Son Dakika Haberler

Bağımsızlık ilanı Nevruz’da

Bağımsızlık ilanı Nevruz’da
Okunma : 103 views Yorum Yap

imageRehine krizinin çözülmesinin ardından Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı kurulan koalisyona katılımı konusunda da gözler yeniden Türkiye’ye çevrildi. Ancak rehinelerin alınış biçimiyle ilgili iddialar bitmiyor. PKK cephesi ise rehinelerin serbest bırakılmasını IŞİD’in Kobani saldırısıyla izah ediyor; Türkiye’nin IŞİD’e destek karşılığında rehineleri kurtardığını savunuyor. PKK’lı Murat Karayılan, Kobani saldırısıyla birlikte Türkiye’de devam eden çözüm sürecinin de bittiğini ilan ediyor. Peki, çözüm süreci biterse, Türkiye nasıl tutum alacak? Ortadoğu’da Kürtlerin etkinlik kazandığı bu süreçten Türkiye Kürtleri ne bekliyor? Rudaw Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetiner Çetin, RS FM’de yanıtladı.

“SON SÖZÜ SÖYLEYECEK KİŞİ ÖCALAN’DIR”

Çözüm sürecinin çok hassas bir dönemde olduğunu belirten Çetin, “Türkiye’de çözüm süreci için adımların atıldığı dönemde ne Rojava krizi vardı, ne IŞİD sorunu vardı ne de Türkiye’nin Ortadoğu’da böylesine geniş yelpazeye yayılma riski olan bir savaşla yüz yüze kalma durumu vardı. Bugün geldiğimiz nokta çok kritik bir nokta. Türkiye bütün bu denklemi çok iyi okumak zorunda ve bütün denklemi her şeyden önce kendi iç güvenliğini sağlama yönünde harcamak zorunda. Amerika’yla Türkiye’nin yöntem ve yaklaşım farkı vardı bugüne kadar. Türkiye, Ortadoğu halklarıyla yüz yüze kalacak olan kesimdir, Ortadoğu halklarıyla birlikte yaşayacak olan ülkedir. Dolayısıyla Türkiye’nin orada yaşayan etnik, mezhep grupları arasında bir çatışma, bir kavga, bir savaş konseptine girmesi çok da faydasına olmayacaktır. Ama bu şu demek değildir; çözüm süreci sabote edildi ya da Türk çözüm süreci artık rafa kalkıyor. Bu yersiz bir beklenti. Zira son sözü söyleyecek olan kişi Öcalan’dır. Dolayısıyla Öcalan ‘Bu süreç bitmiştir’ demediği sürece bu süreç devam edecektir. Zaman zaman Karayılan’dan, zaman zaman Cemil Bayık’tan gelen açıklamalar Kandil’in düşüncelerini yansıtan bir durumdu.”

“KÜRTLER OLMADAN YENİ BİR SURİYE HAYAL ETMEK GÜÇ”

Irak, İran, Suriye gibi dört parçaya bölünmüş ülkelerde çok yoğun bir Kürt nüfusunun yaşadığını vurgulayan Çetiner Çetin, Irak’taki Kürtlerin kendi özerkliklerini ilan ettiğini ve bağımsızlık yolunca ciddi bir kademe kat ettiklerini de belirtti. Çetin, “Dünya artık onları ‘Kürtler’ olarak kabul ediyor. Bu Halepçe’den sonra Kürtlerin dünya, siyasal, diplomasi tarihindeki önemli bir başarısıdır ama bu Irak Kürtleri için şu an geçerli bir durum. Diğer taraftan içinde bulunduğumuz süreçte Suriye’nin bulunduğu konum önemlidir. Rojava’da yaşayan Kürtlerin çok ciddi beklentileri var ve bu beklentilerin yerine getirilmesi gerekiyor. Ta en başından beri kriz sürecini Kürtlerin dikkate alınması gerektiğini söyledim ve ‘Kürtler olmadan Suriye’de bir devrimi gerçekleştirmek’ veya ‘Kürtler olmadan bir yeni Suriye hayal etmek güç olacaktır’ demiştim. Ve bugün geldiğimiz nokta da aslında tam da bunu tarif etti ve Esad Kürtler destek vermediği için gitmedi veya Esad noktasında Kürtler emin olabilselerdi Esad’tan sonra kendi geleceklerini garantiye alabilecek olmuş olsalardı, bugün Esad rejimini tartışmayacaktık ama Kürtler kendilerinden emin olamadılar. O yüzden üçüncü bir yolu tercih ettiler” dedi.

“TÜRKİYE BÜYÜMEK İSTİYORSA KÜRTLERLE İTTİFAK YAPMALI”

Çetiner Çetin, bahsedilen süreçte Türkiye’nin de en önemli noktada yer aldığına dikkat çekti ve bunun sebeplerini şu sözlerle açıkladı: “Çünkü Türkiye, Ortadoğu’da en fazla Kürt’ün yaşadığı ülke konumunda. Yaklaşık 15-17 milyon arasında Kürt’ün yaşadığı varsayılıyor. Tam da çözüm süreci başlatılmışken böylesine karmaşık olayların, böylesine arzu edilmeyecek şeylerin yaşanması tabi ki çözüm sürecini de sıkıntıya sokuyor. Ama Öcalan bu noktada söyleyeceği son sözü henüz söylemiş değil, dolayısıyla hepimiz bekleyeceğiz. Ama örneğin Irak- Kürdistan’ının bir bağımsızlık beklentisi var. Bunu açık bir şekilde deklare etti. Bu çok uzak bir beklenti değil Irak Kürtleri için. Belki önümüzdeki sene, önümüzdeki Nevruz’da Kürtler bağımsızlığını ilan edecekler. Çünkü Bağdat’la Erbil arasındaki ilişkiler öyle istendiği gibi, beklendiği gibi gelişmiyor, gitmiyor. Kürtler önemli bir süreçten geçiyorlar, bunu iyi değerlendireceklerdir ama tabi Türkiye’nin yanında yer almaları, Kürtleri Avrupa’ya açılan bir kapıya komşu hale getirecektir. Türkiye ile iyi ilişkiler onların gelecekle ilgili beklentilerini daha farklı bir noktaya taşıyacaktır. Ama şu gerçeği de unutmamak lazım: Türkiye gerçekten büyümek istiyorsa, Ortadoğu’da güçle bir ülke olmak istiyorsa, dünyada sözü geçerli bir ülke olması bekleniyorsa bu Kürtlerle yapacağı ittifakla ancak başarılabilecek bir durumdur.”

 

Rusyanınsesi