Son Dakika Haberler

Madem piyasa özgürlüklerin ve demokrasinin gereği…

Madem piyasa özgürlüklerin ve demokrasinin gereği…
Okunma : 108 views Yorum Yap

bl_1Amerikan egemen çevrelerinin iddiası; özgürlükleri ve demokrasiyi dünya genelinde, geliştirmek ve yaymak.

Dünya’da yapıp ettikleri her şeyin, bu kutsal(?) ideal için yapıldığını söylüyorlar, yazıyorlar.

Özgürlüklerin elde edilmesinde de, araç olarak, piyasa ekonomisini görüyorlar ve gösteriyorlar.

Özgürlükleri getirecek olan piyasayı da, insan tabiatına en uygun bir yapılanma olarak anlatıyorlar.

İnsanı toplumsal bir varlık olarak değil de, daha ziyade, toplumdan ayrı yaşayan bir birey ve o bireyin ihtiyaçları olarak ele alıyorlar.

Toplumdaki işsizleri ve güvencesiz yaşayanları da, sanki bu düzenin eseri değil de, başka bir dünyanın yapıp ettikleri olarak gösteriyorlar.

Bireyin şişen egosunu, piyasanın yapısıyla uyumlu bir hale getirmeye de ekonomi diyorlar.

Madem bu sistem bireyin egolarıyla uyum içinde, neden sistem kendiliğinden gelişmiyor da, Amerika’nın müdahalelerine ihtiyaç duyuyor.

Amerika piyasa sistemini bir ülkeye yerleştirmek için işgaller, darbeler, hükümet kurmalar, hükümet yıkmalar gibi zora müteallik işler yapıyor.

Hatta bazı ülkeleri birçok parçaya ayırıyor.

Bırak piyasayı kendi haline nasılsa, piyasa her şeyi Amerika ve Batının istediği gibi zaten ayarlayacak. İddia bu değil mi?

Demek ki piyasa denilen şey, her şey kadir bir yapılanma değil. Arkadan PİYAYASAYI idare eden birileri var.

Yeri gelmişken ifade edelim.

Petrol piyasasında petrolün varili 115 dolardan, 46 dolara kadar düştü.

Kullanılan petrol miktarında bir değişme olmadığı halde neden petrol fiyatları bu kadar düştü?

Birileri Suudilere dedi ki indir. Rusya’yı denetimimiz altına almamız gerek. Petrol fiyatları indi.

Son iki gün içinde yaşadık. Faizleri indirirseniz ananızı belleriz dediler.  Doları çektiler. Faizi indirmeye mecal bırakmadılar. Demek ki asıl büyük kararları alan gene sermaye tekelleridir.

Demek ki neymiş. Piyasa denilen şey, uluslararası tekellerin oyun alanıymış. Gerçekte yaşananların arkasında ekonomi kanunları değil, çıkar odakları ve tekeller varmış.

Demek ki, ülkelerin içinde darbeler yaptıran, ekonomik yapının kendisi değil, uluslararası tekellerin, etki alanlarını genişletmesi ihtiyacıdır.

Tekellerin büyümek, daha çok büyümek isteği; özgürlüklerin genişlemesi ile uyum içinde mi oluyor?

Yani tekeller çoğaldıkça, özgürlükler çoğalıyor mu? İşsizlik azalıyor mu?

Neden emeğin gerçek bir tahakküm altına alınması ihtiyacı her geçen gün artıyor?

Özet olarak söyleyecek olursak; tekeller büyüdükçe, yoğunlaştıkça, merkezileştikçe ulus devleti yutmak istiyor.

Neden ulus devlet, tekellerin ayağına bağ oluyor?

Ne kadar kötü bir devlet olursa olsun, bir raddeden sonra, halkını korumak zorundadır.

Tekellerle ulus devlet kavgası burada başlar.

Çağımızın çelişkisi diye adlandırılan çelişki; yani ulus-devlet emperyalizm çelişkisi işte budur.

Amerika(uluslar arası sermaye) etki alanını genişletmek için, ne birey tanır, ne piyasa tanır, ne ulus devlet tanır, ne de, çok propagandasını yaptığı bireylerinin onurunu düşünür.

Onun tek düşündüğü, devleti kapitalist sınıfın basit bir aracı haline getirmektir.

Bülent Esinoğlu

4.2.2015, bulentesinoglu@gmail.com