Son Dakika Haberler

Kemal Kılıçdaroğlu: Merhaba terörist arkadaşlar

Kemal Kılıçdaroğlu: Merhaba terörist arkadaşlar
Okunma : 113 views Yorum Yap

imageKemal Kılıçdaroğlu Dünyadan haberi ykökü garibin,babayın kitabı Zulümhanede 5 yıl ben Silivri’ye toplama kampı diyorum, hitler döneminde nasıl toplama kampı varsa aynısı Silivri’de var .
AKP hükümeti ile demokrasiyi daha ileri götürüyoruz derken geldiğimiz nokta bu Diyen Kılıçdaroğlu konuşmasın şöyle sürdürdü,
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine muhalif olan herkesi terörist olarak gördüğünü belirterek, kendisini dinleyenlere “Merhaba terörist arkadaşlar!” diye seslendi. Kılıçdaroğlu, karşılarında sadece AKP olmadığını, ana muhalefet olarak AKP’nin ele geçirdiği devletle de mücadele etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, Milliyet’in patronu Erdoğan Demirören’i de sert bir biçimde eleştirdi, “Baskıya direnemeyeceksen patronluğu bırak” dedi.
Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesi’nin, Ergenekon’dan tutuklu milletvekili Mustafa Balbay için Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlediği “Zulümhanede 5. Yıl” etkinliğine katıldı. Balbay’ın 5 yıldır tutuklu olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, Silivri Cezaevi için “Zulümhane” dediklerini, Balbay’ın da öyle nitelediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Kitabının adı da öyle. Adına ne derseniz diyin ben orayı toplama kampı olarak adlandırdım. Orası 1942′de Almanya’da Hitler döneminde nasıl toplama kampları vardıysa 2010′ların Türkiye’sinde de onun bir başka versiyonu, İstanbul Silivri’de var” diye konuştu.
YARGIÇLARA SERT YÜKLENDİ
Silivri’dekileri tutuklayanların hakim ve savcı olmadığını, siyasi otoritenin emrinde görev yapan kişilere yargıç denmeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, yargıç ve savcıları “Vicdanını kiraya vermeyen insana yargıç denir. O kişiler çocuklarına çok ağır bir miras bıraktılar. Onların çocukları, ‘Benim babam Silivri’de yargıçtı’ diyemeyecek hiçbir zaman, utanacaklardır” diyerek sert bir biçimde eleştirdi.
“KENDİSİ DIŞINDA HERKES TERÖRİST”
Silivri’de tutulanların ortak özelliğinin, iktidara karşı çıkmaları olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Gazeteciler zaman zaman soruyorlar. Dışarıdan gelenler, Sayın Erdoğan’a ‘Bu gazeteciler niye tutuklu?’ diye soruyorlar. ‘Efendim bir iki kişi var, gazeteci. Diğerlerinin tamamı terörist.’ Dolayısıyla baktığınız zaman terörist olmayan yok zaten. Genelkurmay Başkanı terörist, kuvvet komutanları terörist, generaller terörist, yazarlar, gazeteciler, rektörler terörist… Poşu bağlayan üniversite öğrencileri terörist… Kimse yok ki onun dışında. Yani iktidara ve onun başındaki Erdoğan’a göre bu salondakiler de terörist. Merhaba terörist arkadaşlar.”
“BURADA NE SÖYLÜYORSAK ORADA DA ONU SÖYLÜYORUZ”
Türkiye’de kimyeseye dinletemedikleri pek çok şeyi batıda anlattıklarını, Erdoğan’ın da “Kılıçdaroğlu, gidip beni şikayet ediyor” dediğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyadan haberi yok ki fakirin. Ne olduğunu bilmiyor ki. Dünyada iletişimin ne kadar hızlı olduğunu, internete girdiğinizde dünyanın öbür ucundaki haberlere saniye hızında ulaşabildiğinizi bilmiyor ki. Sanıyor ki biz gidip orada konuşunca Türkiye’dekinden farklı konuşuyoruz. Hayır, burada ne konuyorsak orada da aynısı söylüyoruz. Çünkü biz demokrasi, özgürlük, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı ilkesinin tam oturmasını istiyoruz.”

