Son Dakika Haberler

YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK, Suay Karaman

YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK, Suay Karaman
Okunma : 94 views Yorum Yap

Onukorumak
Cumhuriyet Halk Partisi’ni özünden kopararak değiştirme projesi, emperyalist güçlerin en büyük arzusuydu. CIA Ankara eski İstasyon Şefi Graham Fuller’in 2008 yılında Türkçe’ye çevrilen “Yükselen Bölgesel Aktör Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitabında şunlar yazıyordu; “Türkler Kemalizm’i terk edip ılımlı İslam’ı benimsemelidir. Ilımlı İslam, Kemalizm’i silmeye yönelik bir karşı devrimdir. Bu devrimin karşısındaki tek güç, Türk Ordusu ile ulusalcı aydınlardır ve tasfiye edilmeleri gerekir.” Bunun yanında Atatürk’ün fotoğrafının indirilmesini isteyen ABD ve AB’nin birçok kendini bilmez yöneticileri de bulunmaktaydı. Üstelik bunlara ülkemizden de hem iktidardan, hem muhalefetten destek olanlar vardı.
Kuvayi Milliyeden ve Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızdan doğan CHP’nin özü, Atatürk’tür. Bu özü değiştirmek için CHP’nin, Atatürk’ten koparılması gerekiyordu ve proje hayata geçirilmeye başlandı. Dış güçlerin hazırladıkları bir kaset operasyonuyla CHP Genel Başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ile partinin yörüngesi değiştirilmiş, ülkemizin ve partimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e karşı saldırılar başlamıştır. Aydınlanmaya karşı yapılan bu saldırılar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasından üç gün sonra 27 Mayıs Devrimini açıkça eleştirmesiyle kendini göstermiştir. Ardından Atatürk ve İnönü dönemlerine eleştiriler getirilmesiyle, olay büyük boyutlara varmıştır. Milletvekili kılığına girmiş atanmış vekil taklitleri ise, yapılan tüm bu eylem ve söylemlere karşı, genel başkana yaranmak adına sessiz kaldılar ve bazıları da destek verdiler.
“Laiklik tehlikede diyemem çünkü altını dolduramam” diyen genel başkan, bilinçli olarak kendi altını Atatürk düşmanlarıyla doldurmaktaydı. Dersim üzerinden Atatürk’e vurmak, 1930’ların CHP’si olmadığını söyleyerek, Atatürk’le hesaplaşmak hep bu sinsi planın parçalarıydı. Bir yanına Atatürk’e kefere diyen dinciyi, diğer yanına Atatürk’e katil diyen CİA’nin TR 705 kodlu bölücü memurunu alan Kemal Kılıçdaroğlu, Atatürk’ü önemsizleştirmek için verilen tüm görevleri yerine getiriyordu. Çünkü emperyalist güçler Atatürk önemsizleştirilmeden, Türkiye’yi ve Türk milletini teslim alamayacaklarını anladıkları için bu hain projeyi hayata geçirdiler.
Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkan olunca, öncelikle CHP’nin internet sitesinden Atatürk’ün fotoğrafı kaldırıldı. Bugün internet sitesinde arka fonda, silik olarak Atatürk’ün yüzünün yarısı yer almaktadır. Kılıçdaroğlu’yla birlikte toplantı salonlarına da Atatürk fotoğrafı konulmamaya başlandı. Gençlik Kollarının yöneticilerinden biri, Kemalizm’i belleklerden sileceğini söylemişti. Altıok amblemi yerine, HDP amblemine benzeyen bir çınar logosu kullanılmaya başlandı. 2011 seçimleri öncesinde, Çankaya İlçe Başkanlığı’nın gönderdiği ‘Seçim Bürolarında Uyulması Gereken Kurallar’ genelgesinin 11. maddesi şöyleydi: “Her seçim büromuzda Genel Başkanımızın ve adaylarımızın posterleri ile parti bayrakları asılı olacaktır. Atatürk ve Türk Bayrağı asılmayacaktır.”
Atatürk adını her yerden silebilmek için stadyumlar ve havalimanları yeniden yapılırken, Atatürk’ün partisinden yine ses çıkmamaktadır. 16 Şubat 2015 tarihinde CHP Bursa İl Başkanlığı makam odasında, CHP’nin kurucu lideri Atatürk’ün fotoğrafı ne yazık ki yere atılmış durumdaydı. Bütün bu olanlar göz önüne alınınca, Atatürk’ün fotoğrafını indiren CHP’li milletvekili skandalının tesadüf eseri olmadığı bellidir.
