemez. Bir halkı yabancı telkin ve etkinliğine açık
hale getirebilmek için öncelikle ona tarihini, dilini, geleneklerini,
inançlarını, kimliğini ve kültürünü, sorgulatır hale getirmek gerekir.
Bugün ülkemizde yapılmakta olan da budur.
“Tarihle yüzleşmek” adı altında Anadolu’yu Türk hakimiyeti altına
sokan tarih; Türk halkının bizzat kendisine mahkum ettirilmeye
çalışılıyor. Sözde dinler arası kurulan diyaloglar da Müslüman
kitlelerin kafasında bir inanç karmaşası meydana getirme
çalışmalarından başka bir şey değildir. Azınlık ve mezhep üzerinde
yapılan onca çalışmanın amacı da aidiyetleri azalmış, kontrol
edilebilir gruplara dönüşmüş Türkiye’yi yaratmaktır. Böylece de
Türkiye herhangi başka güç araçlarına gerek kalmadan kendi kendine
parçalanacaktır.
Kabul etmek gerekir ki, yabancıların bu konulardaki yatırımlarının
sonucu onlar açısından göz kamaştırıcıdır. Yabancı çıkarlarını,
namusunu savunur gibi savunan boyalı basın, finans ve bazı
akademisyenlerin etkinliği, bunun en güzel kanıtıdır. Son zamanlarda
yerli malı kullanmanın ne kadar yanlış olduğunu anlatan makaleler,
kapitülasyonların kalkınma ve gelişmedeki yerini konu alan bilimsel(!)
çalışmalar,  bağımsızlığın kötü yönetim ve diktatörlük anlamına
geldiğini savunan kitaplar, Türkçe şarkı söylemenin geri kafalılık
olduğunu haykıran kültürel ve sanatsal çevreler ülkemizin üzerinde
oynanan oyunun ne kadar etkin hale geldiğinin kanıtıdır. Yani
amaçlarına ulaşmalarına ramak kalmıştır.
Türkiye’nin bu çıkmazdan kurtulması ise oyunu kurallarına göre
oynaması ile değil kendi kurallarını koyması ile mümkün olacaktır.
Gözlerini kapayıp, vazifesini yapanlar ya da görevlerinin “yap
denileni yapmak; yapma denileni yapmamak” olduğuna inanan siyasilerle
bu işin olmayacağı da açıktır.
Artık Türk Ulusu’nun bu oyunları anlama ve mücadele etme zamanı
gelmiştir. Yoksa yukarıda da belirttiğim gibi atalarımızın kanıyla
sulanmış, nice zorluklarla elde edilmiş bağımsız ülkemizi kendi
ellerimizle anlaşma masalarında kaybedeceğiz. Daha doğrusu kaybetmek
durumunda bırakılacağız. Kanımızla kazandıklarımızın mürekkeple
kaybedilmesi ise acıların en büyüğü olacaktır. Ama o zaman da iş işten
geçmiş olacaktır. Zira yeterli mücadeleyi vermediğimiz için, her
söylenene kanıp düşünmeden hareket ettiğimiz için olacaktır.
Ülkemize yapılmak istenenler ortadadır. Karar ise Türk Ulusundadır. Ya
bu oyunun parçası olacak ya da oyunun kurallarını kendisi koyarak
mücadeleye girişecektir.
ARZU KÖK