Son Dakika Haberler

Önder SAV deklarasyonu! Delegelerle alay ediyorlar.

Önder SAV deklarasyonu! Delegelerle alay ediyorlar.
Okunma : 142 views Yorum Yap


BASIN AÇIKLAMASI

Cumhuriyet Halk Partisi, üstüste iki gün kurultaylarının toplanmasına sayılı günler kalmış iken Partideki kimi belirsizlikleri, gerçekleri saptırma anlayışlarını, örgütümüzdeki tedirginlikleri kamuoyu ile bölüşme gereğini duydum.

CHP yöneticileri: “ Daha özgürlükçü daha demokrat, örgüte daha önem veren bir tüzük değişikliği yapacağız.” diyorlar ama 362 Kurultay delegesinin yasal, tüzüksel taleplerini yok sayıyorlar.

Tüzüğün demokratikleşmesi için (8) aydır söylem geliştirip işin edebiyatını yapanlar “Haydi yapın örgütün isteği doğrultusunda Kurultay toplayın” denilince, “Hay hay gerekli imzalar gelsin Kurultayı toplarız” diyorlar. Alelacele ön almaya çalışıp “Ben kendi kurultayımı toplarım” mantığıyla bir başka kurultayı toplum ve CHP gündemine taşıdılar.

(8) aydır tüzük için taslak üstüne taslak geliştirenlerin, parti hazırlıksızdı biz, başka zamanda tüzük kurultayı toplayacaktık bahaneleri arkasına saklanmaları, örgütten gelen haklı istek ve sesle alay edercesine panik havası içinde şölen Kurultayı düzenlemeleri, haklı ve yasal girişimleri baskı altına alarak gerçekleşmesini önleme çabası olarak algılanmıştır, sırıtmıştır. Kurultay ilk gün toplanamadığı taktirde ikinci gün çoğunluk aranmadan yapılır, yasal hükmü de çiğnenmiştir.

Örgütün içindeki parti içi demokrasi ateşini Anadolu Ateşi ve benzeri etkinliklerle söndürmeye kalkmanın altında yatan nedenleri örgütümüz çok iyi kavramaktadır.

Önce “ Tüzüğün (87) maddesinde değişiklikler yapacağız ” diye yola çıkanlar, var olan tüzükten daha karmaşık daha antidemokratik bir tüzük taslağı ile CHPve Kamuoyu’nun karşısında sahne almışlardır.

Parti Programı ile Parti Tüzüğü farklılığı bile kavranamadan Parti Programında, Parti Yönetmeliklerinde yer alması daha doğru olan hususlar, tüzük maddesi haline getirilmeye çalışılmıştır. Chp’nin bugünkü yöneticileri maalesef tüzük yapma tekniğinin acemisi durumundadırlar. “ Ben yaparım olur, ben söylediysem en doğrusu odur” mantığı ile tüzük değişikliğinin özünden habersiz kalabalık izleyiciler gölgesinde tüzük değişikliği yapılamaz, böyle bir uygulama gerçeği de yansıtamaz.

İmza sahiplerinin kurultaydan sonraki en önemli parti organı olan Parti Meclisi’nin Genel Başkan tarafından baypas edilmesi yolunu kapamak, sınırsız ve antidemokratik Genel Başkan yetkilerini daraltmak isteyen talebi görmezden gelinmiş, olağanüstü Kongreler ve kurultayla ilgili düzenlemeleri, Siyasi Partiler Kanunu’ndaki 1/5 oranına çeken değişiklik benimsenmemiş, milletvekili adaylarının belirlenmesinde ön seçim anlayışı sulandırılmış, Yerel Yönetim seçimlerinde ön seçim hiç düşünülmemiş, örgüte hazine yardımı yapılmasında belirli bir oran isteği kabul edilmemiş, 12. Madde uygulamasına getirilmek istenilen sınırlamalara da iltifat edilmemiştir.

Partinin kurultayının gerçek delege sayısını bilmediğini, sözlerinden anlaşılan önemli görevdeki bir Genel Başkan Yardımcısının ağzından dökülen inciler daha yere düşmeden parçalanmıştır. Tüzük kurultayı ile seçimli kurultayın ayırdın da olmayan kasıtlı söz ve analizler, saptırmalar ciddi olması gereken siyasetçilere yakışmamıştır. “ Artık bu kurultay, muhalefetin son hamlesidir” gibi çiğ ve hazımsız sözlerde toplumda ve Kurultay delegelerinde olumsuz etki bırakmıştır.

Partinin daha demokratik bir tüzükle yönetilmesini, antidemokratik hükümlerin ayıklanmasını isteyenleri ve onları destekleyenleri, düzeysiz bir dille “sicili bozuklar” diye niteleyenlerin, önce kendi zikzaklı siyasi geçmişlerini ve sicillerini masaya yatırmalarını tavsiye ederim.

Uzun yıllar partiye emek vermiş, önemli görevlerde bulunmuş siyasetçilere, partinin Gençlik Kolları sitesinden “pislikler,kokuşmuşlar defolun” diye saldıranları hoşgörü ile karşılayan Parti Yöneticileri yalanlama yapmadıklarına göre o ayıbı bölüşüyor olmamalılar.

