Son Dakika Haberler

DİSPANSERDEN SARIYER DEVLET HASTANESİNE

DİSPANSERDEN SARIYER DEVLET HASTANESİNE
Okunma : 65 views Yorum Yap

Bir öykü ile başlayalım (Gerçektir). İsmail Akgün Sarıyer’de misafir kalır bir gece. Erken saatte kalkar 07.10 vapuruna biner, Eminönü’ne gidecektir. Çocuk ağlaması dikkatini çeker. Sürekli canhıraş ağlayışlar. Sese gider, çarşaflı iki kadın çocuklarını kucaklamışlar susturma gayreti içindeler. Gider yerine oturur. Gemi Beşiktaş iskelesine yanaşır. Kadınlar dışarı çıkmak için hareketlenir. Yerinde duramaz İsmail Akgün Bey kalkar onların arkasından dışarı çıkar. Kadınlar şaşkın sağa sola bakışırlar. Anlar onların buraları tanımadığını hemen yanlarına gider. “Ne arıyorsunuz” diye sorar. Biri “Çocuğum çok hasta Şişli Etfal Hastanesini arıyorum” der. 

Hemen bir taksi çevirir bu hanımı Şişli Etfal hastanesine acile götür der, şoförün parasını verir. Diğer kadına yönelir. Onunla konuşur. O da “çocuğum hasta, ancak sustu, doktora getireceğim, buraları bilmiyorum” der. İsmail Bey, çocuğun yüzündeki örtüyü kaldırır bakar, çocuğun ölmüş olduğunu anlar. Hemen bir taksi daha çağırır “ Bu hanımı Şişli Etfal hastanesi aciline teslim et” der ücretini verir… 

Olay bu kadar deyip geçmemeli. İsmail Bey Matbaacıdır. Emirgan/Boyacıköylü’dür. Günün olaylarını aklından çıkaramaz. Sabaha kadar uyuyamaz ve karar verir “Sarıyer’e bir dispanser açmak gerekir”. Hemen işe koyulur. Bürümcük sokakta (Sarıyer Muhallebicisinin arkası) iki katlı bir bina kiralar. Gerekenleri yapar ve 1948 yılında İstanbul Valisi, İstanbul Sağlık Müdürünün de katılımı ile Sarıyer Dispanseri açılır. 

Doktoru vardır, hastalara bakar, Sarıyer ve çevresi rahat bir nefes almıştır. İki yıl içinde Dispanser o kadar gelişme gösterir ki mecburen yeni bina arayışına gidilir.

 İsmail Akgün Bey kolları sıvamış, adeta savaş vermektedir. Sarıyerlilerin de yardımı ile pazaryeri (eski mezarlık) bulunur ve orada inşaat başlatılır. Daha büyücektir, daha fazla odası vardır. Üstelik bir de Hastane Derneği vardır. Yine yeterli olmaz dispanser, hasta sayısı fazla, mekân ufak, doktor sayısı az. İsmail Akgün yine kolları sıvar ikinci kat inşaatı başlatır. 

Resai Göçmen, Hacı Ömer, Karasakal Taci ve ismini hatırlayamadığımız birçok bağışçısı vardır. Bir de bütün güçlerini ortaya koyan, Dispanserin hastane olması için mücadele eden Atalay Kaban, Dr. Mehmet Salman (ve diğerleri) gibi sağlık savaşçıları vardır. Beklenen oldu ikinci kat tamamlandı ve 1960 yılı Ekim ayında açılışı yapıldı. (Bu büyük olaydır ve İstanbul vali ve Belediye Başkanı Tümg. Refik Tulga tebrik yazısı gönderir İsmail Akgün’e) daha sonraları bir kat daha yapıldı ve Turgut Özal’ın Başbakanlığı Mehmet Aydın’ın Sağlık Bakanlığı döneminde Sarıyer Dispanseri Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesi olarak hizmete açıldı. Dr. Mehmet Salman’ın İstanbul İl Sağlık Müdürü olması ile Hastane mükemmel hale gelir, yoğun bakım dışında her şeyi vardır. 

Gün olur hastane yeterliliğini kaybeder. Daha büyük hastane istekleri artar. İsmail Akgün Bey 102 yaşında vefat etmiştir. Eserinin elden çıkmasını göremeyecektir. Yeni bir hastane inşaatı için düğmeye basılır ve Çayırbaşındaki Kibrit Fabrikası arazisinde mükemmel bir hastane binası yapılır. Sarıyer’deki hastanenin doktorları oraya nakledildi. Araç gereçleri de tabii… Sarıyer’deki hastane kapatılmaz. Beş-altı doktor bırakılır, iki üç hizmetli ile ve küçük bir acil ünitesi ile görev yapmaya devam eder. Ama bu geçicidir. Bugün yarın bu birimlerde kapatılır, hastane tamamı ile Çayırbaşına gider.

Bugün dikkatimi çekti. Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesinin tabelası değişmiş. Bir afişle kapatılmış ve şöyle olmuş tabela “Sarıyer Devlet Hastanesi Ek Hizmet Binası). Kim yaptı bunu? 

Hiç vefa hissi bulunmaz mı insanlarda, bir sorup soruşturmaz mı? Yahu İsmail Akgün Bey’in bir gün rüyanızda gırtlağınıza sarıldığı zaman inşallah korkmazsınız…

Konuyu dağıtmamam gerekir. Söylemek istediğim, bu ek binanın da Çayırbaşındaki hastaneye bir süre sonra gideceği gerçeğidir. Bu gidişle bugün değilse yarında olacak. Ama Sarıyer’in de ticari olarak büyük kaybı olacak. Kaymakamlık binası gittiğinde Sefir Sokak ve Kaptan sokakta onca dükkan kapandı. 

Dikkat ediniz, eczaneler teker teker kapanmaya başladı. Devam edecek gibi. Hele Ek hizmet binası dedikleri bina da kapatılırsa ayakta kalacak eczane sayısı üçü beşi geçmez. 

Zira Merkez Sarıyer’de eczane sayısı (Şifa dahil) 15… Bu eczanelerden 3 kapandı. Diğer eczacılar tedirgin. Mekân kendisine ait olanlar yaşar, diğerleri için hayat zor… 

Acaba diyorum. Bu hastane buradan tamamen kaldırılacak yerde, Biraz daha derli toplu hale getirilerek SARIYER İSMAİL AKGÜN DİSPANSERİ OLLARAK AÇILSA VE HİZMETE DEVAM ETSE OLMAZ MI?