Son Dakika Haberler

AKP'nin tarihi rekoru! 80 yıldaki açığın 2.5 katı açık

AKP'nin tarihi rekoru! 80 yıldaki açığın 2.5 katı açık
Okunma : 108 views Yorum Yap

20130202-144202.jpg

Hükümetin 152 milyar dolara çıktı diye övündüğü ihracatın 140 milyar dolarda kaldığı ortaya çıktı. AKP, tarihi bir rekora (!) imza atarak, 10 yılda, 80 yıldaki dış ticaret açığının 2.5 katı açık verdi. Otomotiv ihracatı, 1.2 milyar dolar azaldı, ithalatta alınan KDV’de üçkağıt yapıldığı kuşkusu ortaya çıktı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, olumlu veriler olduğunda övüne övüne anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ve iktidara yakın hiç sözünü etmediği, merkez basının ise korkusundan değinemediği çarpıcı verileri gündeme getirdi.
“AKP’NİN 10 YILLIK KARNESİ BELLİ OLDU”
Türkiye’nin 2001’deki büyük krizden çıkmasını sağlayan ekipte yer Öztrak, 2012 yılına ilişkin verilerin gelmeye başladığını, bu verilerle birlikte dış ticarette fotoğrafın netleştiğini belirterek, AKP’nin 10 yıllık dış ticaret karnesinin de böylece ortaya çıktığını söyledi.
“Biliyorsunuz AKP iktidarı, sadece ihracatı sahiplenir. Bu ülkede ithalat ve dış ticaret açığının sahibi yoktur. Nitekim iktidar yine ihracat rekorlarından bahsediyor, ithalatı ve dış ticaret açığını ağzına bile almıyor. Hükümet ithalat ve dış açıklar konusunda üç maymunu oynasa da bizim görevimiz ‘Kral çıplak’ demek” diyen Öztrak’ın açıklamaları şöyle:
13 MİLYAR DOLARLIK ALTIN ÜÇKAĞIDI
2012’de 152.6 milyar dolarlık ihracat elbette bizi sevindirir. Ancak 2012’de İran’a doğalgaz bedeli karşılığında altınla yapılan ödeme ihracat gösteriliyor ise -ki Sayın Ali Babacan’ın bu konudaki itirafını hatırlatırım- kimse kusura bakmasın bu ihracat hormonludur. Hormonlu olan her şey gibi bu rakam da sağlıksızdır.
Bakın 2012’de en çok ihraç ettiğimiz ürün altın arkadaşlar. 2012’de 71. Fasıldan, yani altın ticaretinin izlendiği fasıldan yapılan ihracat 16.3 milyar dolar. Peki, 2010 ve 2011’de aynı rakam nedir? 3.7 milyar dolar. 2012’de altın ihracatındaki artış yüzde 336. Hem düzey olarak, hem de artış olarak bu bir rekor.
OTOMOTİV İHRACATINDA ALARM
Biliyorsunuz senelerdir ihracatın lokomotifi motorlu kara taşıtları sektörü idi. 2012’de bu sektörün yaptığı ihracat yüzde 4.1 gerileyerek 15.1 milyar dolar oldu. Yani altın ihracatının 1.2 milyar dolar altında kaldı.
Şimdi bu altın rakamlarındaki olağanüstülüğü “yağ satarım, bal satarım, altın da satarım” ciddiyetsizliği ile açıklamak mümkün değildir. Ödeme ihracat olarak gösterilmiş ihracat daha yüksek, dış ticaret açığı da daha düşük gözükmüştür.
Diğer taraftan bir kamu bankasına yatırılan İran’a yapılacak doğalgaz ödemelerinin karşılığındaki paraları kim çekmiş? Altınlar kimlerden alınmış? İran’a nasıl ulaştırılmış? Ortada ciddi bir durum var arkadaşlar.
GERÇEK İHRACAT 152 DEĞİL, 140 MİLYAR DOLAR
Bakın arkadaşlar eğer ki bu altın ihracatı 2010 ve 2011 seviyesinde olsaydı. 2012’nin ihracatı 152.6 milyar dolar değil; 140 milyar dolar olacaktı. Bu durumda ihracat artışı yüzde 13.1 değil yüzde 3.7 olmaktadır. Bu 2009’daki daralmadan sonra son on yılın en düşük ikinci ihracat artışıdır.
