Son Dakika Haberler

İstiklal Marşımız 93 yaşında …

İstiklal Marşımız 93 yaşında …
Okunma : 93 views Yorum Yap

imageMilli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın kabulünün 93. yıldönümünde Basın İlan Kurumu ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği programla anıldı.

Mehmet Akif’in hem öğrencilik hem de hocalık yaptığı Baytar Mektebi’nde yani bugünkü adıyla İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen programda konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, İstiklal Marşı’nın milletin kahramanlığını, bağımsızlık tutkusunu, vatan sevgisini en veciz biçimde ortaya koyduğunu ve milli mücadelenin en çetin dönemlerinde halka büyük cesaret ve moral aşıladığını belirtti. Atalay şöyle konuştu:

“Hep Akif’i okuduk. Her zaman da okumaya, takip etmeye devam edeceğiz. Okulunuzu ziyarete geldiğimizde sayın rektörümüz meşhur Baytar Mektebi olduğunu bildiğimiz bu okulu ziyaret etmemize vesile oldu. Hani sözün bittiği yer derler. Bana göre Akif’in başladığı yer oldu. Türk milletine de İslam coğrafyasına armağan edildiği yer burası idi. Akif’in doğuşu bu mekândı. Öyle inanıyorum ki yeni Akifler de bu mekândan doğacak. Yine Akif’in övdüğü o devlet adamları da bu mekândan yetişecek diye düşünüyorum. Böyle büyük bir hedefle yola çıkınca da gerçekleştirmemek mümkün değil. Ama Akif olabilmek için hayatı boyunca hep eziyet çekmek, sıkıntı çekmek, hep Osmanlı’nın son durumlarını yaşamış olmak; Kurtuluş Savaşı’nda herkes ya da büyük kısmı ediplerimizin İstanbul’da dururken onun girdiği Anadolu’ya açılmak ve Kurtuluş Savaşı’na bizzat oradan iştirak etmek gerekirdi diye düşünüyorum. Akif de öyle yaptı. Sebil-ü Reşat’ta yazıyordu. Sahibi Eşref Edip’ti biliyorsunuz. Mehmet Akif, Kastamonu’ya gidiyor. Bir taraftan oradaki meşhur Nasrullah Camii’nde vaazlar verip halkı savaşa, Kurtuluş Savaşı’na, vatanı kurtarmaya teşvik ederken, ordumuza oradan moraller gönderirken, bir taraftan da Kastamonu’nun yerel gazetesi Açıksöz’de yazılar ve şiirler yazıyordu. Kurtuluş Savaşı’nda en çok şehit veren illerden biri Kastamonu olduysa bunda Mehmet Akif’in rolü büyüktür.

Bir bütün olarak vatan savunmasının yapıldığı dönemde Mehmet Akif Ersoy’un, milletin ortak duygusunu ortaya koyduğunu belirten Atalay, şunları kaydetti:

“Akif, her zaman en güçlü düşmana karşı isyan edebilmiş, zalimlere karşı mücadele edebilmiş, güçlü kudretli hesabı yapmadan onlara karşı her türlü sözü dile getirebilmiştir. Padişaha bile “Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis’e” diyebilecek kadar cesur. O dönemin adamları geldiğinde de “Efendimizle, padişahımızla sizi barıştıralım” dendiğinde de “Ben çürük bir hırka giymeyi, kuru bir ekmek yemeyi göze aldıktan sonra hiç kimseden korkmam. Gidin o efendinize söyleyin” diyebilmişti. Tabi İstiklal Marşı kabul edildikten sonra Mısır’da zorunlu yaşamaya mahkum olduğunda da ‘Firavun ile yüz yüze’ şiirini yazarken orada Firavun’a da çok ciddi gönderimler yapmıştı: “O firavun ki, millet korkudan kırıp belini, Huşû içinde tavaf eylemişti heykelini” diyebilen adamdı. Ama Akif en büyük, en şiddetli başkaldırıyı düşmana karşı yapmıştır. ‘Korkma’ diye başlarken Tacettin Derhâh’ında, Polatlı’dan gelen düşmanların top sesleri duyuluyordu. O halka ‘Korkma’ derken aynı zamanda o günkü ediplerimizin, o günkü arkadaşlarının ifade ettiği gibi adeta korkuyu savruşturan bir seda ile milleti etkiliyordu. Allah bütün bu başarılarının ve gayretlerinin karşılığı olarak İstiklal Marşı’nı ona yazdırmayı nasip etmişti. İstiklal Marşı mecliste Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından okunduğunda belki Akif okumamıştı ama “Ben o kadar güzel yazdığımı bilmiyordum. Sen o kadar güzel okudun ki” diyerek Hamdullah Bey’i orada övüyordu. Bütün o meclisteki insanlar da ekseriyet-i azimle kabul ettiği bir şiiri İstiklal Marşı olarak kabul ederken Mehmet Akif onu ordusuna armağan ediyordu.

Mehmet Akif Ersoy’a o günkü imkânlardan bir tanesini veren de Eşref Edip’ti. Bir gazete patronu düşünün; gazetesini matbaasıyla beraber alıp Mehmet Akif’in peşinden Kastamonu’ya taşıyor ve orada daha rahat yazmasını sağlıyordu. Mehmet Akif bunun karşılığında da İstiklal Marşı’nı önce Sebil-ü Reşat, Ankara’daki Hakimiyet-i Milliye gazetelerine yayınlatıyordu 17 Şubat’ta. 21 Şubat’ta da o orijinal metni Açıksöz gazetesinde, yerel gazetede orijinal haliyle yayınlanıyordu. Daha sonra 12 Mart’da da zaten İstiklal Marşı kabul edilmişti.

Atalay, bir zamanlar yeni bir İstiklal Marşı yazılmasının konuşulduğuna da değinip şunları kaydetti:

“Bir ara da çok tartışıldı. Zaman zaman nöbetleri tutan insanlar dile getiriyorlardı. Çok fazla iman, çok fazla İslam, çok fazla din şairi ve o kadar da İstiklal Marşı’na yansıdığı için yeni bir marş yazalım diye tutturup dururlardı zaman zaman. Çok şükür bu günlerde o hiç dile getirilmiyor. Bunlar zaman zaman dile getiriliyordu ama bir gerçek Nazım Hikmet’ten, Yahya Kemal’e daha pek çok şaire, edibe kadar herkesin kabul ettiği bir şey vardı. İstiklal Marşı ve Mehmet Akif tartışılmazdı. Nitekim bu günlere kadar geldi ve bundan sonra da devam edecek.“

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, basın mensupları ve üniversite öğrencilerinin katıldığı programda, Mehmet Atalay’ın konuşmasının ardından Doç. Dr. Vildan Coşkun ‘İstiklal Marşı’nın Tahlili’ konulu bir sunum yaptı. İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtasını edebi anlamda analiz eden Coşkun’un ardından Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul Oral, Kültür Bakanlığı tarafından hazırlanan Mehmet Akif’in Hayatı belgeselini sundu. Daha sonra Mehmet Akif Şiirleri Söz Korosu sahne aldı.

Programda, Mehmet Akif Ersoy konulu kompozisyon yarışmasının sonuçları açıklandı ve yarışmada birinci olan Huriye Eroğlu ve ikinci olan Büşra Celali adlı öğrencilere ödülleri takdim edildi. Program, Mehmet Akif ile ilgili Mısır ve Arnavutluk gibi ülkelerden getirilen özel eşyaların sergilendiği Bağcılar Belediyesi Taceddin Dergahı Müzesi ziyaretinin ardından sona erdi.