Son Dakika Haberler

VEHBİ KOÇ VAKFI LİSESİNDE ‘KUTLU DOĞUM HAFTASI VE BİR ÖĞRENCİMİZ

VEHBİ KOÇ VAKFI LİSESİNDE ‘KUTLU DOĞUM HAFTASI VE BİR ÖĞRENCİMİZ
Okunma : 26 views Yorum Yap

Kutludugum
Eski adı ile ‘Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi’ yeni adı ile de ‘Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ nde 20 Nisan 2015 günü Konferans Salonu’nda ‘Kutlu Doğum Haftası’ sebebi ile bir etkinlik düzenledik. Teklif benden geldi ve Müdürümüz Sayın Maksut Balmuk Bey, önerimi çok olumlu karşılayarak, ‘mutlaka yapalım’ cevabını verdi.
Program için sadece bir prova yapabildik. Çünkü aynı hafta ‘Turizm Haftası’ idi ve ilçe açılış programı da okulumuzda gerçekleştirildiği için bu yönde çalışmalar vardı. Gerçekten muhteşem bir açılış programı oldu. Edebiyat öğretmenimiz Şule Hanım’ın desteği ile ‘Kutlu Doğum haftası’ programı yaptık. Teşekkür ettik kendilerine. Ancak içerikte olmasını istediğimiz ilahi korosunu müzik öğretmenimiz kısa zamanda oluşturdu ve de çalıştırdı. İki prova ile onları adeta profesyonel hale getirdi. Kutluyorum kendilerini. Şiir dinletisi bölümünden sonra bendenizin siyak ve sibak bütünlüğü olmayan dağınık konuşması gerçekleşti ve müdürümüz Maksut Balmuk Bey’in müthiş hitabeti güne gerçekten zenginlik kattı. Ayrıca, çalışmalar sırasında çocuklara mırıldandığım sırada, bir kaside söyleme görevini verdi Nurcan Hanım. Halbuki benim sesimi duyan iki kilometre uzağa kaçar. Şule Hanım da destek verdi buna. Bizim için çalışan bu hoca hanımları kıramadık. Gül dağıtımı ve mini bir ikram ile program bitti ve Maksut Balmuk Bey’in deyimi ile, ‘müdürler, öğretmenler ve öğrenciler değişse de bir kültür’ olan Vehbi Koç’un değerli öğretmen kadrosu salonu şereflendirmişti. Konuşmada dediğim gibi, ‘Takdire şayan bir görüntü varsa tüm öğretmen arkadaşlarımızın eseri’ dir. Onların yıllardır eğittiği öğrencilerin başarı ve becerilerinden yararlandık aslında. İbrahim Balcı Bey ve ADD Başkanı Fahrettin Serdaroğlu ve Beyhan Hanım’ın misafirleri de gelmişti programa. Öğrencilerimiz de, ‘biz de gelelim’ diyerek yarıştılar birbirleri ile. Ancak salonumuz sınırlı sayıda insan aldığı için birkaç sınıf katılabildi programa. Yine de sınıflardan sıyıranlar da ayakta durarak da olsa salonda yer almıştı. Oturanların iki misli kadar ayakta duran vardı desek abartmış olmayız sanırım. Görev yapan öğrencilerimizin de hepsine teşekkür ediyorum.
Kutlu Doğum Programı’nda konuşmacı olarak görevi 11-A sınıfı öğrencilerimizden Ece YURTLU’ ya verdik. Aslında başka bir sınıftan bir öğrencimiz konuşmaya talip olmuş biz de bu görevi ona vermiştik. Bu öğrencimiz kendi isteği ile çekilince bu sefer üç yıldır dersine girdiğim Ece Yurtlu’ya bu görevi verdim. Açık söyleyeyim, bugün bir sınıfta vücut dillerinden anladığım kadarı ile sanki, ‘Bu görevi bize neden vermedin?’ diye tavır koyan öğrenciler de görmedim değil. Onlar da çok başarılı ama, bir kişiye konuşma yaptırabilecektik. Sonunda Ece Yurtlu bu görevi yaptı. Bana göre çok başarılı oldu. Sonra da konunun önemini anlayarak bana teşekkür etmeyi de ihmal etmedi. Öpüyorum gözlerinden. Ve de bu konuşma metnini Ece YURTLU’ nun izni ile sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. İşte o konuşmanın tam metni.
“Sayın Müdürüm, saygıdeğer öğretmenlerim, sayın konuklar ve sevgili arkadaşlarım.
Kız çocukları toprağa gömülüyor, kan davaları her geçen gün artıyor, güçlü zayıfı eziyor, sınıf ayırımı her geçen gün artarak devam ediyor, riba/faiz maddi durumu iyi olmayanları daha da fakirleştiriyor, özetle insanlık tam bir cahiliye yani bilgisizlik dönemi yaşıyordu. Çünkü kutsal kitaplar tahrif edilmiş, tutunacak dalı kalmamış insanlık bir kurtarıcıya susamıştı.
