Son Dakika Haberler

SARIYER BİR PUANA SEVİNMELİ Mİ? İbrahim Balcı

SARIYER BİR PUANA SEVİNMELİ Mİ? İbrahim Balcı
Okunma : 64 views Yorum Yap


ib_222Sarıyer, Y.Z.Ö. de ligin üst sıralarında bulunan Turgutlu Belediye ile kozlarını paylaştı ve sahadan 1-1 beraberlikle ayrıldı. Sarıyer buna sevinmeli mi üzülmeli mi? Bunu irdeleyeceğiz. Ama öncelikle bir hususu belirtmek isterim:

                Sarıyer Spor Kulübü dolaysıyla Sarıyer takımı bir toplumun kulübü ve takımıdır. Maçın 30’cu dakikasında başlayan futbolcular aleyhinde tezahürat asla yakışık olmadı… Ne yapmış futbolcular; kötü oynamışlar, takım kadrosu çok mu iyi ki kötü oynadılar diye futbolculara bu kadar yüklenildi. Yönetim kurulu böylesine bir hakarete nasıl tahammül edebilir, futbolcu nasıl kişiliğini ortaya koyabilir?  Taraftarların öncelikle şunu bilmeleri gerekir. Bu takımın futbolcuları kulübün sermayesidir, yani anaparasıdır. Onlarsız olmaz!

                Sarıyer takımı kötü oynadı, oynar. Futboldur bu. İyi oynadığı zamanlarda olacak tabii, kötü oynadığı zamanlarda. O nedenle Sarıyerli taraftarların daha maçın 30’cu dakikası olmadan futbolculara bu kadar acımasızca yüklenmeleri hiç de hoş olmadı. Bunu erken gelen bir haksızlık olarak görüyorum. Sarıyer taraftarının bu olmadığını iddia ediyorum. Bu rahatsızlığımı da devre arasında Tribün liderlerinden biri ile paylaştım, onu da futbolculardan yana ümitsiz gördüm… Kendisinden ricam oldu yerine getirdi mi bilemiyorum ama ikinci yarıda gerçek Sarıyer seyircisini gördük. Bu hep böyle olmalı.

                Maça taraflar iyi başlamadı. Top ortalarda ama rakibin kontrolünde dolaşıp durdu. 18. Dk. da ilk atak Sarıyer’den geldi Bünyamin’in şutu rakibe çarpıp kornere gitti. Sonra rakip atakları, oyuna ağılığını koyuşu ve 27’ci Dk. da kazandıkları gol. İkinci yarıda can havli ile saldıran Sarıyer ve Cemre’den gelen beraberlik golünden sonra kaçırılan bir gol var ki bunu Cemre gol yapabilseydi Sarıyer’de yılın kahramanı ilan edilirdi şüphesiz. Cemre orta alandan aldığı topla önce etrafını çeviren beş rakip oyuncu arasından çıktı, beş on metre gittikten sonra bu kez rakip ceza sahası üzerinde üç rakip oyuncu arasında kaldı ve baş döndürücü çalımlarla buradan da sıyrıldıktan sonra plasesi kalecide kalırken, teknik elemanlara da beni yedekte tutmakla hata etmiyor musunuz diye adeta sitem etti…

                Takım yine değişik bir tertiple sahaya sürüldü. Bu artık hastalık haline geldi. Cezalı bir futbolcu ve sakat futbolculara rağmen takım daha iye bir tertiple sahaya sürülebilirdi. Bizim bildiğimiz formayı hak eden oynar. Öyle olmuyor gibi geliyor bana! Orta da bir yanlışlık var… Bu kez de Feridun sol dışta solaçık gibi oynatıldı. Yere adam aranıyor! Yahu, adamın yeri sağbek ne istiyorsunuz adamdan. Senin sol bekin yeterli değil, bari orada oynat! Sol bek müthiş acemi neden bu kadar ısrar?  Yılların futbolcusu Murat Hacıoğlu hazır değil ısrarın bu denli ileri boyutta olmasının anlamı nedir? Volkan sağbek olmaz, defans anlayışı zayıf, daha ziyade ofansif oynuyor! Israr edilen iki futbolcu daha var. Ömer Çuğ ve Bünyamin! Ömer deneyimli ama hala hazır değil. Yorulana kadar iyi işler yaptı! Bünyamin biraz daha çabukluk kazanırsa yararlanılabilir.  Bu iki futbolcu 55-60 dakikadan sonra oyundan düşüyorlar.

