Son Dakika Haberler

İHANET İÇİNDESİNİZ!

İHANET İÇİNDESİNİZ!
Okunma : 120 views Yorum Yap

Bugün 09 Kasım günlerden Cuma… Cuma namazı büyük kalabalıkları
(Cemaati) camilere toplayan bir gündür. O gün aynı zamanda
Müslümanların bayramı olarak da kabul edilir…

Cuma günü namaz öncesi vaazlar verilir, hoca efendinin bilgi, görgü ve
tecrübeleri oranında gündemde olan konular halka anlatılır ya da günün
her hangi bir olayını daha açık şekilde anlatabilmek için eski
dönemlerden örnekler verilir… Bazı cuma günleri önemli tarihi
olaylara şahit olunan günlere rastlar. Örneğin: Hz. Muhammet’in
doğumu, ölümü, peygamberliği, hicreti, Bedir Savaşı, Uhut Savaşı..
İstanbul’un Fethi, I. Dünya Savaşı, Çanakkale Zaferi, İnönü, Sakarya
Savaşları, Büyük Taarruz, Atatürk’ün ölümü gibi… Hoca efendiler
vaazlarında bu konulara değinir ama esas olan vaaz değil, hutbelerdir.
Hutbeler Diyanet Başkanlığının görevlendirdiği bir kurul tarafından
hazırlanır ya da İl Müftülüklerince. Hoca Efendiler, internet
ortamında hutbeleri alır ve okurlar…

İslami ve Milli olaylara da yer verilir hutbeler de. AKP iktidara
geldikten sonra dini olaylara ne kadar çok yer verilmeye başlanıldıysa
milli olaylardan da o kadar uzaklaşıldı. Hele Prof. Dr. Ali Bardakoğlu
Diyanet işleri Başkanlığından alındıktan sonra iş çığırından çıktı.
Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından milli olayların anlatılması en aza
indirildi. Mehmet Görmez de görevden alındıktan sonra gelen şimdi ki
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Yaşar döneminde hemen hemen milli
olayların hutbede anlatılmasından tamamen uzaklaşıldı, daha doğrusu
vazgeçildi…

Diyanet Başkanlığı Mustafa Kemal Atatürk’ün en önem verdiği bir
kuruluştur. Milletin devletle bütünleşmesini sağlayan perçinleyen en
önemli unsur ve çimento olarak kabul edilmiştir. Bu nedenledir ki
Mustafa Kemal Atatürk önce vatanın bağımsızlığını düşünerek Türk
Silahlı Kuvvetlerini bünyesinde barındıran Genel Kurmay Başkanlığını
yasalaştırmıştır. İkinci kurduğu ise Diyanet İşleri Başkanlığı
olmuştur. Yani, Atatürk için en önemli olaylardan biri İslam dinini
yobazların elinden kurtarmak, topluma İslâmı, Müslümanlığı gerçek
anlamda anlatabilecek bir kuruluş olarak yasalaştırmaktı. İşte Atatürk
bunu yaptı… Göreve başında ne kadar hoca, müezzin, kayyum ve
temizlikçi varsa hepsi yasa ile memur yapılarak maaşa bağlandı. Yani
mensuplarını mahallelinin, esnafın ve zenginin eline bakmaması, dinini
Allah için en doğru şekilde yaşaması, yaşatması ve öğretmesi için
muhtaç durumdan kurtardı ve onlara doğru dürüst bir yaşam hakkı
tanıdı.

Diyanetin 100 bine yakın camii var. Diyanette çalışan görevli sayısı
ise 130 bin, belki de 150 binden fazla… Hepsi de Atatürk’ün kurduğu
ve hazırlattırdığı yasadan yararlanarak yaşamlarını devam
ettiriyorlar. Gel gör ki, istisnalar hariç, bu büyük imkânları
kendilerine bağışlayan Mustafa Kemal”i dikkate alan bile yok. Bırakın
dikkate alınmasını, bilip bilmeden karşısına çıkanlar ve sevmeyenler
var. Tabii karşı olanlar bulunur, sevmeyen her kim olursa olsan hakkı
olana hakkı verilir. Diyanet mensupları siz bu hakkı teslim etmek
zorundasınız. Buna mecbursunuz. Bugün cuma günü idi. Türkiye genelinde
100 binden fazla camide vaaz verildi, hutbe okundu ve cuma namazı
kılındı. Maalesef, Sarıyer’i baz alarak söylüyorum, Ne vaazlarda ve ne
de Hutbede Mustafa Kemal’in ölümünden, yarın 10 Kasım günü
anılacağından bahisle tek söz edilmedi, tek cümle kurulmadı. Yahu
utanmadınız mı? Diyanetin üst katında oturanlar, ülkeyi çatı katından
seyredenler siz bilinçli bir ihanet içindesiniz. Allah sizi islâh
etsin, kahretsin demiyorum, islâh etsin, sizi hidayete erdirsin emi?

İbrahim BALCI