Son Dakika Haberler

VE BEN MİLLETVEKİLİ “İbrahim Balcı ve Didem Engin”

VE BEN MİLLETVEKİLİ “İbrahim Balcı ve Didem Engin”
Okunma : 8 views Yorum Yap

Pek alışık değilim özel görüşmelere… Bir isteğim olur ezilir, büzülür çok da sıkılarak bu yolu tercih ederim. İyi kötü görüşür, neler istediğimi, neler düşündüğümü ya da semt olarak neler yapılması gerektiğini daha çok da Sarıyer Spor Kulübümüzün durumunu görüşürüm.

Bu kez böyle olmadı. Mustafa Balcı, İstanbul milletvekili Didem Engin Hanım sizinle görüşmek istiyor deyince önce hayret ettim. Zira bir Milletvekilinin, bir vatandaşla görüşme talep etmesi pek görülmez de. Daha ziyada Milletvekili yani bütün heybeti, papülaritesi ve azameti ile gelir ve yakınındaki birine “Bulun şu beyi gelsin konuşalım” der… Didem Engin Hanım ise değişik bir yöntem uyguladı…

Ne dememi beklerdiniz? Tabii ki “ Olur neden olmasın?” dedim ve nereye gitmem gerektiğini sormama gerek kalmadı “Yarın sana gelecek görüşme kulüp kafeteryasına olacak” dedi. Alâ…

Didem Engin Hanım ile daha önce tokalaşmışlığımız, yani göz aşinalığımız vardı… Dediği saatte geldi… Şöyle kafeteryanın en dip tarafına, denizle kucak kucağa olan masalardan birine çöreklendik… Bir iki nasılsınızdan sonra içtik demli çaylarımızı… Hani çaylar da nefis mi nefisti doğrusu… Bu gün şanssız günümdü galiba… Didem Hanım’ın “Kahvaltı yapalım” önerisini, çok geç kahvaltı yaptım diyerek geri çevirdim kibarca… Hiç düşünemedim, kendisinin kahvaltı yapmadan gelebileceğini… Olsun ne yapalım, demek ki kısmet değilmiş!

Beş kişiydik, ADD Başkanı Fahrettin Serdaroğlu, İbrahim Hoca (Tüfekçi), Mustafa Balcı, Didem Engin Hanım ve ben… Yanı beş kişiden biri İstanbul Milletvekili… Hem de Sarıyerli… Ne demek Sarıyer’in en renkli mahallelerinden biri olan Yenimahalle’nin bereketli topraklarından fışkırarak, çiçek gibi açan ve Ankara’ya giden bir Hanım Milletvekili. Ön yoklama ile Milletvekili listesine girdi… 2. Bölgeden milletvekili seçildi… Öyküsünü kısaca dinledik… İbrahim Hoca ile Fahrettin Başkan bir süre sonra bizi baş başa bıraktılar… Artık başa idik! O konuşacak biz dinleyecektik… Hep öyle olur ya! Hiç de öyle olmadı! Bana ısrarla “Sarıyer’i anlat” dedi. Oysa Sarıyer’i o kadar yakından tanıyor ki. Konuşmalarından bunu anlamak hiç de zor değil.

Ben bir seçmen, o milletvekili ve Mustafa basından biri. Kitaplarımdan bahisle konuya girdi… Sorunlara kürek çekti yorulmadan… Öncelikle balıkçılıkla ilgili soyadı gibi Engin bilgisi olduğunu gördüm… Değişik yöntemi var… Israrla konuşmanızı bekliyor ve sizin sözlerinizden yakalıyor birini o konu üzerine gidiyor… Bıkmadan soruyor… Notlarını alıyor…

Öyle bir an geldi ki kendimi milletvekili, yani milletin vekili zannettim… Acaba ben milletvekili, Didem Engin seçmen miydi? Elbette ki hayır! Ama O kendini bizden biri, toplumdan biri olarak o kadar güzel gösteriyor ki, ister istemez kendisini onun yerine koyuyorsunuz. Bu kolay elde edilecek bir özellik değil… Yüzüne söylemedim bari yazayım; Bravo! Hep böyle ol, hep böyle kal!

Hanımların yaşı sorulmaz ya! Herkes öyle demez mi? Aklıma bile gelmedi sordum… İnce dudaklarından gülücükler yayıldı. O zaman anladım gereksiz bir soru sorduğumu… Yüksünmeden yanıtladı 1977 Ankara doğumluyum… Kısa bir özgeçmiş çıktı ağzından; G. Saray Üniversitesi mezunu, yüksek Lisansını Belçika’da Avrupa Birliği ve Ekonomi konusunda yapmış. Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Latince biliyormuş… Daha bir iki lisan daha vardı, diğerleri kadar değil, ancak derdini anlatacak kadar.

Sarıyerli bir milletvekili, Aynı zamanda İstanbul milletvekili! İstanbul 2. Bölge’de 12 ilçe var. Hepsinin milletvekili. Sarıyer daha önce bir hanım milletvekili daha gördü Necla Tekinel… Gördü ama Milletvekili seçildi, ayda yılda bir geldi ve belirli bir iki kişi ile dükkânlarında konuşup gitti. Kendini tanıyan olmadı. Halka teması hiç olmadı… Görevi bitti ve kayboldu gitti… Didem Engin Hanımı öyle görmedim… Milletvekili olunca oturduğu sokağı ve mahalleyi terk etmedi. Aksine sokağına daha çok sahip çıktı. Konu komşu herkesle haşir neşir… Diğer ilçelere gidiyor ama Sarıyer’deki hiçbir etkinliği kaçırmıyor. Sorunların üzerine gidiyor, takipçisi oluyor…

Biz böyle milletvekillerine alışmadık… Bizim bildiğimiz milletvekili kasım kasım kasılır, azametli yürür, adımlarını atarken, hınzır bakışlarla etrafı kolaçan eder oturanların ayağa kalkması, selamlamasını bekler… Oturanlar ayağa kalkarsa onlara yönelir ve toka yapıp ilerleyip gider…

Didem Engin Hanım yanılttı bizi… Sade, yalın ve Sarıyer’in havasını solumuş hali ile hayli etki bırakı… Severim sadeliği… Selamı bol olanı, duyumsayarak güleni takdir ederim… Bu özellikleri gördüm Didem Engin milletvekilimizde…