Başta Sayın Genel Başkan olmak üzere hiçbir CHP’li yöneticinin kendi başarısızlıklarını başkalarına, örgüte yıkmaya hakkı yoktur.

18 Aralık 2011 kurultayından önce yaptığım basın açıklamasında: “ 18 Aralık Kurultayının yersiz bir hesaplaşma, kamplaşma, ayrışma ya da ayrıştırma kurultayı olmaması gerektiğini ufak duyguları geride bırakan, birlik beraberlik, dayanışma ve bütünleşme kurultayı, CHP İlkeleri etrafında kenetlenme kurultayı olması gerektiğini belirtmiştim. Üzülerek söylemek isterim ki; 18 Aralık kurultayında bu hususlar önemsenmemiş, CHP üyesi bile olmayanların CHP Yöneticisi yapılması anlayışı egemen olmuştur.

Daha sonra 12 Haziran seçimlerinde milletvekilliği adaylığı umutlarıyla görevlerinden ayrılan 46 İl Başkanı, 76 İlçe Başkanı ve 44 İl Yöneticisinin emekleri yok sayılmış, sadece 2-3 kişiye Merkez Yoklaması Listelerinde yer verilmiştir. Örgüt yok sayılırken Cumhuriyet Halk Partisine hiç emeği geçmemiş olanlara milletvekilliği sunulmuştur.

Örgütün bu kadar itilip kakılmasıyla da yetinilmemiş, CHP tarihinde görülmemiş biçimde örgüt tasfiyesine gidilmiş, örgütlerin haklı olağanüstü Kongre talepleri kulak arkasına atılmış, 01 Kasım 2011 de başlatılan kongre sürecinde delege seçimlerine çok az bir zaman kala 30.000’ i aşkın olduğu söylenen 12.madde ile yeni üyeler kaydedilerek pek çok yerde örgüt dokusu bozulmuş Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakışmayacak boyutta antidemokratik uygulamalar sergilenmiştir.

Bütün bunlar yapılırken de örgütün sessiz kalması, talepte bulunmaması istenilmiştir. Örgüt, İl İlçe Kongrelerinden önce sağlıklı bir tüzükle parti içi demokrasi anlayışını getirmek için tüzükte yazılı imza oranını geçerek olağanüstü kurultay talebinde bulununca; derhal önü kesilerek başka bir kurultay anlayışı sergilenmiş, örgütün haklı taleplerine üvey evlat muamelesi yapılmıştır. “ Üstüste iki gün, neden iki kurultay? ”sorularına, CHP Yöneticileri cevap veremez duruma gelmişlerdir.

Şimdi garip bir şekilde “benim kurultayım-senin kurultayın” denilmekte, Partinin kurultay delegeleri kamplaştırılmakta hatta, toplanmış olan imzalardan yarısının geri çekildiği gibi yalanlarla kirlilik yaratılmaya Kurultay Delegeleri caydırılmaya çalışılmaktadır. Kurultay delegeleri, ev sahibi oldukları kurultayda misafir muamelesine tabi tutulmaya, köşeye sıkıştırılmaya, horlanmaya, dinleyici-izleyici baskısı ile sindirilmeye çalışılmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partili delegelerin yılmayacağını, hiç kimseden çekinmeden doğruları düşünüp uygulayacağını, kimi acemi politikacıların göremediğini üzülerek izliyorum. “ Kol kırılır, yen içinde kalır denilerek, biz istediğimizi yapalım.” mantığıyla Kurultay delegelerinden özveri isteniliyor. Artık yen yırtılmış, kolun kırıklığı gizlenemez hale gelmiştir.

Son kamuoyu yoklamalarında, Genel Seçimden bu yana sekiz ay bile geçmeden partinin oyunun % 26 lardan % 20’nin altına düştüğü görülüyor. Böyle bir dönemde kimseyi itmeden, ötekileştirmeye çalışmadan herkesi kucaklamak gereken günlerde itici davranış ve sözler, partilileri, Kurultay delegelerini incitiyor, yaralıyor. CHP, ayak oyunlarıyla, hukuk dolanarak, partinin eski yöneticileri horlanarak aldatıcı, cilali sözlerle yönetilemez. Dürüstlükle, hukukun üstünlüğüne, parti içi demokrasiye, delegelerin haklı taleplerine saygı duyularak yönetilir.

Örgütün önemli bir bölümünün tüzük değişikliği talepleri hafife alınarak,hukuk dolanarak alay edercesine imza sahiplerini çelmelemek Cumhuriyet Halk Partisine yakışacak davranışlar değildir.

CHP’nin Kurultay delegeleri, kendilerinin haklı taleplerini yansıtan 27 Şubatta yapılacak kurultaya katılmayı yeğleyip, 26 Şubat kurultayına uzak durmalarına, hiçbir yöneticinin eleştirme ve yargılama hakkı olamaz. CHP kurultay delegelerinin baskıcı anlayışlara teslim olmayıp, özgür iradeleri ile davranacaklarından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Uzun yıllar CHP’ye emek vermiş bir siyaset adamı olarak düşüncelerimi kamuoyuna açıklama gereğini duydum.

Saygılarımla,

ÖNDER SAV