Devre arasında yöneticilerle konuşurken tepki aldım. Takımın iyi oynamadığını söylerken sözümü kestiler ve “Yazı yazıyorsun, okuyorlar ve söylediklerini istediğini yapıyorlar, Emre Bayraktarbaşı dedin, oynatıldı, berbattı”… Be kardeşim senin teknik direktörüne son iki yılda sürekli oynayan sol bekini solaçık oynat mı dedim? Senin hocan takımı yaparken, çocuğun meziyetlerini bana mı sordu. Sonra da hemen savunmaya geçti bu dostum “Zaten yedi tane sakatımız var”. Sakatın var da Cemre niçin yedek kulübesinde, Melih niçin orada, yılların santraforu Ömer neden bekletilir. Yani bunlar sakat değil…  Belki formsuz! Bekletilebilir!  Sakatlar tribünde olsun yine. Önemli olan soyundurduğun on sekiz kişiden en iyi on biri sahaya sür bakalım ne olacak? Neyse….

Beyhan Hoca, ikinci yarıda gerçek anlamda ipleri eline aldı ve çok iyi atak yaptı. Cemre ile başladı, son yirmi dakikada Melih’i de oyuna alarak forveti üçledi ve maçı kurtarmak için oyunu riske etti. Kazanan Sarıyer oldu. Beklediği hücum gücünü buldu Sarıyer Cemre ile önce beraberliği yakaladı sonra da ikinci gol imkânını buldu ama olmadı. Şanssızlık…

Efendim notlarıma bakıyorum ilk yarıda iki şutumuz var ikisi de Bünyamin’den. Şutlar rakibe çarpıp kornere çıktı. Hiç gol pozisyonu yok. Fakat, olur olmaz akınlarla kazanılan 7 korner var, ve yararlanılamadı!  İkinci yarıda ise üç gol pozisyonu elde edilmiş. Birinde Serhat’ın kafa şutu auta çıktı, iki pozisyonu Cemre buldu biri gol oldu. Aslında şunu demek istiyorum. Sarıyer takımında Cemre gole en yatkın ve yakın adam, gol pozisyonları ve gol vuruşları ondan geliyor neden gereği kadar yararlanılmaz… Nasıl kenarda bekletilir?  Feridun yerli yerinde oynamalı. Takımda zorunlu değişiklik Kılıçarslan’ın sakatlanması ile oldu. Emre Arslan oyuna alındı. Aylardan beri yedek bekleyen ve hazırlık maçı yapılmadığı için maç kabiliyetini de kaybeden bu futbolcu, oyuna girdikten iki dakika sonra yani ısınmadan golü yedi. Bu korku ile üst üste hatalar yaptı ise de dağılmadı iyi işlerde yaptı ve rakibe başka gol imkânı vermedi.

Rakip takım teknik heyeti de hatalar yaptı. Takımın en diri adamlarından olan ve iyi top yapan 54 nolu Yasin ile forvetin güçlü adamı 9 Nolu Mert’i oyundan alışı Sarıyer’in işini kolaylaştırdı

Maçın tek kahramanı vardı: Samsun bölgesi hakemlerinden Ercan Hellaç. Buna aslında HALLAÇ demek lazım. Çünkü maçın başından sonuna kadar Sarıyer’i hallaç pamuğu gibi atıp durdu, iflahını kesti. Kılıçarslan’a yapılan fauldu, hatta kasti girişle kırmızı kart verilse neden verdin diye itiraz eden olmazdı. Keza İkinci yarıda Volkan’ın rakip kaleye dalışında son adam tarafından yaka paça yere indirilmesinde hakem yine kırmızı kartını göstermedi. Yan hakemlerle de uyum sağlamakta zorluk çekince maçı çirkinleştirdikçe çirkinleştirdi ve oyunu berbat etti.

Hal böyle iken Sarıyer bir puana sevinmeli mi? Bence en azından kaybetmedi ya! Sevinmese de kaybetmedi ya… Aslında Sarıyer’in kendi sahasında oynayacağı maçları kazanmalı. Zira kendini kanıtlamanın, eski havayı yakalamanın başka yolu yok!

Biliyorum yönetim kurulunun işi zor. Bu takımın kesinlikte takviye edilmesi gerekir. Ama mali durum buna elverişli görünmüyor. TFF tarafından istenilen kriterlerin yerine getirilmesi ile boğuşan yönetim kurulu ve bilhassa Başkan Saffet Bey’e yardımcı olmak gerekir ama nasıl? Bunun üzerine de durmak gerekir. Beyhan Hoca’nın da şimdiden en azından takımı sırtlayabilecek bir iki futbolcuyu transfer için çalışmaya başlaması gerekir.

Yönetim kurulu, teknik heyet, futbolcular ve tüm Sarıyerlilerin aynı amaç için bir el bir yürek olmaları gerekir, yoksa vakit çok geç olur.

Yazan: İbrahim BALCI