Son Dakika Haberler

Hükümetten İstanbullu avukatlara inanılmaz ceza

Hükümetten İstanbullu avukatlara inanılmaz ceza
Okunma : 9 views Yorum Yap

İstanbulavukatlatErgenekon ve Balyoz benzeri davalardaki hukuksuzluklara karşı çıkan ve iktidarın baskısına kafa tutan İstanbullu avukatların Kartal Adliyesi’ndeki bekleme odalarının ellerinden alınıp çay ocağı yapıldığı ortaya çıktı.

Yargının ana unsuru olan avukatların, hükümet tarafından resmen yargıdan kovulduğunu gösteren inanılmaz olayı mesleği avukatlık olan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk gündeme getirdi. Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Öztürk, bu yıl 5 Nisan tarihinin Avukatlar Günü olarak kutlandığını söyledi. belirterek, şunları söyledi:
“5 Nisan Avukatlar Günü’nü savunma hakkına, avukatlara, avukatlık mesleğine, avukatlık onuruna, avukatların meslek örgütü barolara yönelik saldırıların, korkutmaların, yıldırmaların ve sindirme çabalarının dayanılmaz boyutlara ulaştığı, avukatların bizzat mahkemelerince görevlerini yapamaz hâle getirildiği, her kapıyı açan örgüt suçlamasıyla avukatların büro ve evlerinin yasaya aykırı şekilde arandığı, gece yarısı gözaltına alınıp tutuklandığı, avukatların, baktıkları davalar nedeniyle ve mesleki faaliyetleri nedeniyle terörist ilan edildiği, avukatların adlarının bazı terör örgütleriyle yan yana anılarak avukatlara ve barolara itibarsızlaştırma çabalarının daha da artırıldığı, yargının kurucu unsuru olan savunmanın ve savunmanın temsilcisi avukatların, yargının diğer unsuru olan hâkimler tarafından susturulmaya çalışıldığı, avukatlara mahkeme başkanının emriyle şiddet uygulandığı, duruşma salonundan çıkarıldığı bir süreçte kutluyorlar.”
“ODALARI DA KAFETERYAYI DA ALDILAR”
Avukatların, bu yıl 5 Nisan Avukatlar Günü’nü, mahkeme başkanlarının sık sık “Komutan, avukatı dışarı çıkar”sesleriyle duruşma salonlarının yankılandığı bir süreçte kutladıklarını da sözlerine ekleyen Öztürk, avukatlara fiziki şiddet uygulandığı bir dönemden geçtiklerini fade ederek, şu ilginç bilgileri verdi:
“Siyasi iktidarın avukatlara, savunmaya bakışını söylemek istiyorum, bunun somut örneğini vermek istiyorum: Öteden beri Kartal’da bir adliye sarayı yapılıyor. Bu Kartal Anadolu yakasındaki adliye sarayının dünyadaki en büyük adliye sarayı olmasıyla övünülüyor. Bu güzel bir şey adliye sarayının olması ama öteden beri bu adliye sarayında, yani metrekarelerce büyüklüğünde, dünyanın en büyük adliye sarayında avukatların ihtiyaçlarını giderebileceği bekleme odaları yok arkadaşlar. 
“Bakın, bu elimdeki belgelerin hepsi Adalet Bakanlığıyla İstanbul Barosu’nun yazışma belgeleri. Bu belgelerde, başlangıçta 28 tane olan avukat bekleme odası ve kafeterya sonra 16’ya düşürülüyor, ondan sonra 14’e düşürülüyor ve Kartal Adliyesi fiilen açılmaya başlandığında, bu avukatların bekleme odası ve kafeteryalar buharlaşıyor, şimdi sıfıra düşüyor. Avukat bekleme odası ve kafeteryalar çay ocağı olarak tahsis edilmeye başlanılıyor. Yani, bekleme odaları çay ocağına dönüştürülüyor.”
“YARGIDA SAVUNMAYA YER YOK”
İstanbul Kartal Adliye Sarayı’nda avukatların ihtiyaçlarını görebileceği 1 metrekarelik bir yerin daha olmadığını sözlerine ekleyen Öztürk, şunları söyledi:
