Son Dakika Haberler

Anayasa mahkemesi CHP'nin açtığı iptal davasını reddetti.

Anayasa mahkemesi CHP'nin açtığı iptal davasını reddetti.
Okunma : 34 views Yorum Yap

Anayasa_Mahkemesi_3Anayasa Mahkemesi, İşlam şurası gibi kararlar almaya başladı.
Okullarda “İncil”“Tevrat”“Hz. İsa’nın Hayatı”“Hz. Musa’nın Hayatı” dersleri okutuluyormuş gibi Lozan antlaşmasının arkasına sığındı.
Anayasa Mahkemesi’nin, AKP’nin dindar nesil yetiştirmek için çıkardığı “4+4+4” yasasına ilişkin davayı reddetmek için hükümet sözcüsüymüş gibi yorumlar yaptığı, yorumla takla attırarak yasayı olduğundan farklı gösterdiği belirlendi.
Mahkeme, AKP’nin, Milli Eğitim Komisyonu’nda darbe yaparak, muhalefetin ve bilim adamlarının uyarılarını dikkate almadan Meclis’ten geçirdiği “6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” için CHP’nin açtığı iptal davasını reddetmesinin gerekçelerini açıkladı.
GEREKÇEYE BAK! KUTSALLARA SAYGIYMIŞ
CHP’nin dilekçesinde “4+4+4” ile getirilen seçmeli “Hz. Peygamberimizin Hayatı”“Kur’an-ı Kerim” derslerin İslam dini ile devlet arasında aidiyet ilişkisi kurduğunu, bunun devletin tüm dinler karşısında eşit mesafede durmasını engelleyeceğini, diğer dinlerden öğrencilerin inançlarını açıklamaya zorlayacağını, dolayısıyla anayasaya aykırı söyledi.
Anayasa Mahkemesi ise CHP’nin istemini ret gerekçesinde, hem“Hz. Peygamberimiz” derken Hz. Muhammed’in, “Kur’an”derken yine Müslümanlığın kastedildiğinin açık olmasına karşın, şu skandal yorumla yasayı iptal edilmekten kurtardı:
“Öte yandan, kanun koyucunun ‘Hz. Peygamberimizin Hayatı’ ismini tercih etmesi zorunlu olarak İslam dini ile devlet arasında bir aidiyet ilişkisinin kurulması sonucunu doğurmaz. Her şeyden önce, kuralla getirilen isteğe bağlı seçmeli bir derstir. Dersin muhatabı da bu dersi seçecek olan öğrencilerdir. Dolayısıyla, dersin isminin o dersi seçecekler dikkate alınarak belirlendiği anlaşılmaktadır. İkincisi, diğer isteğe bağlı seçmeli ders olan ‘Kur’an’ dersinin yanına yüceltme ifadesi olan ‘Kerim’ sıfatının eklenmesine benzer şekilde ‘Hz. Peygamberimizin Hayatı’ isminin kullanılmasının, aidiyetlik kurmaktan ziyade, o dinin mensuplarının kutsallarına saygıyı ifade etmektedir.”
Mahkeme, söz konusu yasa maddesinde azınlıklar için seçmeli ders konulacağına ilişkin hiçbir açık hüküm olmamasına karşın, CHP’nin iptal istemini reddetmek için yine kafasına göre yorumlar yapıp şu çıkarımlarda bulundu:
“Dava konusu kuralla, toplumun çoğunluğunun mensubu olduğu İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim ve Peygamberinin hayatıyla ilgili bilgileri içeren derslerin isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulmasının doğrudan kanunla öngörülmüş olması, diğer ilahi kitaplar ve peygamberlerin hayatının seçmeli ders olarak okutulamayacağı anlamına gelmemektedir. 1739 sayılı Kanun’un 25. maddesinin dava konusu kuralı da içeren birinci fıkrasının son cümlesiyle, Bakanlığa, ortaokul ve liselerde okutulacak diğer seçimlik dersleri belirleme yetkisi verilmektedir. Bu yönde toplumsal bir ihtiyacın doğması halinde, Bakanlıkça diğer dinlerin ilahi kitapları ile peygamberlerinin hayatının seçmeli ders olarak okutulmasının önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır.” 
Mahkeme ardından da sanki Türkiye’de bugüne kadar devlet okullarında azınlıklar için “İncil”“Tevrat”“Hz. İsa’nın Hayatı”“Hz. Musa’nın Hayatı” dersleri okutuluyormuş gibi“Lozan Antlaşması, Türkiye’nin tüm ahalisinin din farkı gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduklarını ve Türkiye tebaası gayri müslim azınlıkların, müslümanların sahip oldukları aynı medeni ve siyasi haklardan istifade edeceklerini belirtmiştir” diyerek, maddeyi iptal etmemek için bu kez Lozan Antlaşması’nın arkasına sığındı.
