Son Dakika Haberler

POMPALI, SALDIRMA, DÖNER BIÇAĞI VE TAŞ!

POMPALI, SALDIRMA, DÖNER BIÇAĞI VE TAŞ!
Okunma : 84 views Yorum Yap

ssporSarıyer Spor Kulübü 1940 da kuruldu. Yani şuan da 73 yaşında…
Mazisi şanla şerefle dolu… Küme çıkmaları var, kümeden düşmeleri var.
Aldığı kupaları, şiltleri, beratları var…
Amatör liglerde başlamış mücadeleye profesyonel liglerde devam ediyor..
İstanbul Mahalli Profesyonel liginden II. Lige,  sonra da I. Türkiye Ligini yükselmiş ve 12 sezon başarılar kovalamış… Bir kez düşmüş tekrar yükselmiş sonra bir kez daha düşüş… Düşüşler başladı mı önünün alınması zordur. Biz öğle öğrendik, yanıltmamışlar bizi. III. Türkiye Ligine düştü tekrar çıktı. Bank Asya’da bir yıl kalabildi Sarıyer, şimdi Spor Toto II. Ligde…
Amatör lig maçlarından beri ateşli seyirci topluluğu ile dikkat çekti yıllarca… Dövüştü ama kan dökmedi… Rakip seyircilerle gırtlak gırtlağa geldiler ama ne öldürdüler ve ne de öldüler…. Bir yerde durmayı bildiler… Onlar için lacivert-beyaz ölümden de öte bir sevgi… Ölümden öte bir sevgi olduğuna göre o sevgiyi tadabilmek için ölmemek gerekli diye düşündüler…
Sarıyer’in son rakibi Göztepe idi. Türkiye Liglerinin dev takımlarından biri. Avrupa Kupalarında büyük başarı sağlamış bir büyük kulüp… Seyircisi tam anlamı ile Ege’nin meltemi gibi. Estikçe esen, durmak bilmeyen bir sel adeta. Göztepe taraftarlarında kulüp sevgisi bir deli yüreğin kayaya çarpışı gibidir.  Ne biter ne tükenir. Büyük badireler atlattı ama tükenmediler, bitmediler. Amatör lige kadar düşmelerine rağmen, bir zengin el, onları tekrar profesyonel lige taşıdı…
Göztepe seyircisi taşkındır, heyecan doludur, hatta çoğu deli doludur. Takımlarını yalnız bırakmazlar, maç nerede oynanırsa olsun yüzlercesi düşer takımın peşinden doldururlar statları. Her zaman sarı-kırmızı kaşkolları boyunlarında, eşofmanları sırtlarında, takım taklavatları (!)otobüslerde minibüslerdedir. Yılmazlar, durmazlarda “DUR” denildiği zaman!
“DUR” denildiği zaman dursalardı not defterlerinde “ÖLÜM VAKASI” yazılı olmazdı. “HASTANELİK VAKA” olmazdı…
Taraftarların tek arzusu vardır: GALİBİYET… Galip değilse memnun da değillerdir. Hele sıkıntılı maçlar onlar için çekilmezdir. İki tarafın da seyircisi hazırsa ve maça konsantre olmuşsa, başlangıçta ne kadar iyi niyetle de olsalar sonunda karşı karşıya gelmek kaçınılmazdır.
İşte Sarıyer-Göztepe maçında aynen öyle oldu… Maç öncesi mükemmel görünüş. Misafirlere Sarıyerliler çiçek verdiler, alkış aldılar… 88’ci dakikaya kadar her şey yerli yerinde. Ama o sırada iki futbolcunun dalaşması (haklı kim haksız kim tartışması bile yapılmaz, çünkü onlar el ele ayrıldılar) bardaktaki ayranı taşırdı.
Emniyet güçleri Göztepe seyircilerini taşıyan otobüsleri Sarıyer çarşı içine gelmeden çevirip arasaydı, yani demek isterim ki gereken önlemi alsaydı. Hiçbir şey olmazdı. Yine Emniyet,  maç sonu iki takım seyircisini aynı anda salıvermeseydi ki önce öyleydi ama Göztepeliler gitmeden Sarıyer seyircisini saldılar, bu olay olmazdı. Saha dışına çıkan rakip seyircilerin taş alarak içeri girmesi ve Sarıyer seyircisinin üzerine atması olayları çığırından çıkardı. Bu müthiş bir aymazlık ve tahrikti. Önlenemedi. Sarıyer seyircisi yüklendi ve demir kapıyı kırıp dışarı çıkınca olan oldu. Kafile otobüsü ve diğer otobüsler tünelden geçerken taciz edildilerse de şehir içinden geçen bir Göztepe taraftarı taşıyan minibüsten dışarıya tahrik edici hareketler yapılınca olan oldu ve taş yağmuru ile minibüs talan edildi. Ne biber gazının ve ne de su sıkan tomanın yararı oldu. Yazık değil mi? Adam arabasını kiralamış seyirciye, evine ekmek getirecek, ailesinin geçimini sağlayacaktı, küllüm oldu…
Olan kime oldu! Olan yılların dostluğuna oldu. Sarıyer-Göztepe dostluğuna. Sporun kardeşliği pekiştiren tılsımına!
Kimse de hata aramıyoruz. Ama biliyoruz ki Göztepe seyircisi gerçekten çok hırçın, haşin ve olay yatıştırıcı değil başlatıcı. Bu dün böyle idi bugün de böyle. İşte bu nedenledir ki Göztepe Karşıyaka müsabakaları bir başka olur. Tüm emniyet güçleri seferber olur ve olay çıkmaması için uğraşır durur. Hem de birkaç gün önceden başlar bu uğraş. Yine de olanlar olur… Yaralanmalar ve hatta ölümler…
Ne demek istediğim anlaşılıyor her halde!
Yazan: İbrahim Balcı