Son Dakika Haberler

Japon mühendis Kişi Ryoiçinur’un onur intiharı

Japon mühendis Kişi Ryoiçinur’un onur intiharı
Okunma : 107 views Yorum Yap

imageJaponya’da kişilik sahibi bir insan kimsenin yüzüne bakamaz hale geldiği çok önemli bir hata yaptığı zaman intihar ediyor. Japon mühendis Kişi, körfezde inşaatı devam eden denizüstü köprünün halatı kopunca hayatına son verdi.

Böyle intiharların sadece Japonlara özgü olduğunu zannederiz, oysa Türklerde de onur intiharı vardır. Özellikle askeriyede yakın örneği var. Bahriye subayı Ali Tatar’ın ölümü böyledir. Kurtuluş Savaşında örneğin, Çiğiltepe’yi Mustafa Kemal’e söz verdiği saatte geri alamayınca Albay Reşat Çiğiltepe intihar etti.

Japon mühendis kardeşimiz bize “İnsan onuru” nedir, yeniden hatırlattı. Çok çabuk unutuyoruz. Verdiği sözü unutmak, özellikle siyasetçiler için gündelik işlerden oldu.

“Kandırıldım… Böyle olduğunu bilmiyordum…” gibi yaptıklarından pişman siyasiler de gördük. “Açtırmayın ağzımı, bildiklerimi bir söylesem… Şimdi söyleme seçimden sonra söyle”… Bunlarla karşılaşıyoruz. Seviye düştükçe düşüyor.

Oy avcılığına kalkanlar türlü yem dağıtıyor. İsa’nın havarileri çeşit çeşit. Eskiden çeyrek altın dağıtan olurdu, makarna paketleri filan. Yeni yem şöyle; AKP’yi iktidar etmemek için HDP’ye baraj geçirtmek.

HDP için oy isteyen böyle bir ileti aldım, göndereni tanımıyorum, belki de imzası sahtedir. Diyor ki;

“Tarihin Cilvesi, Rejim, Demokrasi ve Geleceğimiz HDP nin Barajı Aşmasına Bağlı… Her aileden bir kişi HDP’ye oy verirse barajı aşar.”… Mış!

Öneriniz “Ya kırk katır ya kırk satır”, ikisini de istemem.

Nazara karşı bebeğe kırk yama ile elbise dikerlerdi eskiden, bana bunu hatırlattı. Kapı kapı dolanıp bir parça bez isterlerdi. Bu da her aileden bir oy istiyor.

Ah ah… Benden oy isteyeceğinize önce toprak ağalarınızı şeyhlerinizi sınıf olarak ortadan kaldıracak bir proje gösterin, benden o projeye destek isteyin. Emperyalizmi ve gericiliği besleyen bu sınıflar yüzünden geldiğimiz yer uçurumun dibidir. HDP gelse ağalık düzeni kalkacak mı?

Bre aymaz kardeşim. Çok daha geri gidecek doğu bölgemiz. Şimdiye kadar ağalarınız da PKK’nız da hep sopa gösterdiniz halka, şimdi seçimde yine sopa gösteriyorsunuz. Sopa değil keleş demek doğru olur. Kürdistan kursan kendi halkına vereceğin silahtan başka bir şey yoktur; ya petrol borularında silahlı bekçilik ya da İsrail’e verilmiş GAP topraklarında silahlı çit bekçiliği. Halkı uyutması için de şeyhlere itibar vereceksiniz. Misyonerlik alıp başını gidecek, zaten Diyarbakır en fazla İncil dağıtılan şehir olmuş bile. Bunun için mi benden oy istiyorsun?

Sizin bu küresel gericilerle varacağınız yer yeni Babil kuleleridir.

Ya Babil kulesinde ömür boyu köle kalacaksınız, ya da kuleden atlayıp intihar edeceksiniz. Çünkü o kadar çok hata yaptınız ki!

Ya da ben size bir başka yol önereceğim. Kuruş dedenizi ve Mustafa Kemal’i hatırlayacaksınız, onlar size çıkış yolunu gösterir, sadece onları hatırlayın. Sihirli iki sözcük vardı ikisinde:

“BİRLİĞİMİZ DİRLİĞİMİZDİR!”

Japon kardeşimiz Kişi’nin onuru hepimize örnek olsun.

Toplum olarak onursuzluk erozyonuyla karşı karşıyayız. Bakın, bazı lokantalar doğum gününü orda kutlayanlara havari hediyesi veriyor. Avuç içinde oynamak için camdan kanatlı İsa, başı üzerinde hare var. Onlara göre İsa ölmedi, göğe yükseldi, İsa Allah’tır. Yani bizim put diyeceğimiz bir şey. Kırmızı tül içerisinde, çocukların beğeneceği şirinlikte bir oyuncak. Torunun doğum gününü Gölbaşı’da böyle bir yerde Pazar kahvaltısıyla kutlamaya gitmişler, ellerine birer İsa hediyesi vermişler, itiraz eden olmamış. Ablam da çantasına koymuş, çıkartıp çıkartıp gösteriyor. Yetmiş beş yaşındaki inançlı ablam elindeki sevimli oyuncağın bir Hıristiyan reklamı olduğunun farkında değil. Çünkü biz insanlarımıza misyonerlik faaliyetinin hediyelerle hibelerle yapıldığını anlatmadık. Put sadece İslamiyet öncesi döneme aittir diye öğrettik. Bugün artık türlü çeşitli putlar var, eline alıyorsun elinden düşürmüyorsun, tabletler de put işlevindedir. Doğum günü hediyesi elinde oynayacağın camdan putlar çıktı.

Okulda bedava verilen ders kitapların içindeki misyonerlikten de halkımız habersizdir.

Bu kitaplarla aptallaştırılmış bir nesil yetiştirdik, sınav sonuçlarıyla da sabittir, son on yıldan beri EĞİTİMİN HALATI KOPMUŞ HALDEDİR ve çocuklarımızı kopmuş ipin üzerinden yürütüyoruz, bir bir aşağı düşüyorlar… Bundan kendini sorumlu tutan bir tane eğitim bakanı çıkmadı.

“Yanılmışız, özür dileriz, bu programdan vaz geçiyoruz” bile demediler. Ne iktidar ne muhalefet, ne HDP, ne hiç biri, ne yüzle oy istiyorlar?

Evet, Türkiye’nin halatı koptu, çocuklarımız uçurumlardan savruluyor, hiç olmazsa seçimler bunu konuşma fırsatı olsun. Fakat ne yazık ki ortada böyle konu hiç yok.

27 Mart 2015

Mahiye Morgül