Son Dakika Haberler

“SARIBABA DERĞAHI, MİLLİ GÖRÜŞ VE AKP’NİN SAVAŞI

“SARIBABA DERĞAHI,  MİLLİ GÖRÜŞ VE AKP’NİN SAVAŞI
Okunma : 268 views Yorum Yap

ODATV “Belediye mezarın üstüne apartman yaptı” başlığı altında haber yapmasından dolayı Sarıyer’in tarihi yazarı İbrahim Balcı işin gerçeğini kaleme aldı.

Sarıyerli “Milli Görüşçüler” İBB’ye konu hakkında şikayetlerini basın yolu ile duyurdular. ODATV de güncellemiş haber yapmış.

Milli Gazete haberinde ise aşağıdaki gibidir,
“Milli Görüş’ün yayın organı Milli Gazete, Kasım ayında Sarı Er’in mezarının durumunu gündeme getirmişti. Gazetenin haberinde “Gazi Hazretlerinin kabrinin üzerine, üç katlı apartman inşa edildiği ortaya çıktı. Mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde olan binanın, belediye tarafından kiraya verildiği ifade ediliyor. vatandaşlar, ‘Peygamber müjdesi almış insanlara bu şekilde vefasızlık yapılması, kabul edilebilir bir şey değil’ diyerek skandal olaya tepki gösteriyorlar” ifadelerini kullanılmıştı.”

İstanbul ’un fethine katılan bu “mutlu asker”in mezarının üzerine AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından apartman yapılmıştı.

****
Binanın yapıldığı tarihte şuan AKP’de bulunan yöneticiler çoğu doğmamıştı.

Yazar İbrahim Balcı, Simas’dan Sarıyer’e kitabında uzunca bahsettiği gibi konuya kısaca açıklık getirdi.

SARIYER MERKEZ ALİ KETHÜDA CAMİİ MEŞRUTASI
VE SARI ER BABA DERGAHİ/TEKKESİ

Sarı Er Baba Dergahı/Tekkesi Sarıyer Tekke Sokakta idi. Bu sokağın adı bilahare Hamam Arkası sokak oldu. Ne var ki sokak isimleri değiştirilmeye devam edildi ve bu kez Medeni Sokak’ta karar kılındı.

Bu sokağa girişte Sarıyer Hamamına bitişik bir bahçenin içindeydi Sarı Er Baba Dergahı/Tekkesi. Tek katlı ve biri küçük, biri hayli büyükçe iki odalı olan ahşap binanın bahçesinde ve Sarıyer hamamına bitiş olarak bir mezar vardı. Mezarın etrafı demir kontroksiyonla çevriliydi. Mezarın etrafında çiçekler vardı ve bakımlı bir mezardı. Mezarın taşı dolayısı ile kitabesi de yoktu. 

Resimde numaralı isimler İbrahim Balcı’nın kitabında vardır.

Sarı Baba Dergâhı, devrim yasaları uyarında kapatıldı. Bina Sarıyer Gençler mahfeline tahsis edildi ve gençler burada kültürel ve sportif faaliyetlerde bulundu. Sonraları kültürel çalışmalar da kaldırıldı. 1940 yılında Sarıyer Spor Kulübünün kuruluş çalışmaları burada yapıldı. Tescil başvurusunda adres olarak Tekke Sokak’ta bu dergâh binası kulüp merkezi olarak gösterildi. Bu nedenle Sarıyer S. K. ne “Tabutluktan çıkan takım” denildi.

Sarıyer’in isminin Sarı Er Baba’dan geldiği söylenirse de Antik Çağ ve Bizans döneminde Sarıyer’in isminin Simas olduğu, Simas’tan Sarıyar’a dönüştüğü de ortadadır. Simas’ın Helen dilindeki anlamı “Güzelsu-Kutlu su/Güzel Akarsu/Kutlu ana” anlamlarını verdiğini Bilge Umur’un kitabından öğreniyoruz. Buradan anlıyoruz ki Sarıyer’in memba suyu bakımından çok zengin olduğu ve ismini de buradan almış olduğudur… Sarıyer isminin verilmesine neden olan pek çok ileri sürülen tez var. Biride Fatih dönemi erlerinden biri olan Sarı Er Baba’nın isminin dikkate alınarak verildiğidir. Bu biraz da zorlama bir iddiadır. Zira antik çağda Simas olan Sarıyer’in isminin Bizans döneminde Simas ve Sarıyer olarak kullanıldığı görülüyor.