“YASALARIN MEŞRUİYETİ TARTIŞMALI”
Seçimlerden önce Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’a savcılığın ve bütün ilgili kurumların “Milletvekili olabilirsiniz” dediklerini, halkın da Balbay ve Haberal’ı parlamentoda yasama görevini yerine getirmek üzere seçtiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Ama yürütme organı, yargı ile işbirliği yaparak,
 ‘Hayır sizin hapishanede kalmanız lazım. Siz parlamentoya gelemezsiniz’ diyor. Eksik toplanıyor bizim parlamentomuz. Eğer bir yasa 7-8 oy farkıyla çıkarsa o yasa meşru bir yasa değildir. Çünkü 8 milletvekili tutuklu. Bu ayrıntı gibi görünmesin, çok önemli bir olaydır. Yasanın meşruiyet tartışmasını nerede yapıyoruz? Parlamentonun oylamasında yapıyoruz. 15-20 oyla bir yasa kabul edilirse sorun değil, ama beş altı oy farkla kabul edilirse o yasanın meşruiyeti her zaman tartışılır.”
“AKP PROTOKOLE UYMADI”
Seçimlerden sonra AKP ile ile bir protokol yaptıklarını bu protokolde “Tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmesi için TBMM’de olmaları gerektiğine inanıyoruz” denildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu protokolün gereği yapılmadı. Daha sonra şu söylendi: ‘Muhalefet partileri kendi aralarında anlaşsınlar, sorunu çözelim.’ Çünkü onların düşüncesi şuydu: ‘Üç muhalefet partisi bir araya gelir. Bunlar hayatta anlaşamaz. Dolayısıyla biz de deriz ki siz anlaşamadınız.’ Tam aksine üç muhalefet partisi anlaştı. Tekliflerini verdiler ama yine kabul görmedi. Bir milletvekilinin tutuklanması demokrasi ayıbıdır. Yargıdan geçip milletvekili olabilir kararı ortaya çıktıktan sonra ve halk da oyuyla bunu kanıtladıktan sonra artık bu yasama organının bir üyesidir ve parlamentoda görev yapması gerekir. Siz bunu yerine getirmezseniz çalışmasına engel olursanız o zaman bir sorunumuz var demektir.”
“KARŞIMIZDA BİR AKP YOK”
Türkiye’nin bir Afrika ülkesi olmadığına ve 90 yıllık demokrasi deneyimi bulunduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Demokrasiyi daha ileriye götürelim derken, daha geriye götürüyoruz. Geldiğimiz süreç şu: Tek partili yaşamdan çok partili yaşama geçtik, demokrasiyi getirdik, güçlendirdik. Şimdi çok partili yaşamdan, tek partili yaşama doğru gidiyoruz. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Mücadele alanımızı genişletmemiz gerekiyor. Kavgamızı büyütmemiz gerekiyor. Demokrasi mücadelesi yapılacaksa bu bağlamda yapılmalıdır. Karşımızda bir AKP yok. AKP’nin ele geçirdiği bir devletle mücadele ediyoruz biz. Valisi, kaymakamı, emniyet müdürü, yargıcı, savcısı herkesiyle… Her alanıyla mücadele ediyoruz biz. Yargısı siyasi otoritenin emrine girmiş bir ülkede demokrasiyi arıyoruz biz. Bizim ne kadar zor bir süreçte bir demokrasi mücadelesi verdiğimizi bilmenizi isterim.”
“KENAN EVREN BİLE BU KADAR BASKI KURMADI”
Bu süreçte medyanın özgürlüğünün çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Milliyet gazetesinin başına gelenlere bakınız. Medya özgürlüğü sıradan bir özgürlük değildir. Medya özgürlüğü toplumun özgürlüğüdür. Medya özgürlüğünü ortadan kaldırdığınızda toplumun haber alma özgürlüğünü kısıtlarsınız” dedi.
Kenan Evren’ın bile medya üzerinde bu kadar baskı kurmadığını, hiçbir zaman gazetecilere “Sizin boynunuzdaki tasmaları biz çıkardık” demediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, isim vermeden, iki gazeteciyi AKP istedi diye işten atmaya çalışan Milliyet gazetesi patronu Erdoğan Demirören’i de sert bir biçimde eleştirirken, sözlerini şöyle sürdürdü:
DEMİRÖREN’E: BASKIYA DİRENEMİYORSAN ÇEKİL!
“Gazete patronlarına sesleniyorum: Eğer gazete patronları siyasal iktidarın baskısına boyun eğeceklerse gazete sahipliğini o gün bıraksınlar. Onlara gazete sahipliği yapmak yakışmaz. Gitsinler işleriyle güçleriyle uğraşsınlar. Gazete sahibi dediğin sonuna kadar direnir. Başbakan kızdı diye gazeteciyi alıp kapının önüne koyuyor. Kimse kusura bakmasın, ona gazeteci patronu denmez. O ayrı bir kişidir. Efendim bir şey oldu, ‘Başbakan kızdı. Ben de bu gazetecilerin işine son vereceğim.’ Gazeteyi gazete yapan patronu değildir, yazarı, çizeri, okuyucusudur. Gazete patronun malı da değildir. Önce gazeteciliği bileceksiniz siz. Gazetecilik nedir öğreneceksiniz. Ondan sonra medya patronluğuna soyunacaksınız. Siyasi baskılara karşı direnmiyorsan o alandan süratle çekileceksin. Nasıl olsa kamunun bir sürü ihalesi var, gidersin orada işini takip edersin. Gazete patronu ihale almanın aracı olarak, siyasi iktidara yaranmanın aracı olarak gazeteye sahipse o gazete halkın gazetesi değildir. Kimse kusura bakmasın.”
Etkinlikte Balbay’ın gönderdiği mektup da okunurken, daha sonra Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’in moderatörlüğünü yaptığı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, İzmir Milletvekili Rıza Türmen ve gazeteci yazar Bekir Coşkun’un konuşmacı olduğu panel yapıldı.