İTHALATTA VAHİM BİR TABLO
Gelelim ithalata, 2012’de ithalat 236.5 milyar dolar. Bir önceki yıla göre ithalattaki gerileme sadece 4.3 milyar dolar yani yüzde 1.8. Büyüme yüzde 8.5’den yüzde 3’ün altına düşüyor yani ekonomide 5.5 puanın üstünde bir yavaşlama var ve ithalattaki gerileme sadece yüzde 1.8.
Bu vahim bir tablodur. AKP iktidarında üretimin ithalata bağımlılığı o kadar arttı ki ithalatı düşürmek için üretim ve büyümeden yapılması gereken fedakârlığın boyutu 3 katına çıktı.
“PETROL ARAMA GEMİSİNİN SADECE BOYASI BİZDEN”
AKP iktidarının her konuda dışarıya bağımlılığının en somut örneğini dün gazetelere yansıyan bir haber de gördük. Medya’daki haberlere göre Enerji Bakanlığı ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, 130 milyon dolar vererek Norveç’ten sismik bir gemi almış.
Öyle bir alayiş valayiş var ki; Hükümete yakın medya geminin Ege’ye kaç sularında girdiğini, Çanakkale boğazından kaçta geçiş yaptığını, İstanbul’da kaçta olacağını adeta anlık verdi. Sanırsınız gelen gemi bir deniz seferinden muzaffer olarak dönüyor.
Alınan geminin her şeyi ithal. Ama iki şey hariç… Bunlardan ilki geminin yeşil beyaz olan rengi, kırmızı beyaz olacak imiş. Yani geminin kırmızı boyası bizden olacak arkadaşlar; İkincisi ise geminin “Polarcus Samur” olan ismi Barbaros Hayreddin Paşa olarak değiştirilecek.
Sayın Başbakan geminin ismini böyle uygun görmüş. Anlaşılan emektar Piri Reis gemisi ve Başbakanın emir ve komutasındaki yargının Amiralsiz bıraktığı donanma Rumları ve İsrail’i Akdeniz’de doğal gaz aramaktan caydıramayınca; Başbakan çareyi Akdeniz’i Türk Gölü yapan Büyük Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa isminin ardına saklanmakta buldu.
Güler misiniz, ağlar mısınız? Bu nasıl bir tiyatrodur. Bu ülkenin Gölcük ve Tuzla tersaneleri yok mu? Bu tersanelerden tüm dünyaya gemiler, tankerler yapılıp, satılmıyor mu?
Peki, 10 yıldır iktidar olarak sen ne yapıyorsun? 10 yıldır milli sismik gemiyi neden yapamadın? Lafa gelince milli kavramı ağzından düşmüyor. Peki, neden milli bir gemiyi bizim tersanelerimizden suya indirmedin de şimdi 130 milyon dolar verip ithal ettiğin gemiye methiyeler düzdürüyorsun.
“ERDOĞAN REKOR ARIYORSA BUNA BAKSIN!”
Bu iktidar elinde Türkiye’nin dışarıya ne kadar bağımlı hale getirildiğini tek bir rakama bakarak anlamak mümkündür. O da dış ticaret dengesidir. Yani dışarıya sattığımız mallar ile dışarıdan aldığımız mallar arasındaki fark.
Cumhuriyetin kurulduğu 1923’den AKP’nin iktidara geldiği döneme kadar geçen 80 yıllık dönemde toplam dış ticaret açığı yaklaşık 247 milyar dolardır. AKP’nin iktidar olduğu son 10 yılda ise toplam dış ticaret açığı 587 milyar dolara çıkmıştır. Yani AKP, kendinden önceki tüm Cumhuriyet Hükümetlerinin 80 yılda verdiği dış açığın 2,5 katını 10 yıllık kendi iktidarında vermiştir. Başbakan kendine rekorlar arıyorsa burada ki rekoruna bir baksın.
“İHRACAT DÜŞÜYOR, TOPARLANMA UZAYACAK”
Dış ticaret rakamları ekonomideki toparlanmanın beklenen hız ve boyutta olmadığına yönelik önemli sinyaller de veriyor. Ekonomide yatırım ve üretim iştahının olmadığını görüyoruz. Aralık ayında, 2011’in aynı ayına göre, yatırım ve enerji hariç ara malı ithalatında sırasıyla yüzde 8.5 ve yüzde 4.8 gerileme var.
