Son Dakika Haberler

Tavukgötü. İrfan KABAN

Tavukgötü. İrfan KABAN
Okunma : 151 views Yorum Yap

Gırla gösteri arasında “köyümden kalmadır şehirli ne der” utancından kurulan “lavaboya gidiyorum”cümlesindeki lavabo sözcüğünün gün içi ‘tıklanma’ seviyesini nerelere taşıdığının farkında mısınız? Aklınca ayıp bir anlatım tarzını örtücü ama aslında ikiyüzlü ve bu nedenle iğrenç… Peki! Ben bu reytingi biliyorum ukalalığında davransam ya da yok öyle değil, şu ulaşılan teknolojinin harika ürünleriyle yapılan savcı iddianamesine asıl teşkil edici kaydı deşifre etsem ne dersiniz?

Aslında kim bilmez lavaboya gidiyorum diyenin amacını asla lavaboda gerçekleştirmeyeceğini? Ama merak etmeli; kokoreç tadını sağlığında mı edinmiştir?

Kukumav kuşunun bizde çok kibar bir adı var: Baykuş… Bu ad eninde sonunda bu türün dişileri olmadığı anlamına gelmez… Kontratınız mı var ikiyüzlülükle? O zaman haykırın: “Ben demokratım”. Komandit Demokrat, Limited Demokrat ya da Anonim Demokrat… Ama ille de demokrat… Ne o? Ön takıların şirketler için kullanıldığını anlayacak kadar bilgilisiniz demek ki; o halde şeyinizi niye lavaboya yapıyorsunuz?

Mekana bir kastınız mı var?

Komandit Fransızca bir sözcükmüş, bir kısım ortaklarının yönetime karışmak hakkı olmayan, sadece koydukları sermaye nispetinde sorumlu olan ticaret şirketi anlamına geliyor. Limited İngilizce, ortaklarının mesuliyeti koydukları sermaye ile sınırlı anlamına geliyor. Anonim, kimsenin namına olmayarak, hissedarlarının cümlesine ait bulunan şirket anlamına geliyor. Miras hukukunun bilindiği şekilde işlediği dünyada elbette genel olarak demokrasi de bir anlama tekabül ediyordur…

 Arkadan söz söyleyene Gıybetçi derler. Arkadan yazı yazana ne derler bilmiyorum. Bilmiyorum çünkü yazı arkadan yazılmadığı gibi belgedir de…İşleri bokedenler var, bok üstü boklar var, bok yedi başları var, bok yiyenler var, bok yemek düşenler var, bok yemenin Arapçasını becerenler var, boku bokuna kubura düşenler var, boku püsürü var, bir de işin bokunu çıkaranlar var. Dahası, bok yoluna gittiler var. Alayı ne diyor? “Lavaboya gidiyorum.” İddia ediyorum dilimizde kaybolmayacak bir sözcük varsa  “Lavabo” sözcüğüdür.

Gelenekselleşmiştir.

Aslında boktan işleri kıtlama bitiren var… Nerede?

Merkezi yönetimde ve dahi yerel yönetimlerde…

Kulunç yapmış haram rüzgarının cereyanı…Kulunç kıranlar akademisi açmalı ve dahi işsizlik sorunu ile hırsızlık sorunu arasında bir orantı olup olmadığını bilimsel açıdan anlamalı… Yine de sıkışıldığı yerde bir bilene lavaboyusormalı…

Tekamülün ‘homo gösteri-gösteri’ evresinde(!) varoluşun kaçınılmaz yasası, onaylamak ve alkışlamaktır.

Başınız ne kadar yere yaklaşır ve elleriniz ne denli doyurucu ses çıkarırsa yaşamayı o kadar hak edici olursunuz.

Ben ‘bok’ yazınca, ya da ‘bok’ deyince utanmak ihtiyacı depreşenler sahne almış bir gösteri vurguncusu tekmilinin yüzüne karşı en sıradan küfrü savurunca tabiri caizse niye yarabbi şükür diyor?

Üstelik orada olmaya hak kazanmaları ceplerinden para sayıp bilet almak olmasına rağmen…Çünkü onlar benliklerini gösteriye ayarlamışlar. Benim bahsettiğim bok gerçek ve bu yüzden “Ah ne ayıp!” onların küfrü ise gösteriye ait ve sırf bunun için estetik… Kanımca yani benim anladığım kadarıyla onların varoluşu onaylayıp alkışlamak için yer işgal ediyor olmaktan ibarettir. Köyler, beldeler, ilçeler, iller ve dahi merkezi geneller hep bu yasaya bağlıdırlar. Kütle çekim yasası pas geçilebilir ama bu yasaya bilâ tereddüt uyulmalıdır. Uymazsanız ne olur? Maazallah anında uzay boşluğuna düşersiniz…Bir başına insan nedir ki?

Kurulan müzik kutuları vardı. Hani şu zemberekli şeyler… Zemberek Farsçadan dilimize intikal etmiş, bir de anlamını güçlendiren güzel bir söz kullanılır: Zehir zemberek… İşte şimdi bu zemberekli müzik kutularının çaldığı gibi bir demokrasi melodisi dinler kulaklarımız ve kulaklarımızın duyduğunu beynimiz ret etmesin diye demokrasi dansına kalkarız. Öyle ya, müzikle giden şey dans etmektir. Gösteri burada da devreye girer.

Irak’ta ölen milyona yakın insanın bu dansı yapamayacak olması kimin umurunda. Ama yine de ne mutlu o ölenlere ki, bu dans yapılabilsin diye öldüler… Sen çok yaşa emi Sam amca, bizi yine güldürdün… Kızılderililerin savaş dansını yapacağına elbette senin icadın demokrasi dansını yapmak yeğdir. Öyle diyorum çünkü bu dans yapılabilsin diye ölenlerden şükür mü desem, tüh be mi desem değilim…

Lavabo önemli. Ama lavabonun şifonu olmadığından çekilmez. Bu nedenle lavaboya gidiyorum diyenler yakalanıyor.

Sarıyer’de yerel bir gazetede yazıyorsun! (Pardon! Sitede yazıyorsun)Yazına ille orijinal başlık arıyorsan azıcık yerel bulaşmış olsun. Örneğin, ‘tavukgöğsü’ (Sarıyer Muhallebicisini çağrıştıran) gibi… Evet işte bu! Ben de öyle yaptım da onun için böyle bir başlık çıktı. Baktım tavukgöğsü tarihi binasını daha önemlisine (gösteri çağrıştırana) terk edip yan tarafa taşınmış.(sonradan ilaveler olsa da aynı arsa üzerindeydi) Daha önemlisi ne olabilir diye düşündüm ve aklıma götün müdürlük fıkrası geldi. Ben de başlığı son derece yerel şekliyle “Tavukgötü” attım…

Göt ve kalkmak ilişkisine değinmediğim de iyi olmuş değil mi?

İrfan Kaban