Son Dakika Haberler

GERİ KALMA GEL!

GERİ KALMA GEL!
Okunma : 207 views Yorum Yap

Hiçbir şey eskisi gibi değildi. Koca Osmanlı Devleti son yıllarda aldığı yenilgilerle perişan olmuştu. Şu 11 yıl devam eden savaşlar Osmanlı’nın belini bükmüştü. Trablusgarp, Derne Savaşları, I’nci ve II’ nci Balkan Savaşları. I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele… Tam 11 yıl devam etti savaşlar. Bu savaşlar sonucu koca Osmanlı İmparatorluk yok olup gitmişti. Ya milli mücadele verilmeseydi neler olurdu? Düşünmek bile istemiyordu!

Milli mücadele ile Cumhuriyet kurulmuş ve yeni bir düzen gelmişti. Çok iyi tarafları vardı ama beğenmediği yanları da vardı. İyi ki emekli oldum da ayrıldım diyordu kendi kendine…

En ağırına gidenlerden biri feshin giyimden kaldırılmasıydı. Şapka Yasası ile fes giymekten men edildiklerine çok kızıyordu. Bir kaç çeşit fesi vardı, her birine gözü gibi bakıyor ve her yıl bakımlarını yapıyordu. Sonrasında köylüye çok değer verilmiş “Köylü milletin efendisidir” denilmişti. Bu da tuhafına gidiyordu. İki ineği, beş on dönüm tarlası olan nasıl milletin efendisi olabilirdi? Canım Osmanlıca terk edilmiş ve Latin alfabesi kullanılmaya başlanmıştı. Oysa kendisi ne kadar güzel Osmanlıya okuyor, yazabiliyordu. Latin alfabesi de neyin nesiydi?

Sinemalar, tiyatrolar açılmış, plajlar kadınlı erkekli olmuştu. Bunu kabul etmesine de imkân yoktu ama ne yapabilirim, elimden ne gelir ki diyordu. Bunlar yetmezmiş gibi Kadın Hakları diye bir şey çıkarılmış ve kadınlara oy kullanma hakkı tanınmış sonrada milletvekili olmalarının yolu açılmıştı. Kadınlar, erkekler aynı büroda yan yana memur, ya da öğretmen olarak çalışabiliyorlardı. Üniversitelere gidebiliyor, öğretmen, doktor, mimar; mühendis, eczası olabiliyorlardı. Bu kadarı da fazlaydı diye düşünüyordu. Hele kadınların, kızların tek başlarına çarşı Pazar dolaşmaları, alış veriş yapmalarına sinir oluyordu ama ne yapacaktı? Elinden bir şey gelmiyordu ki!

İyi ki emekli oldum, “Oh be dünya varmış” dedi hanımın, sonra “Hatun hadi bakalım, bugün dışarı çıkalım, sahil boyu dolaşalım, nefes alalım” dedikten sonra hazırlanmaya başladı. Hanımı “Bey, beş dakika sonra çıkarız” dedi.

Kapıdan önce kendisi çıktı Mehmet Nafiz Bey. En iyi elbiselerini giymişti. Boyalı ayakkabıları, jilet gibi ütülü pantolonu ile ceketi uyumluydu. Kravatı da hayli yakışmıştı elbisesine, manşetleri kolundan biraz dışarıdaydı. Kol düğmelerinin mineli kısmında Osmanlı bir işaret vardı. Saçlarını düz taramış, o kadar muntazamdı ki fötr şapkasını başına koymamış elinde tutuyordu. Hemen arkasından Zarife Nimet Hanım çıktı. O da iki dirhem bir çekirdek gibiydi. Başında saçlarının bir telini göstermeyen türban vardı. Yakasına fular almıştı. Mantosu mevsimine göre gayet şıktı…

Zarife Nimet Hanım “Bey yürüsene” dedi. “Tamam, yürüyorum” dedi Mehmet Nazif Bey… Mehmet Nazif Bey önde, hanımı Zarife Nimet Hanım arkada yürümeye başladılar. Sahile indiklerinde kalabalığın Sarıyer-Büyükdere arası gidip geldiğini, bazılarının banklarda oturduğunu gördüler. Mehmet Nafiz Bey konuşmadan duramazdı, iki de bir arkaya dönüyor ve hanımına birkaç kelam edip yine yürüyordu. Böylece bir hayli gittikten sonra Belediye Müfettişi Nevres Beyle karşılaştılar. Nevres Bey durdu “Nasılsınız Mehmet Nafiz Bey” diyerek hatır sordu. “İyiyim, sağ ol” dedi… Nevres Bey biraz daha yakınlaşarak Mehmet Nafiz Bey’in kulağına bir şeyler söyledikten sonra “Selametle” deyip yoluna devam etti.

Mehmet Nafiz Bey bir süre arkasından baktı ve yoluna devam etti. Hanımı kendisini üç beş adım arkadan takip ediyordu. Böyle üç beş dakika gittikten sonra geri döndü, hanımının yanına gelmesini bekledi. Hanımı durdu, “Gel” diye işaret etti. Yanına vardı Zarife Nimet Hanım. Mehmet Nafiz Bey “Hanım, biz yanlış yapıyoruz, benim aklıma gelmedi, sende beni uyarmadın” dedi. Hanımı “Neyi uyaracaktım?” diye sondu. Mehmet Nafiz Bey “Bak Hatun, kadınlar erkeklerin üç beş adım arkasından gelmeleri kalktı bilmiyor musun? Artık yan yana yürüyebileceğiz. Artık bu işler çoook geride kaldı. Nevres Bey kulağıma bunu söyledi. “Ya! Öylemi?” diye sordu, sıkılarak beyinin yanına yaklaştı ve yürümeye başladılar…

Mehmet Nafiz Bey “Şimdi çocuklar Kenan ile Süheyla bizi böyle yan yana giderken görseler acaba neler söylerlerdi” dedi gülerek… “Kuzum, dünya ters döndü. Örf ve adetler nerede ise alt üst oldu. Yani demek isterim ki yaşantımız benim feslere döndü. Fesleri atıp kurtulacağım. Bu alışkanlıkları de terk edeceğiz, başka yolu da yok çaresi de yok”. Güldü Zarife Nimet Hanım ve “Bey desenize Cumhuriyet bizi biz yaptı. Şükür bunu yapana, kadınlara, kadınlıklarını iade edene”… Zarife Nimet Hanım başını eğdi, Beyinin yanında kıs kıs gülerek yürümeye devam etti.