Son Dakika Haberler

ŞİDDET HER YERDE. Derya Beyoğlu

ŞİDDET HER YERDE. Derya Beyoğlu
Okunma : 126 views Yorum Yap

derya_2“Nasıl günler yaşıyoruz?” diye soruyoruz birçoğumuz bu günlerde. Etrafımızda anlayamadığımız inanılmaz şiddet görüntüleri.

Öğrencilere, halka saldıran polisler!

Ağacını korumaya çalışan köylülere saldıran güvenlik görevlileri!

İşini yapmaya çalışan gazetecilere saldıran korumalar!

Doktorlara saldıran hasta yakınları!

Eşlerine, çocuklarının analarına saldıran erkekler!

Komşu ülkelere saldıran ülkeler!

Kendi türüne verdiği zararı yeterli görmeyip doğaya saldıran insanlar!

Şiddet etrafımızda… Her haber programından, gazeteden, sosyal medyadan şiddet haberleri fışkırıyor adeta…

Şiddetin birçok sebebi var.” İnsan doğasında şiddet anne karnında başlıyor” diyor bazı bilim insanları ama şiddetin öğrenildiğini de ekliyorlar. Şiddet toplumunda yetişen çocukların, şiddete eğilimli olmaları beklenen sonuç aslında.

Peki, biz ne zaman şiddet toplumu haline geldik? Çocuklarımıza şiddeti biz mi öğretiyoruz? Problem çözme yetimizi ve öfke kontrolümüzü neden kaybediyoruz? Bizi şiddete iten sebepler neler?

Şiddeti sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal olarak inceleyebiliriz. Benim ilgimi çeken son yıllardaki ani artışı irdelemek. Dünya genelinde şiddet eğilimi yükseliyor. Biz insanoğlunun çakraları açılacak, doğaya dönüş, özüne dönüşü gerçekleştirecek derken…  İnsanoğlu şiddeti daha bir özümseyerek evrimine mi ekliyor? Ne oldu da 2002’den 2009’a kadına yönelik şiddet yüzde 1400 arttı? 7 yılda 14 kat artış göstermesinin belirgin sebepleri olmalı mutlaka… Kapitalizmin şiddet ile ilişkisi ne boyutta? Toplumsal şiddet gerçekten çok arttı mı yoksa sosyal medya ve teknolojik gelişmeler görünürlüğü mü kolaylaştırdı? Teknolojik gelişmelerle beraber görünürlüğü artan şiddet haberleri örnek oluşturup şiddete teşvik mi ediyor?

Sorabileceğimiz o kadar çok soru var ki… Aslında her soru cevabını barındırıyor içinde. Dünya genelinde artan şiddet mutlaka ki etkileşim yaratıyor ülkemiz insanlarıyla. Belki de gerçekten özümüze dönmek için en uç noktaya gitmeliyiz. Bir mantık oluşturduğumuzda tür olarak yaşamadığımız bir olguyu evrimimize eklememiz olası değil. Şiddeti yoğun yaşayan bir türün şiddet eğilimli bir evrim gerçekleştirmesi de bu mantığa göre yüksek olasılık. Umalım ki bu teori yanlış olsun yoksa daha zor günler bekliyor insanlığı…

Kapitalizmin şiddet eğilimindeki etkisi kanımca küçümsenmeyecek kadar büyük… Kapitalizmin oluşturduğu rekabet ortamı ve bireysel menfaati ön plana çıkarması, bir nevi empati yetimizi de kaybetmemize yol açıyor. Bu yetimizin kaybolmasıyla ve oluşan yarış ortamıyla bireysel çıkarlarımız bizi daha hırçın hale getirebiliyor. Bir de tüm bu etkenlere, ekonomik yetersizlik eklenince toplumsal buhran, toplumsal şiddet olarak gösteriyor kendini.

Düşünün ki ülkeyi yöneten kişi her toplum içine çıktığında sözlü şiddet uyguluyor insanlara. Devamlı bir bağrışma, münakaşa ve asabiyet… Dış ülkelere karşı saldırganlık, halka karşı saldırganlık, karşıt görüşlü politikacılara karşı saldırganlık hatta çalışma arkadaşlarına karşı saldırganlık… Saldırganlık saldırganlığı doğuruyor maalesef.

Yetersiz olan veya uygulamada yetersiz kanunlar… Cezasız kalan suçlar… Şiddet uygulayanlara caydırıcı ağır cezaların verilmemesi de ciddi bir etken olabilir artışında… Görsel ve yazılı basında eksik olmayan şiddet olguları, şiddeti normalleştirip meşrulaşmasına yol açıyor.  Bu da bir kısırdöngü oluşturuyor…

Her ne kadar şiddet yaşamımızın her alanında karşımıza çıkıyor olsa da şikâyet edenleri de bir o kadar çok. Bu kadar çok şikâyet ettiğimiz bir yanlışı düzeltmek için toplumsal mücadele gerekiyor. Aslında tüm bu olumsuzlukların temel sebeplerini ortadan kaldırmak yine aynı noktada sistemin yanlışlarını çözümlemekten geçiyor. Temel sebepler çözülmedikçe etkilerini çözmek de imkânsızlaşıyor.

Derya BEYOĞLU