Son Dakika Haberler

SARIYER’İ SARIYER YAPAN DEĞERLER

SARIYER’İ SARIYER YAPAN DEĞERLER
Okunma : 140 views Yorum Yap

Sarıyer’i Sarıyer yapan Değerlerden bahsederken sadece tarihi eserleri
dikkate almamız yeterli olmaz diye düşünüyorum. Her ne kadar yolumuz
tarihi eserler üzerinden geçiyorsa da diğer konuları da dikkate
almamız gerekir diye düşünüyorum. Örneğin, Plajlar, mesire yerleri,
çeşit çeşit balıkları, nefis suları, artık göremediğimiz yemişleri.

            İstanbul’un gözde yerlerinden biridir Garipçe… Son
yıllarda müthiş ilgi kazandı bu garip mahalle. Kayalıklar arasında
bakir bir yer. Sakin ve temiz havası ile huzur dolu bir küçük koyu
var. Her dem taze balığı, saygılı insanları ve yerli ürünleri ile
gözde… Tarihi zengin Toçuoğlu yalısı görülmeğe değer. Keza caminin
yanındaki ahşap tarihi ev ve karşıdaki evler de ne kadar eskiyip
dökülse de bir zamanlar biz de görkemliydik der gibiler…  Ulaşımı
kolay, zira vasıta var ancak köy içine girmek hayli zor. Çünkü bir
kısım yeri toprak sahibi kapattığı için zorluklar var. Bir yetkili
çıkıp da bu duruma “Dur” demiyor, diyemiyor.

            İşimiz bu sorunları ortaya dökmek değil ama daldık işte.
İşimiz Sarıyer’i Sarıyer Yapar Değerler tanıtmaktı…

Mesela Garipçe Kalesi… Başlı başına bir değer. 1768 yılında inşa edilmiş. Kayalar
oyularak yapılmış. Adeta kartal yuvası. Kale içinde mahzenler.
Toplantı odaları, yatakhane, depo, büyük çaplı topların bulunduğu
alanlar, havalandırma ve zora kalındıkça dehlizden koy tarafından
gidebilmek için yol…(Burası kapalı). Diğer yerler açık. Görülebilir.
Kalenin üst kısmı, yani arenası, eski fotoğraflarda mükemmel
görünüyor. Askeri lojmanlar, talim yerleri, cami vesaire… Kale denizle
iç içe, her gün, bilhassa tatil günleri müthiş ilgi çekiyor… Gelen
ziyaretçiler pisliklerini bırakmasalar harika olacak ama o kadar temiz
toplum olamadık henüz (Araştırmacı Yazar Mustafa Aydemir birkaç kez
kendi imkanları ile temizleme işini gerçekleştirdi ise de o da bıkmış
olmalı)… Belediye Başkanı seçilen Dr. M. İhsan Yalçın (1989-1994)
aldığı izinle kaleyi temizlettirmiş ve bir de defile yaptırarak
tanımını yapmıştı. Çok renkli geçmişti defile ama devam ettirilemedi.
Kaleden batı tarafına Garipçe tepesine baktığınızda bir kule görülür.
Bu kuleyi Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa yaptırmış… Amaç,
Karadeniz’den gelen düşman gemilerini uzaktan görebilmek ve
görevlilere haber ulaştırmak… Kule günün koşullarına göre özelliğini
kaybetti ama uzun yıllar köy hasat alan olarak kullanıldı. Kale bakıma
muhtaç, gözetleme kulesi bakıma muhtaç yetkililerin konu üzerine
eğilmesi, gerekiyor diye düşünüyorum. Böylesine değerli tarihi eserler
her yerde olmaz. İşimiz bunları değerlendirmek olmalı(Gözetleme Kulesi
ve kale hakkında Gizem Dörtel’in harika bir çalışması var).

            Yine Kilyos’a uzanalım! Kilyos’da dikkat çeken üç Su
Terazisi” var.

Her ne kadar Ceneviz yapısı deniyorsa da elimizdeki
belgelerde Su Terazilerinin Yakın zamana denk gelen Osmanlı yapısı
oldukları anlaşılıyor. Su terazilerinden biri eski Camiye giderken
solda. Çok bakımlı, onarılmış, görülmeye diğer. Diğer ikisi Sarıyer
Belediyesine ait Tesislere giden cadde üzerinde!  Birisi solda, diğeri
sağda! Bu ikisi bakıma muhtaç, nerede ise özeliklerini kaybedecekler…
Su terazilerinden İstanbul’da topu topu 30 adet var. Bunların pek çoğu
özelliklerini kaybetmiş. Kilyostakiler uygun yerlerde, bakımları
yapılması halinde turizme açılabilir. Ne için kullanıldıkları da
anlatılır. Kısaca bir bilgi, uzaklardan getirilen sular, bu terazilere
aktarılarak köylere su dağıtımı yapılırdı (Bu konuda bilgi Kilyos
Kalesinin giriş kapısı üzerindeki kitabelerde var). Bir adet Su
Terazisi de Büyükdere de var ama sadece kalıntıları görülüyor.

            Geri dönüp Rumelikavağa gelelim. Burada çok önemli iki
tarihi eser vardı.

Biri Bizans Yapısı eski kale idi. Bizans yapımı,
Cenevizliler işgal etmiş, Cenevizlilerden Osmanlılar almış ve zamanla
işlevini yitirmiş… Bu önemli tarihi eserin kalıntıları var ama
acımasız definecilerin gazabına uğramış ve kale duvarlarının altı
eşilerek duvarların yıkılmasına neden oldular. Kale perişan hale
gelmiş (Gizem Dörtel’in çalışması var konu ile ilgili) durumda.

            Rumelikavaktaki diğer tarihi eser çarşı içindeki halkın
deyimi ile Kavak kalesi… Asıl isme R. Kavak Hisar’ı… 1600’lu yıllarda
yapılmış (1624), önemli görevler üstlenmiş. Birinci Dünya Savaşından
etkin görevler yarine getirmiş, İkinci Dünyası Savaşında da
kullanılmış ama 1969 dan sonra yavaş yavaş kullanılmaktan çıkarıldı.
Son on onbeş yıldan beri ise sadece korunuyor o kadar. Oysa bu
Hisar’da 1930 dan 1975 li yıllara kadar pek çok etkinlik yapılıyordu.
Kavak Hisarı büyük bir alanı kaplıyor (süne düğünü, sinema gibi).
Örnek bir yapı, öyle viran hali de yok. Harika bir müze olabilir.
Örneğin Türkiye’de bir Balıkçılık müzesi yok… İşte balıkçılık müzesi
için gerçek alan burasıdır. Yetkililerin uyanmasını bekliyoruz. Dünün
ve bugünün balıkçılığı ile ilgili tüm alet-edevat, kürekler,
maşalalar,  felenkler, ırgatlar, demirler, zincirler,ağlar, kurşunlar,
mantarlar, oltalar ve tekneler burada sergilenebilir… Ama kim yapacak,
kim el atacak, bu duyarlılığı kim gösterecek. Ama yine de “BİZ VARIZ,
YAPARIZ” diyeceklerin sesini bekliyoruz.