Son Dakika Haberler

CHP – MHP BİRLİKTE OLAMAZ

CHP – MHP BİRLİKTE OLAMAZ
Okunma : 9 views Yorum Yap

ibalci_99Bir genel seçim daha geride bırakıldı. Akıllara durgunluk veren yasalar çıkararak, Türk siyasetini allak bullak eden AKP %41 oy alarak en çok milletvekili çıkaran parti oldu. Oysa görünüş tamamen aksi idi. Olayların gelişmesi, skandalların arka arkaya gelmesi, AKP iktidarını yerle bir edecek gibi görünüyordu. Öyle ya! Uyduruk davalar yürek yakıyordu. Örneğin; Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Casusluk , Amirallere Suikast ve Oda TV davası gibi! Devlet içinde yuvalanan ve hükümetin koruması altında, yıllardan beri siyaset oynayanların ortaya attıkları akıl dışı iddialardı ve bu iddialarını uyduruk, sahte belge ve bilgiler, bin bir türlü düzenbazlık ve oyunlar sahnelenerek bilgisayarlar ve CD ler kullanılarak belge haline getirilerek, suçluların yakalanması için eyleme geçilmişti.

Hem ne eylem? Arka arkaya tutuklamalar ve özel yetkili savcıların ve mahkemelerin verdiği tutuklama kararları! Siviller, askerler, gazeteciler arka arkaya tutuklanarak suçlu ilan ediliyor ve Silivri Zindanına gönderiliyordu. Hem de ne tutuklama; Deniz kuvvetleri tarumar ediliyor, Hava Kuvvetleri budanıyor, ordunun en önemli merkezi olan Kozmik odalara girilerek aramalar yapılıyor böylece genelkurmayın mahremine giriliyordu. Genel Kurmay Başkanı, ordu komutanı, kolordu komutanları hapse tıkılarak yargılanıyor ve tüm aydınlara gözdağı veriliyordu. Olaylar yılgınlık yaratacak boyuta ulaşmıştı. Milletin gözbebeği ordusu gözden düşürülmek istenmişti. Bu yüzdendir ki halkta orduya karşı tepki oluşmaya başlanmıştı.

Hani derler ya “Allah’tan yetişti de kurtulduk” aynen öyle oldu ve birden bire yolsuzluk olayları patlak verdi, 17 Aralık ve 25 Aralık olayları her şeyin üzerine tuz biber ekti! Beklenmedik anda gelen baskınlar ve aramalar üzerine siyasilerin ve etkin kişilerin kirli çamaşırları bir bir ortaya döküldü. Üstüne üstlük çıkan tapeler her şeyi ortaya serdi. O gizli konuşmaların dinlenmesi, dönemin başbakanı ile oğlu arasındaki telefon konuşması rezilliğin bin perdesini seyrettirdi. Bakan çocuklarının evlerinde milyon dolarların bulunması, ayakkabı kutularında istiflenen dolarlar, para sayma makinelerinin mevcudiyeti, soygun düzeninin ne denli büyük olduğunu ortaya koyuyordu.

Ülkenin üzerine kurşun ağırlığında karanlık çökmüştü. İktidarı elinde bulunduranlar pervasızca hareket ettiler. Özel mahkemeler, bu mahkemelerin özel savcı ve hakimleri görevlerden alındı, yerlerine yandaş atamalar yapıldı. Yolsuzluklar düzmecedir, Paralel yapının işidir denilerek Gülen cemaati üzerine gidildi. Onca hakim, onca savcı, onca polis müdürü, emniyet amiri, polis kızağa çekildi, başka yerlere sürüldüler. Yolsuzlukların yok sayılması için gereken her şey yapıldı ve TBMM de bile aklama operasyonu yapılarak olay örtbas edildi. Bütün ülkenin hatta bütün dünyanın kabul ettiği müthiş skandallar ve yolsuzluk olayları sümen altı edildi ve gündemden kaldırıldı. Tabii Uludere olayları, Gezi olayları ve Suriye, Irak sınırlarındaki olumsuzluklar da olayların çabası… Yani deyim yerindeyse AKP iktidarı bir dirsek vurulmakla düşürülecek hale gelmişti.