Ardından da AİHM kararlarından örnekler veren mahkeme, “Bu açıklamalar ışığında, dava konusu kuralın diğer dinlerin mensupları aleyhine bir düzenleme getirmediği, dolayısıyla Anayasa’nın 10. maddesinde korunan eşitlik ilkesine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır” diyerek, AKP’nin yaptığı ayrımcı düzenlemeyi iptal etmekten kurtardı.
DİĞER MESLEK LİSELERİNİN ORTA BÖLÜMÜ NİYE YOK HAŞİM BEY
CHP, dava dilekçesinde, ortaokullarda zaten “Din Dersi”“Hz. Muhammed’in Hayatı”“Kur’an-ı Kerim” dersleri konularak, öğrencilere yeterince dini eğitim verilirken, imam hatip ortaokullarının açılması çocukarın dini öğrenmelerini değil, koşullandırılmalarını sağlamayı amaçladığını, bunun da çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırılık oluşturduğunu söyledi.
Mahkeme ise yasaya yorumla takla attırıp, sanki bütün diğer meslek liselerinin de orta bölümü açılmış, onlarda da yönlendirme yapılıyormuş gibi göstererek, imam hatip ortaokullarını açan hükmü iptal edilmekten kurtardı:
“6287 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde, mesleki eğitimden arzu edilen düzeyde yararlanabilmek için, öğrencinin ilgi ve beceri alanlarının küçük yaşlardan itibaren tespit edilerek gerekli yöneltme ve yönlendirmelerin yapılmasının şart olduğu ancak, 14 yaşını bitirene kadar henüz hiçbir meslek dalına yönelik temel ve hazırlayıcı eğitim almamış bir öğrencinin, bu yaştan sonra yapılacak yöneltme ve yönlendirmeler sonucunda alacağı mesleki eğitimin arzu edilen kaliteyi sağlamaktan uzak kalacağı, böyle bir süreçte yapılacak tercihlerin de bilinçli ve doğru tercihler olmasını beklemenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu kural, genel gerekçedeki bu açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, ortaokulların farklı programlar arasında tercihe imkân verecek şekilde oluşturmasıyla kastedilen hususun, ortaokullarda mesleki ve teknik eğitim verilmesi olmayıp, öğrencilere ilgi, yetenek ve becerilerine göre seçimlik ders imkânlarının sunulmasından ibaret bulunduğu ve amacın, yönlendirme sürecini daha erken yaşlarda başlatmak olduğu anlaşılmaktadır.”
5 YAŞINDAKİ BEBEKLER UMURLARINDA OLMADI
CHP, dava dilekçesinde, ailesinin veya herhangi bir yakınının yardımına gerek duymaksızın günlük ihtiyaçlarını karşılayabilme becerisini henüz edinmemiş; dil, beden ve zihin gelişimi yeterli düzeye ulaşmamış 5 yaş çocuklarının ilköğretime başlatılmalarının çağdaş ve bilimsel eğitim esaslarına uygun düşmediğini belirterek, Anayasa’nın 42. maddesine aykırı olduğunu vurguladı.
Anayasanın 42. maddesi “Eğitim çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılır” demesine, söz konusu bilim ve eğitim esaslarının 5 yaşındaki çocuğun ilkokula değil ana okuluna gitmesi gerektiğini söylemesine karşın, Anayasa Mahkemesi, şu inanılmaz yorumla düzenlemeyi onayladı:

“Eğitim, doğumla başlayan bir süreç olup bireyin yaşına ve fiziksel, bilişsel, psiko-sosyal ve ahlaki gelişim düzeyine göre içeriği ve yöntemi değişebilmektedir.  Eğitimin çağdaş ve bilimsel olması, çocuğa verilecek eğitimin içeriği ve yönteminin, çocuğun yaşı ve gelişim düzeyiyle uyumlu olmasını gerektirmekte olup, içerik ve yönteminin çağdaş ve bilimsel esaslara uygun olarak belirlenmesi koşuluyla Anayasa’nın 42. maddesinde öngörülen zorunlu eğitimin hangi yaşta başlatılacağının takdiri kanun koyucuya aittir.”