14 Aralık 2015 tarihinde CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın tanık olduğu ve çevresine anlattığı olay şöyle gerçekleşmişti. Aylin Nazlıaka’nın iyi niyetli, yol arkadaşı olan bir bayan CHP milletvekili, “artık yeni şeyler söyleme zamanı geldi” diyerek, odasındaki Atatürk fotoğrafını indirmişti. Ancak Aylin Nazlıaka’nın müdahalesi üzerine indirdiği fotoğrafı tekrar yerine asmıştı. Bu büyük saygısızlık cumhuriyetimizin ve CHP’nin kurucusu, CHP’nin önderi ve eşsiz ilk genel başkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’e yapılmıştı. Yeni CHP yönetimi, bu iddiayı araştırmak için hiçbir girişimde bulunmadı. Bu konuda verilen dilekçeleri de işleme koymadı. Bu olay, tek bir milletvekilinin iradesi sonucu gelişen bir olay değildir, yeni CHP yönetiminin iradesini yansıtan bir olaydır. Yeni CHP’de Atatürk’e fotoğrafı üzerinden ve fikirleri yönünden saldırı devam etmektedir; özerklik ve yeni anayasa hesapları kurultay salonundan karar olarak çıkartılmıştır. Yeni CHP yönetimi, Diyarbakır’a seçim propagandası yapmaya gidememiş ama milletvekilleri ve parti yöneticileriyle PKK terör örgütüne kalkan olmaya gitmişlerdir.
Olay duyulduktan tam 44 gün sonra Kemal Kılıçdaroğlu, 26 Ocak 2016 tarihinde parti tabanından gelen tepkiye dayanamayarak harekete geçti. Ama milyonların gözünün içine baka baka sanki olaya anında müdahale etmiş gibi bir tavır sergiledi. Bir komisyon kurularak, gerekli incelemeler yapıldı ve Merkez Yürütme Kurulu’nun oybirliğiyle aldığı karara göre, Aylin Nazlıaka’nın, tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na verilmesi kararlaştırıldı. Ardından olağanüstü toplanan Parti Meclisi de, Aylin Nazlıaka’nın asılsız ve gerçeğe aykırı iddialar ortaya attığı gerekçesiyle tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmesine karar verdi. Olay acaba unutulur mu diye tam 44 gün bekleyen Kemal Kılıçdaroğlu’na hiçbir milletvekili “niye partiyi bir buçuk ay boyunca kamuoyunda tartıştırdınız, küçük düşürdünüz?” diye sorma cesaretini bile gösteremedi..
Aylin Nazlıaka, Atatürk fotoğrafını indiren milletvekilinin ismini, Kılıçdaroğlu’na verdiğini söyledi, ancak Kılıçdaroğlu sessizliğini korudu. Olayın bu boyutlara gelmesinde Aylin Nazlıaka’nın da rolü büyüktür. Çünkü hala o fotoğrafı indiren milletvekilini korumaktadır ya da koruması için kendini feda etmesi istenmiştir. Parti Meclisi toplantısının sonunda Ankara Milletvekili Necati Yılmaz ortaya çıkmış ve “iddiaya konu edilen kişi benim” demiştir. Olayın basına ilk yansıdığı günlerde, fotoğrafı indirenin bayan bir milletvekili olduğu açıklanmıştı. Şimdi o bayan milletvekilini korumak için, elbirliğiyle yeni ama acemi bir senaryo ortaya sürülmektedir. Bu tartışmaların odağına yerleşen milletvekili ve yöneticilerin ortak özelliği, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından CHP’ye davet edilmiş ve kontenjandan seçtirilmiş olmalarıdır. Yani CHP’ye bu tartışmayı doğrudan taşıyan kişi genel başkanın kendisidir. Çünkü kendisine verilen görevi yerine getirmektedir.
Atatürk’ün fotoğrafının indirilmesi olayını bile yönetemeyen Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi de yönetemediği çok açıktır. Böyle bir projeyle göreve getirilen bir genel başkanın ülkemizi yönetebileceğini, karmaşık sorunları çözebileceğini düşünenler, kelimenin en hafif anlamıyla saftırlar ve hatta emperyalist projelere destek olan hainler olarak adlandırılmaları gerekir. CHP’de umutların yeniden filizlenmesi için başta genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, tüm ekibi ‘tıpış tıpış’ gitmelidir. Atatürk’ün fotoğrafını indirerek, yeni şeyler söylenmez. Yeni şeyler söylemek için Atatürk ilke ve devrimlerinin özünü kavramak, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığında politika üretmek gerekir ama anlayana…