Son Dakika Haberler

İNTERNETİME DOKUNMA! İbrahim Balcı

İNTERNETİME DOKUNMA! İbrahim Balcı
Okunma : 92 views Yorum Yap

ibalci_99İnternetime dokunma protestosu devam ediyor. Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisine yürüyen kalabalık gruba çevik kuvvet polisleri tarafından biber gazlı saldırısı yapıldı. Bu saldırı da yaralananlar, yerlerde sürülenler, tazyikli su ile darbe alanlar oldu. Bir TV kameramanı da saldırıdan nasibini aldı.

Neden internete böylesine müdahale? Yakışır mı? Toplumsal barış gerekirken toplumu germenin anlamı ne? Efendim internetle topluluklar kısa sürede organize olabiliyor, anında yüz binler her hangi bir olaydan haberdar olabiliyor.

İnternet olaylar değişik olarak yansıtılabiliyor, umulmadık yorumlarla kişilerin haklarına saldırı yapılıyor, olmadık ve uydurma haberlerle halk kandırılıyor, harekete geçiriliyor, kişilere saldırı durmak bilmiyor!

İşte bu iddialarla internete sansür getiriliyor. Yasa meclisten geçti ve Cumhurbaşkanının onayına sunuldu. Ne olacak? Ne olmasını bekliyoruz ki? Bu güne kadar Cumhurbaşkanı kaç yasayı veto etti ki?Kaç yasayı meclise geri çevirdi ki? Kaç yasayı Anayasa Mahkemesine iptali için gönderdi ki?  Sayın Cumhurbaşkanının böyle bir alışkanlığı yok. Cumhurbaşkanı da biat kültüründen gelmiş, her şeyi aynen tasdik ediyor. Muhalefetin Anayasa Mahkemesine itirazlarının olumlu sonuç vermesini beklemek de müthiş bir iyimserlik olur. O nedenle umut yok!

Peki, basına neler oluyor, neler yapılıyor? Hiç irdeleniyor mu? Basın basınlıktan çıktı! Yetkililerin kılı kıpırdamıyor, oralı değiller.  Çünkü yetkili olanlar Basını başka hangi yöntemlerle,  susturabilirim uğraşı içinde çabalayıp duruyor. Hatta ellerini ovuşturarak çok daha baskıcı çareler arıyorlar…  Daha ne yapılacak? Ne yapılması gerekir? Basın zaten bitti!

Ülkemiz basın özgürlüğü dalında dünyadaki 180 ülke arasında 154’cü sırada kendisine ancak yer bulabildi. Enteresan olan, hiç beğenmediğimiz ve vahşi dediğimiz Afganistan ile Irak bile bizden üst sıralarda yer alıyorlar. Altımızda ise savaş halindeki Suriye var, Kuzey Kore ve Türkmenistan var. Sonuncu ise bir Afrika ülkesi Eritre! Utanılacak bir durum değil mi? Utanacak olanlar kimlerdir? Kimler olmalıdır? Sıradan vatandaş mı? Yoksa ülkeyi bu duruma getirenler mi?

Ülkemiz bu duruma nasıl düşürüldü? 2002 yılında basın özgürlüğünde ilk altmış ülkenin içindeydi Türkiye…  AKP hükümeti her şeyi olduğu gibi bunu da yok etti. Basını sizden bizden diye böldü! Basına şiddet uyguladı, gözdağı verdi, yandaş basın yaratıldı, besmele basın öne çıktı… Muhalefet yapan iktidar aleyhine yazı yazan gazeteciler hapse atıldı… Askerler salkım saçak içeri alındılar… Hiç birinin gözlerinin yaşına bile bakılmadı. Gazete patronları baskı altına alındı, şirketlerine baskınlar yapılıp büyük para cezaları verildi. TV lere baskılar ve para cezaları devam ettirildi. Karşı basın ve TV lere resmi reklam verilmedi, verildi ise de devede kulak! Ayrıca resmi ilan verilmemesi sağlandı. Bütün bunlar yetmedi sansür uygulandı. Hükümet Başkanı bizzat telefgon ederek yayın kaldırttı, istediği manşetlerin atılmasını sağladı.  36 yıl hapis cezası alan gazeteci var… 32 gazeteci hapiste… Takibe uğrayanların sayısı ise onlarca…

Yetmiş beş milyonluk Türkiye’de yüzlerce TV kanalı var… Sadece üçü dördü geçmiyor iktidar karşısı olan TV sayısı… İrili ufaklı belki 40 belki 50 ve belki de çok daha fazlası iktidar yanlısı ama üç dört muhalif TV ye bile tahammülleri yok! Oysa basın iyisi ile kötüsü ile bir ülkenin aydınlık yüzüdür. Ne kadar çalışmasına izin verilirse o kadar ülkenin tanıtımına kaktı yapar, ülkenin büyümesine, saygınlığına, zenginliğine katkı verir..

İktidar olarak basını; gazete ve TV olarak ezdikçe, kendine taraf yapma gayreti içine girdikçe, hem ülkenin ve hem de kendinizin batışını hızlandırdığınızın farkında değilsiniz. Oysa basın dördüncü kuvvet, bunu bilmelisiniz. Eğer basın üzerine bir oyun kurgulanacaksa sorun yok! Sorun yok ama bu oyun basının anlı şanlı patronlarına kurgulanmalı. Örneğin basın patronlarına başka alanlarda iş yapamaz zorunluluğu getirilmelidir. Basın patronları bir başka işle uğraşacaksa, hele bu işlerde akçalı işler ise ve hükümetin ihalelerine iştirak edecekse ona basın yasaklanmalı. Bu sağlanabilirse basın hiç kimsenin etkisi altına kalmadan, gerçekler neyse onur yazar, ezilmez ve kimsenin uydusu, uşağı, yalakası ve has adamı olmaz…

İşin doğrusu ülkemizde basın özgürlüğünün olmadığının açıkça belli olmasıdır. Bu da ülkemizin dünyaya karşı yüzümüzün karasıdır.

İnternetime dokunma, basına özgürlü