Son Dakika Haberler

Kemal Kılıçdaroğlu,Kutlu Doğum da " Dilsiz Şeytan'ları" uyardı..

Kemal Kılıçdaroğlu,Kutlu Doğum da " Dilsiz Şeytan'ları"  uyardı..
Okunma : 128 views Yorum Yap

 

imageKılıçdaroğlu Kutlu doğum haftasında Ak partiye göndermeler yaptı.

Dilsiz Şeytan sözü derin anlamlar içeriyor.HzMuhammed haksızlık karşısında susmanın açıklamasında “dilsiz şeytan” diye buyurmuştur.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’yi ilk kez din üzerinden eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Hazreti Muhammed’in yaşamından örnekler vererek yolsuzluklar, iktidar yandaşlarının kul hakkı yiyerek ceplerini doldurması, adaletsizlikler, AKP’nin kendisinden olmayanları ötekileştirmesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın fiilen dikta yönetimi kurmasına göndermelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, haksızlıklar karşısında susan AKP’lilere de Peygamberin “dilsiz şeytan” sözünü anımsattı.
Kılıçdaroğlu, dün eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ankara Arena Spor Salonu’nda düzenlenen Kutlu Doğum Haftası törenine katıldı. Kılıçdaroğlu, törende bir de konuşma yaptı. Hz. Muhammed’in yaşamını özetleyerek konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“BEN KRAL DEĞİLİM”
“Sevgili Peygamberimiz bir yetimdi, öksüzdü. Halktan birisi gibiydi. Kendi işini kendi yapardı. Kibirlenmezdi, büyüklenmezdi, mütevazıydı. Daha gençlik yıllarında insanlık onuru mücadelesi vermeye başladı. Mekke’de zulüm görenlerin, haksızlığa uğrayanların, güçsüz ve çaresizlerin haklarını korumak amacıyla ‘Erdemliler anlaşması’ adıyla kurulan cemiyette yer aldı. Huzurunda heyecanlanan bir delikanlıya şöyle dedi:‘Arkadaş rahat ol. Ben kral değilim. Kureyş’ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum.’ Bu kadar rahat ve bu kadar alçak gönüllüydü. Sevgili Peygamberimiz kimseye yük olmazdı. Aza kanaat ederdi, asla tamah etmezdi. Ona göre gerçek zenginlik, malın çokluğu değil, gönül tokluğuydu.”
Hz. Muhammed’in devlet malını çalanların cenaze namazını kıldırmadığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Ganimetten bir hırka yürütenin, savaşta ölse dahi şehit olamayacağını bildirdi. Çünkü O, kul hakkı yemenin vebalinın ne olduğunu çok iyi biliyordu” dedi.
“DİLSİZ ŞEYTAN” GÖNDERMESİ
Hz. Muhammed’in, tevhit dininin peygamberi olarak, şirkin açığına da gizlisine de geçit vermediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Allah ile kul arasına girilemeyeceğini, inancın kalpte olduğunu, kalplerde olanı da ancak Allah’ın bileceğini buyurmuştur. Allah ile kul arasına girilemeyeceğini o, her seferinde dile getirmiştir. Kadınları dövenlerin güzel ahlaklı olamayacaklarını açıklamıştır. En sevdiği kişilerin, en ahlaklı insanlar olduğunu belirtmiştir. İnsanların, bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu, kimsenin kimseden üstün olamayacağını bütün kainata duyurmuştur. Hz. Muhammed haksızlık karşısında susmayı ‘dilsiz şeytanlık’ olarak görmüş ve açıklamıştır. Adaleti hep yüceltmiştir. Adaletli bir toplumun yaşayabileceğini görmüştür. Adaletli bir toplumda, insan onurunun korunabileceğine inanmıştır. ‘Sizden öncekiler adaletsiz oldukları için helak oldular. Sıradan insanlara cezayı uygulayıp, ileri gelenlere uygulamazlardı’ diyerek adaletsizliğin bir toplumu nasıl yok ettiğini açıklamıştır. İnsan haklarıyla ilgili dünya tarihinde önemli bir yer tutan Veda Hutbesi’nde insanların kanlarının, mallarının ve ırzlarının, yani onurlarının şeref ve haysiyetlerinin güvence altında olduğunu vurgulamıştır. İnsan onuruna o kadar önem vermiştir ki karşılığında dünyayı verseler, bir insanın hoşlanmayacağı bir şeyle incinmesinin doğru olmayacağını ifade etmiştir.”
“AYRIMCILIĞA VE ÖTEKİLEŞTİRMEYE KARŞIYDI”
Kılıçdaroğlu, Hz. Muhammed’in insan haklarında ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı olduğunu da belirterek şöyle dedi:
“Bir gün bir cenaze geçerken ayağa kalkmıştı. Cenazenin gayrimüslim olduğunu söylediler. Bunun üzerine ‘İnsan değil mi?’ diye yanındakileri uyarmıştır. Çünkü insan Allah’ın yarattığı en değerli varlıktı. Hz. Muhammed, Selman-ı Farisi’nin özgürlüğüne kavuşabilmesi için de 300 fidan dikilmesine bizzat yardım etmiştir. Çünkü, O özgürlüğün timsalidir. Bedir Savaşı’nda öldürülen Mekke’li müşriklerin cesetlerini ortada bırakmamıştır. Onların defnine katılarak, düşman da olsa insan onurunun korunmasına özen göstermiştir. Bu güzel gecede, Yunus Emre’deki aşk peygamberini, Mevlana’daki muhabbet, sevgi peygamberini, Ahmet Yesevi’deki hikmet peygamberini, Hacı Bektaş-ı Veli’deki şefkat peygamberini, sevgililer sevgilisi Hz. Muhammedi, O’nun manevi huzurunda, O’nu en derin muhabbetle selamlıyorum.”