Sarı Er Baba Dergahı 1945 den sonra 1962’e kadar Kur’an Kursu olarak kullanıldı. 1963 yılında Sarıyer Merkez Ali KethüdaCami Derneği tarafından yıktırıldı ve yeni bina inşaatına başlandı (Tabii ilgili olanlardan müsabaha ve yardım almışlardır/görmüşlerdir). İnşaat kısa sürede tamamlandı. İnşaat yapılırken tüm bahçe üzerine bina yapıldı. Hamam bitişiğindeki mezar da ortadan kaldırıldı. Bugün mezar olarak görülen yere, söylenenlere göre kemikler taşınarak yerleştirilmiş ve 1963 yılında Sarı Er Baba olarak türbesi bulunan yere Mezar Taşı, Sarıyer İlköğretim Okulu bahçesinden getirildi (Metin Gürsoy getirenlerden biri). Türbe olarak ayrılan yer yıllarca öyle kaldı. Ta ki yeni Sarıyer Merkez Camii yapılana kadar. Yeni Merkez Camii yapılırken, Üç beş arkadaş el ele vererek türbe olarak ayrılan yeri ıslah ettik. Sıvası, badanası, demir çerçevesi, camı gibi gerekli şeyleri yaptık. Sarıyer Ali Kethüda Merkez Camiinden bir tabut ve Sarık aldık, ayrıca yeşil örtü ve mezarı ihya ettik. Mezar ancak türbeye benzer hale geldi.

Gelelim Sarı Er Baba’ya… Mezar’ın Sarı Er Baba’ya ait olduğunu kimse iddia edemez. Çünkü aynı dergâha mensup olan iki baba var. Biri Kara Baba diğeri Sarı Er Baba…

Hatta Sarıyer Hamamında iki halvet bölümünden biri Sarı Er Baba bölümü, diğeri Kara Er Baba bölümüdür. Buradan da doğruluğunu anlıyoruz. Üstelik Sarı Er Baba’nın mezar taşı Sarıyer İlköğretim okulu bahçesinden getirildi. Biz de bu okulda okuduk, o zaman okulun adı 14. İlkokuldu. Öğretmenlerimiz okul bahçesinin en dip tarafına mezar var gitmeyin diye dikkatimizi çekerlerdi. Eee bu durumdan ne anlayacağız. Acaba Sarı Er Baba’nın mezarı okul bahçesinde miydi? Yoksa çok eski tarihlerde Mezar Taşı mı oraya götürülmüştü? 

Bu iddiamızı doğrulayalım. A. Süheyl Ünver İstanbul Risaleleri kitabının 5. Cildinde “Sarı Er” den şöyle bahseder: “Sarıyer’de, orada bulunan 14. İlkokulda yatar. Yukarısı mahrut, üstünavi mezartaşı kitabesinde şöyle yazılıdır; 

“Merhum ve mağfur el-muhtaç ila rahmeti Rabbibi’l Gafur Sarı Er ruhuna Fatihe sene 857.
Taşı 1,58 m uzunluğunda 0.20 cm enindedir. Sarı Er de Fatih Zamanından kalmadır. Hakkında bir bilgi edinilemedi.
Sarı Er’in mezar taşı ilk mektebe konmuştur”.

SARI ER BABA olayı böyle. Nedense son birkaç aydan beri bu türbe üzerinde çok duruluyor ve türbe üzerine bina olmayacağı iddiası ileri sürülerek, Sarıyer Camii lojmanı olarak kullanılan binanın yıktırılması için yoğun çaba harcanıyor. 

Türbe olarak belirtilen yerde hangi babanın yattığı belli olmazken, türbe üzerindeki binanın yıktırılması için verilen mücadeleye gülmek gerekir.

Yahu hiç işiniz gücünüz yok mu? Dirilere iyilik yapacak yerde ölülere el uzatmanız size ne kazandıracak? Adam öldü gitti, rahmeti rahmana karıştı, ne eti ne budu ve ne de kemiğinden zerresi kaldı. Sadece adı Baki kaldı. Bari adamın ruhu rahatsız edilmesin. İlgilileri dolduruşa getirip de binanın yıktırılması cihetine gitmeniz kime ne kazandırır. Hadi yıktırdınız ne kazanacaksınız?

Hele bunu dini akidelerinin sağlamlığı ile övünen Milli Görüşçüler yapıyorsa olay daha da vahim.

Yazan, İbrahim BALCI