Tam bu sırada 20 Nisan 571 yılı Pazartesi günü, insanlığı cahiliye karanlığından aydınlığa yani mutluluğa kavuşturan ve daha sonra hakemliğine başvurdukları, değerli eşyalarını emanet edecek kadar güvenlerini kazanarak ‘Muhammedu’l Emin’ dedikleri Abdullah oğlu Muhammed doğdu. O, kırk yaşına geldiğinde ‘Alemlere rahmet olarak gönderilen’ Allah’ın son elçisiydi. Kur’an-ı Kerim’de, ‘Allah’ın rızasını kazanmak, ahret gününde mutlu olmak ve Allah’ı çok ananlar için en güzel örnektir’ (Ahzab Suresi, 21. ayet)’i ile peygamberimiz bize en güzel örnek olarak tanıtılmıştır. Huzur ve mutluluğu yakalamak için peygamberimizin bize en güzel model olarak gösterilmiş olması, ‘Yüce bir ahlak üzere olduğu’ (Kalem Suresi, 4. ayet)’inde saklıdır. Zaten peygamberimiz de, ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim’ öğretisi ile hayatın her alanında, ‘davranışların en güzel şekilde nasıl sergileneceğini?’ öğretmek için gönderildiğini belirtmiştir.
Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i sevmesini, ‘Benim on tane çocuğum var, daha bir tanesini bile öpmedim’ diyerek yadırgayan kişiye, ‘Senin gönlünde merhamet yoksa ben sana ne yapayım?’ cevabını veren merhamet sahibi bir peygamberimizdir O. Bir derdini anlatırken karşısında heyecandan titreyen birisine, ‘Niye heyecanlanıyorsun? Ben Kureyşten kurutulmuş ekmek/et yiyen bir kadının oğluyum’ diyerek onu rahatlatan bir alçakgönüllülük örneğidir O. Bir cenaze geçtiği sırada, ‘O Müslüman değil ki, neden ayağa kalktın?’ diyenlere, ‘Olsun insan olduğu için kalktım’ cevabını verirken insan sevgisini bize öğretendir. O; önceki dönemlerde ‘kendisini açlığa mahküm eden bir kadının bu davranışından dolayı Cehennemlik, bir köpeğin susuzluğunu gideren kişinin de bu merhametinden dolayı Cennetlik olduğunu’ söyleyerek hayvan haklarını bize öğreten bir merhamet örneğimizdir. O; kuşu ölen bir çocuğa başsağlığına gidecek kadar sosyal ilişkilere önem veren, ‘Kıyametin kopacağını bilseniz bile, elinizdeki fidanı dikiniz’ öğretisi ile çevre bilinci ve yeşilin önemini bize öğreten bir peygamberdir.
Peygamberimiz kız ya da erkek olsun, hayırlı bir evlat yetiştiren anne ve babanın mahşer gününe kadar amel defterlerinin iyilik yazılmak şartı ile açık kalacağını bize öğretmiş, kız çocuklarının açlık korkusu ile öldürüldüğü dönemde, ‘Bir kız çocuğu olup da onu hayata kazandıran anne ve babanın Cennetlik olduğunu’ belirtmiş ve kız torunu Ümame’yi omuzlarına alarak Medine sokaklarında dolaşmış ve halkın şaşkın bakışları arasında namazı kıldırmak için kız torunu Ümame omuzlarında olduğu halde, Mescid_i Nebevi’ye gelerek bir tabuyu yıkmıştır. ‘Siyah olanın beyaz olana, beyaz olanın siyah olana takva dışında bir üstünlüğü olamayacağı’ hadisi ile cahiliyeden kalma sınıf ayırımı ve kan davalarının kaldırıldığını söylemiş, ‘bir cana kıymanın bütün insanlığı öldürmek, bir canı kurtarmanın tüm insanlığa hayat vermek olduğu’ (Maide Suresi, 32. ayet), Yahudi fakir bir komşusunun haline üzülerek, ‘Komşusu açken tok yatanın bizden olamayacağı ve stok yapılayamayacağını, komşusuna eziyet edenin de kendisini ve Allah’ı darıltmış olacağını’ bize öğretti.
Mekke’den Yesrib’e hicrete zorlandığında; yahudi, hristiyan, müşrik, münafık, Müslüman vb. dinlere mensup olanlarla ortak bir sözleşme imzalayarak ‘hem birlikte hem de hukuka bağlı yaşamı’ bize öğretmiş ve bu sebeple de Yesrib, adını artık kurallara bağlı yaşamın yani medeniyetin bulunduğu Arapçada ‘şehir’ anlamına gelen ‘Medine’ olarak değiştirmiştir.
Her geçen gün O’nun getirdiği sevgi, saygı, kısacası tüm öğretilere, ne kadar da ihtiyaç duyuyoruz. O’nu örnek alarak, dünya ve ahret mutluluğunu yakalamamız ümidi ile, ‘Kutlu Doğum Haftası’nın hepimize hayırlı olmasını diliyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, sizlere saygılarımı arz ediyorum”..