“Bu şu demektir: Savunmaya yer yok. Savunmanın yeri hakim ve savcının çayevinden sonra gelmektedir. Burada tartışılması gereken konu şudur: Savunmanın yeri mi önemlidir, hakim ve savcıların çayevi mi önemlidir? Bu, siyasi iktidarın savunmaya ve avukata, Türk adli örgütlenmesinin savunmaya verdiği göstergenin somut örneğidir. Türk adalet örgütlenmesinde savunma yoktur, avukat yoktur. Savunmanın yeri, hakim ve savcının çay evinden daha sonra gelmektedir. Hakim ve savcıların çay evi olarak kullandıkları yerde de avukatlara ‘Cübbelerinizi asın’denilmektedir. 
“Biz avukatız, biz hukukçuyuz. Biz kimseye, hele hele gücün önünde boyun eğmeyiz. Biz haksızın önünde boyun eğmeyiz. Biz boynumuzu giyotine uzatmayız. Biz gücümüzü haktan ve adaletten yana alırız. O nedenle, avukatlar sorununun çözümü açısından, ben başta AKP’deki hukukçu arkadaşlarıma sesleniyorum: Bu sorunların araştırılması için bir meclis araştırma komisyonu kurulsun ve sorunlar tespit edilsin!”
AKP, SUÇU BARO YÖNETİMİNE ATTI
AKP Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ise “Ama, biraz önce de söylediğim gibi, baroyu bir meslek örgütü dışında görerek âdeta bir siyasi parti gibi yöneten zihniyet, siyasi iradeyle veya ilgili, yetkili birimlerle görüşmek yerine, onları yok sayarak, kendi bildiği doğrultusunda giderek, hem meslektaşlarımızın hakkını savunma noktasında zaaf gösteriyor hem de meslektaşlarımızın alması gereken noktadaki hakkını alamıyor” iddiasında bulundu.
BELGELERİ GÖSTERDİ
Bunun üzerine tekrar söz alan Öztürk, “İstanbul Barosunun siyasi iktidara biat etmediği nedeniyle taleplerinin yerine getirilemediğini söyleyebilecek kadar ileri gitmiştir ve gerekli görüşmeler yapmadığı söylemiştir”dedi ve İstanbul Barosu ile Adalet Bakanlığı arasında yapılan yazışmaları gösterdi. Öztürk, yazışmalara ilişkin şu ayrıntıları verdi:
“Bu elimdeki belgeler, Adalet Bakanlığı Teknik İşleri Daire Başkanlığı’nın yazdığı yazılardır, bunu gösterdim, en sonda söyledim, bunlar da onlardır. Birincisinde, proje aşamasında 28 adet avukat bekleme odası, kafeterya, avukat bürosu, toplantı odası, 3 adet baro kaleminin projelendirildiği ilk aşamada, yani her katta 2’şer tane bekleme odası olmak üzere. 
“İkincisinde, bunun, bu projenin 14 adet bekleme odasına düşürüldüğü söyleniliyor. Önce 28, sonra düşürüldüğü söyleniliyor ve bunların hepsi Adalet Bakanlığı Teknik İşleri Daire Başkanlığı’nın yazılarıyla sabittir. Yani, her aşamada İstanbul Baro Başkanlığı bunlarla ilgili görüşmeler yapıyor. En sonunda da ilgi tutmuş, bakın: 27/01/2005 tarih 80 sayılı yazınız Adalet Bakanlığı’na. Yine, Adalet Bakanlığı’nın 11/05/2005 tarihli yazısı, 2008 tarihli yazısı, 2009 tarihli yazısı; ne zaman göndermiş bunu? En son 2011 tarihinde göndermiş. 
“İşin doğrusunu düzeltmek lazımken, buraya çıkıp‘Efendim, İstanbul Barosu Hükumetle, gerekli kurumlarla yazışma yapmadı ve ondan dolayı verilmedi’ diye bir gerekçeye sığınmak doğru değil. Bunu bir avukat arkadaşıma hiç yakıştıramıyorum. Yani, Adalet Bakanlığı’yla her aşamada görüşülmüş, Adalet Bakanlığı da her seferinde projeye aldığını söylemiş, en sonunda bekleme odalarının 14’e düşürüldüğünü fakat büyütülemeyeceğini söylemiş ama fiilen açıldığı zaman bu bekleme odalarının çayhaneye dönüştüğü görülmüş ve bunun üzerine de tekrar İstanbul Barosu Adalet Bakanlığı’na yazı yazmış, durum bundan ibarettir. Orada başka avukatlar vardı. AKP düşüncesini savunan arkadaşlarımız da vardı. Avukatlara 1 metrekarelik yer verilmiyor.”