Son Dakika Haberler

BİR DOST AYRILDI SARIYER’DEN

BİR DOST AYRILDI SARIYER’DEN
Okunma : 600 views Yorum Yap

Dostluklar kolay kurulmaz, kurulduğunda da kolay bozulmaz. Bizim ki de öyle oldu. Yerel Gazetelerin yeni yeni boy gösterdiği Sarıyer’de görünümü çok genç bir gazeteci ile karşılaştım.

Bir iki görüşme sonrasında sevdim kendisini. Tanıdığımda öyle göründüğü gibi çok genç değil, aksine çok olgundu. Evli ve iki çocuklu olduğu, çocuklarının Üniversitede okuduğunu öğrendim.

Takip ettim kendisini iyi gidiyordu çalışmaları. Tevazu nedeni ile söylememiş gerçek ve sarı kartlı gazeteci olduğunu.

Zira Adana’da yıllarca Hürriyet Gazetesi temsilciliğini yapmış, keza İzmir’de de. Polis muhabirliğinden başlamış, haber muhabiri ve daha birçok görevler üstlenmiş. Edebiyata meraklı, öykü ve şiirleri ile haşir neşir, hayli dernekte üye ve etkinliklerin ön isimlerinden biri olduğunu öğrendim.

Günler ilerledikçe yakınlaştık.

Hele Edebiyat günleri etkinliklerinde birlikte çalışmalarımız daha da pekiştirdi dostluğumuzu.

Komisyon çalışmaları, jüri üyelikleri, değişik platformlarda imza günleri, sergiler, fuarlar, paneller, konferanslarda hep birlikte olduk.

Sevdim bu çocuğu, kanım da ısındı canımda ısındı, tam bizden biri dedim. Merakta kalmayın Tuncay Dağlı’dan bahsediyorum.

Bir dost edebiyatçıyı, yazarı, gazeteciyi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Kaybettik dedimse ölüme değil, Muğla’ya yolcu oldu. Oysa sözü vardı gitmeden görüşecektik, olmadı. Demek ki bir borcum var. Ödenecek!

Tuncay Dağlı yerel gazetelerin usta ismiydi. Ne yapacağını, nelerle karşılaşacağını anlar ona göre önlemlerini alır, hiç bozuntuya vermez, düşüncelerini ise sadece kalemi eline aldığında satırlara dökerdi. İçten pazarlıklı değildi, güler yüzlü sevecendi.

Hepsinden önemli saygı denen kuralın ne olduğunu çok iyi bilir ve uygulardı. Alınganlığı yoktu, ancak mesleğine çok bağlıydı, mesleği ile ilgili aşağılamayı asla kabul etmez, bütün gücü ile karşı korurdu.

Yazın işinin usta kalemlerinden biriydi. 15 kitaba imza atmış bir usta kalemdi. Çocuk öyküleri, kendine özgü şiirleri ve hayatın içinden süzülüp gelen ve satırlara dökülen romanları ile yazın hayatına iyi izler bırakan bir dosttu.

Kitaplarını, ilk önce bana okutarak bilgimi almak istemesi bence yaptığımda yanlış var demek değildi, biliyordum onun yaptığı beni önere etmek için bir yoldu. Bunu bildiğim halde yazdığı romanları okumaktan zevk aldım.

Kâğıt fiyatlarının anormal pahalaşması, yayınevlerinin anormal istekleri yazarlara fren yaptırdı.

Sordu “Abi ne var yok, var mı yeni bir eser?” diye

“Var ama şu baskı işi, fiyatlar, yayınevleri…” dedim.

“Gidiyoruz” dedi, gittik.

Bu bir matbaa idi. Tanıştırdı, yaptık pazarlığı, çok ehven bir fiyata yeni kitabım baskıya verildi (Kimi Boğduruldu, kimi katledildi… Kimi de…”…

O gün matbaadan dönerken İzmir’e gitmek, oraya yerleşmek istediğini söyledi. “Gitmeden beraber bir yemek yiyelim, Elif’i de getir “ dedim. “Olur” dedi ama olmadı.

Bugün telefon etti görüştük, İzmir’e değil, Muğla’ya gidip yerleşmişler. Sevgili eşi Elif’i de kopardı İstanbul’dan. Elbette ki birlikte gideceklerdi, iki insan ancak onlar kadar birbirine yakışırlardı.

Helal olsun size be! Sizi unutmayacağım…

Yazan İbrahim Balcı