Mevsim ve takvim etkisinden arınmış veriler de iç açıcı değil. Etkilerden arınmış ihracat Kasım ve Aralık aylarında sırasıyla yüzde 2.8 ve yüzde 4.5 geriledi. Aralık ayında bu etkilerden arınmış ithalat ise yüzde 3.6 düştü. Tüm bunlar ekonomide toparlanmanın oldukça zayıf olduğunu gösteriyor.
İTHALATTA KDV’DE KUŞKULU ARTIŞ
Bir konuya daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum. İthalden alınan KDV Aralık ayında, 2011’in aynı ayına göre, yüzde 12.6 artmış. Buna karşılık aynı ayda ithalat, 2011’in aynı ayına göre yüzde 3.7 gerilemiş.
İthalden alınan KDV artarken ithalat düşüyor. İthalden alınan KDV oranlarında bir değişiklik olmadığını biliyoruz. Bu tutarsızlık kur etkisinden de kaynaklanmıyor çünkü TL aynı dönemde değerlenmiş. Bunun açıklanması gerekiyor. Aksi takdirde 2012 vitrinini daha güzel göstermek için Aralık ayında ya dış ticaret ya da Bütçe rakamlarının eğilip büküldüğü kuşkusunu yaratır.
“2013’E PARLAK BAŞLAMADIK”
Başka veriler de ekonomide toparlanmanın kuvveti konusunda kaygıları artırıyor. Örneğin Ocak ayı imalat sanayi kapasite kullanım oranı, 2012’nin aynı ayının 2.3 puan altında kalarak yüzde 72.4 oldu. Mevsim etkilerinden arınmış kapasite ise geçen yılın Aralık ayına göre 0.5 puan gerileyerek yüzde 73.1 oldu. Dolayısıyla bu yılın ilk ayına da çok parlak başlamadık.
NOT ARTIŞI İÇİN RÜŞVET İŞE YARAMADI
Biliyorsunuz Moody’s den not artırımı geleceğine yönelik bir balon bir süredir şişiriliyordu. Hatta Hazine Müsteşarlığı’ da, buradan gelecek not artışını kolaylaştırabilmek için, geçenlerde Standard & Poor’s ile sözleşmeyi fesih ederken, Moody’s ile olan sözleşmeyi yeniledi.
Ama Hükümetin bu rüşvet hamlesinin de işe yaramadığı anlaşılıyor. Moody’s cari açıktaki kırılganlıklara, politik ve jeopolitik risklere dikkat çekerek Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir ülke statüsüne çıkarmadı.
Bu hayaller suya düşünce, İMKB’deki balon da patladı. Bu yılın ilk 24 gününde dolar cinsiden yüzde 12 getiri sunan borsa, bu getirinin yüzde 10’nunu son bir haftada geri verdi.
Bunun üzerine bir de baktık FITCH’ in not artırım kararında havalara uçan Hükümet, bildik tiyatroyu oynamaya başladı. Bu kuruluşları geriden gelmekle, küresel krizde ve öncesinde iyi sınav vermemekle suçlamaya başladılar.
Ben daha önce yaptığım bir öneriyi sizin aracılığınızla tekrarlıyorum. Hükümet, bu kredi derecelendirme kuruluşlarına güvenmiyor ise Başbakanın tabiriyle alınan kararları ideolojik buluyor ise Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi bu kuruluşlarla yaptığı sözleşmeleri derhal fesih etsin. Böylece milletin parası Hazine’nin kasasında kalırken; Hükümet de not artmamasına gerekçe aramaktan kurtulur.
“ÜÇ ÇOCUK CHP DÖNEMİNDE OLACAK”
Son olarak Hükümetin çocuk yapmayı teşvik etmek için üzerinde çalıştığını söylediği çocuk yardımı projesine değinmek istiyorum.
Biliyorsunuz Türkiye’de nüfus artış hızı giderek düşüyor. 2011’de binde 13.5 olan nüfus artış hızı, 2012’de binde 12’ye düştü. Hükümet ve Başbakan bu tablodan telaşa düşmüş durumda. Nitekim Başbakan her düğün töreninde gençlerin en özel anına müdahale ederek, üç, beş, Allah ne verdiyse çocuk istiyor.
Siz hele bir iktidardan gidin bakın o zaman 10 yıllık devri iktidarınızda çocuk yapmaktan korkar hale gelen gençlerimiz nasıl çocuk yapıyor.
Bu ülkeyi sıcak paracının iştahına esir etmeden, üretimden ve insandan yana doğru politikalarla yönetilecek CHP iktidarında ülkenin gerçek bereketi nasıl geliyor herkes görecek.