İşte böylesi havada genel seçime gidildi. Seçim öncesi liderler yeri göğü inletircesine konuştular. Yolsuzlukları, terslikleri, adaletsizlikleri seçmenlere anlatmaya çalıştılar. Önemli vaatlerde bulundular. Korku dağları beklediğinden ne olur ne olmaz diyerek Sayın R. Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı değil de parti lideriymiş gibi ortaya atıldı ve AKP adına oy istemeye başladı. Her gün bir iki ilde toplu açılış yaparak konuştu ve AKP adına oy istedi. Aslında bu anayasaya aykırı idi ve suçtu. Ama suçun üzerine giden her hangi bir merci yoktu. Daha doğrusu suçun üzerine gidecek yürekli yargı mensubu yoktu ya da ortaya çıkamadı.

Nihayet seçim yapıldı, AKP %41 oy aldı ve 258 milletvekili çıkararak tek başına iktidar olma şansını kaybetti. Bu iktidarın yenilgisiydi. CHP aradığını bulamadı ve 24,6 oyla 132 milletvekili, MHP %16 oyla 80 milletvekili ve HDP de büyük atılım yaparak 13,6 ile 80 milletvekili çıkararak rüştünü ispatladı. Bu sayılara göre AKP ters yüz edilecek ve ülke siyaseten düzlüğe çıkarılacak zannedildi. Ama beklenen olmadı. İlk çatlak TBMM Başkanlığı seçiminde yaşandı ve MHP diğer iki muhalif parti ile birlikte hareket etmeye yanaşmadığı için dördüncü turdu en fazla milletvekiline sahip olan AKP kendi adayı İsmet Yılmaz’ı kendi oyları ile TBMM Başkanı seçti ve son bir yumrukla MHP nin de arka vermesi ile rakiplerini ringe serdi.

Burada kaybeden CHP nin adayı Deniz Baykal değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu idi. Siyasetçi güvenilir olacak ama her şeye inanmayacak, en azından muhataplarını iyi tanıyacak. Siz Sayın Kılıçdaroğlu Devlet Bahçeli’ye inandınız ama kendisini iyi tanımadınız. Devlet Bahçeli MİT ajanıdır ona inanmayın diyen Merhum Alpaslan Türkeş’in söyleminden (Yazdığı mektuptan) haberiniz yok muydu? Ona nasıl inandınız. Nasıl inandınız da Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP Adayını çatı adayı olarak kabul etiniz de CHP lilere hiç benimsemedikleri Ekmelettin İhsanoğlu’da oy verdirdiniz? İşte çok geçmedi gösterdiğiniz iyi niyetin karşılığını aldınız. Sayın Devlet Bahçeli, Meclis Başkanlığı seçiminde tüm iyi niyetli yaklaşımlara ve verdiğiniz sözlere karşın Deniz Baykal’a oy verdirmeyerek AKP yandaşlığı görevini yerine getirdi ve kaybeden yine CHP oldu. Şimdi kara kara düşünmek size düştü.

Şunu bilmeliydiniz: MHP hiçbir zaman CHP ile birlik olamaz, beraber olamaz. CHP sosyal demokrat, sosyal enternasyonal üyesi! Solcu görüşleri benimser, devletçilik ve halkçılık yanı ağır basar! MHP öyle mi? Tamamen sağ görüşlüdür, milim sola dönmez ve gelmez. Sol düşüncelere, söylemlere, sosyal düşünceye bile karşıdır. Hal böyle iken MHP den nasıl destek beklersiniz? Beklerseniz yanıtını da bu şekilde alırsınız!!

Şimdi hükümet kurulması çalışmaları var. Anlaşıldığı kadar Sayın Kılıçdaroğlu yine çok fazla istekli hükümet kurmak için. Aman dikkat edin bir kazık daha yemeyin. Sıralanan 14 maddelik isteğiniz var. Kamuoyu bunu çok iyi bellemiş ve benimsemiş durumda. Eğer ortaklık yapılacaksa ödün verilmek gerekirse sadece bir iki maddeden verilmeli, diğerlerinde ısrar edilmelidir. Daha doğrusu bu kez çok akıllı hareket edilmeli ve ona göre strateji geliştirerek ortaya çıkmalı, pazarlıklara girilmelidir.

Güven meselesine gelince, güvenilmeyecek efendim güvenilmeyecek…

Yazan İbrahim Balcı