Son Dakika Haberler

SARIYER KAYIP! GENÇLİK SÖYLE Mİ İFLAS MI ETTİ?

SARIYER KAYIP! GENÇLİK SÖYLE Mİ İFLAS MI ETTİ?
Okunma : 9 views Yorum Yap

İbrahim BALCI
İbrahim BALCI

Sarıyer yine yaptı yapacağını… Kendi saha ve seyircisi önünde, düşme hattındaki rakibi Bozüyükspor’a 3-2 mağlup olarak acı bir yenilgi aldı.
Her ne kadar uyanık kalabilmek için tedirgin olmak gerekiyorsa da son iki hafta iki önemli galibiyet alan Sarıyer’den bu maçta da galibiyet bekleniyordu. Ama olmadı. Adeta “Şeytan Azapta Gerek”  söylemini haklı çıkarırcasına berbat bir futbol oynadı ve yenilgiyi de hak etti.
Sarıyerli yönetici ve teknik adamlar genç bir kadro kurmanın önemli olduğunu sık sık ifade ederler. Doğrudur ama! Aması var işte! Futbol gençlikle değil, zekâ, deneyim ve mücadele ile oynanır. Alın kadronuza 11 genç adam sürün sahaya bütün rakiplerinizi yenin ve şampiyon olun! Var mı böyle bir mantık? Futbol genç adamın oynama işi değil, futbolu iyi oynayan, deneyimli adamların biraz daha fazla olduğu bir ekip işidir… Sarıyer’in genel olarak yaş ortalaması 24,5. Sahaya sürdüğü takımın yaş ortalaması ise 24.3 yaş… Yani günümüz koşullarına göre çok genç bir takım Sarıyer. Bu takımdan da iyi sonuçlar beklenir. Beklenir ama beklenen olmadı!
Bozüyük sporun sahaya çıkan takımının yaş ortalaması 31.8 yani tüm takım Sarıyer’den 7.5 yaş daha büyük. Bu demektir ki Bozüyük sahada gezip dolaşacak ve Sarıyer bu rakibini evirip çevirip yenecektir. Böyle bir mantık olur mu? Olmadığı için de ağır bir yenilgi aldı lacivert-beyazlılar.
Sarıyer’in sahaya sürdüğü en genç futbolcu Abdülkadir 17 yaş, 8 ay… Yani 18 yaşı bitmek üzere. Bozüyük Sporun en genci Seyit Volkan 27 yaşında…  Sarıyer’in en yaşlısı kaleci Osman 32, Bozüyük Sporun ise Erhan Namlı 39 yaşında.    Bozüyük’te 39 yaşında 1, 33 yaşında 4, 35 yaşında 1, 31 yaşında 1, 30 yaşında 1, 28 yaşında  2 ve 27 yaşında 1 kişi var… Sarıyer’de ise;   32 yaşında 1, 29 yaşında 1, 28 yaşında 1, 27 yaşında 1, 26 yaşında 4, 20 yaşında 2 ve 18 yaşında l kişi var…
Yaş durumu yukarıdaki gibi! Bu durumda genç kadro Sarıyer’de, Sarıyer’in maçı kazanması gerekir, ama aksi oldu. Zira deneyimli rakip takım, Sarıyer’in ilk hızını atlattıktan sonra, önce oyunu dengeledi ve sonrada maça ağırlığını koyarak sahadan galip ayrıldı…
Buna “Gençlik iflas etti”  diyebilir miyiz? Deriz… Deriz efendim deriz… Bırakın genel kurulda Sarıyerli kulübü üyelerinin aldatılmasını, yönetim kurulunu bile “Genç Milli Takıma beş futbolcu verdik” diye aldatanların ve bu söylemlere inananların iflasıdır bu. Çünkü hiçbir yere bir şey verilmemiştir.  Düşünülen tek Melih’ti, o da iki iyi maçtan sona kızağa çekildi, bekletildi ve yılgınlığa itildi…
Gelelim maça! Bu maçın kazanılması demek Sarıyer’in 31 puana çıkması ve tehlikeli bölgeden  uzaklaşması demekti! Fakat başarılamadı… Oysa maça iyi başladı ve golü de çok erken buldu. İki güzel akın ve Sinan’ın iki güzel pası Barış’ı hareketlendirdi ve bu futbolcu da iki güzel gol bularak takımını rahatlattı. Sarıyer’in farka gideceği bekleniyordu. Ama bekleyiş nafile! Zira beklenmedik şekilde aksi oldu. Zira Sarıyerli futbolcular o kadar şahsi oynadılar ki akıllara durgunluk verir… Sinan, Uğur ve Menderes’in girdiği pozisyonları cömertçe harcanmaları ve ilk yarı sona ererken gelen rakip golü tehlikenin habercisiydi ama anlaşılamadı! Çünkü Sarıyer favori görünüyordu. Ama ikinci yarıya rakip iyi başladı ve 51’dakikada Sinan’dan gelen Sarıyer golünün sayılmaması futbol adına yanlışlıkların devamıydı. Sayılmayan gol ve rakibin atağı… Bu atak rakibe ikinci golü kazandırdı, Bu golden sonra ise Sarıyer tamamen dağıldı. Bir evvelki haftada son on dakikada da böyle olmuştu. Çünkü kenar yönetimin hatası devam ediyordu. Nedense yine aynı isim  (Menderes) ve yine aynı dakikalarda (Dk. 62) oyundan alınarak Melih sahaya sürülüyordu. Kenar yönetim Menderes olmadığı zaman rakip kaleye gitmekte zorluk çekildiğini göremiyorsa söylenecek bir şey yok diye düşünüyorum. Bu kaçıncı hata! Ne oldu? Melihi kurtarıcı mı? Melih oynatmaz, oynatamaz! Melih oynatılır! Yani güçlüdür, fiziklidir, boğuşur, savaşır ama onu oynatacak adam olmadıktan sonra genç adam ne yapacak?  Takımın bitmiş tükenmiş, top kullanan bir adamın var, çok top kaybetmesine rağmen tercih edilmeliydi ama o da dışarı alınınca orta sahada top tutan kimse kalmadı ve rakibe “gel golünü at, üç puanı al git” denildi. Rakip de bu hatayı affetmedi ve tecrübeli ayakları ile maçı alıp götürdü.
Sarıyer’de büyük bir eksiklik var: Bu da oyun disiplini olmamasıdır. Sinan, Menderes, Uğur, Barış bunlar Sarıyer’in gol ayağı. Bunlar şahsi oynarsa Sarıyer her maçta yıkılır. Barış iki gol attı… Attırdılar. O da fırsatı kaçırmadı… Yahu iki gol daha atabilirdi ama kıskançlık mı nedir pas vermediler. Olan Sarıyer’e oldu…  Sarıyer’de Serhat’ın yokluğu üç puanının kaybına neden oldu. Emre Karaman ne kadar boğuşursa boğuşsun Abdülkerim ve Egemen’in hatalarını kapatmakta başarısız kaldı. O kadar çok hata yaptılar ki Emre’nin üç kişilik oynaması halinde hatalar giderilebilirdi. Emre Bayraktarbaşı bugün durgundu. İleri çıkamadı…  Uğur, M. Akif iyi değillerdi. Semih yine boğuştu, Barış ofansif futbolda vardı ama defansif oyunda yine yoktu. Bu maçta Sinan nefis iki asist yaptı, önemli bir fırsattan yararlanamadı, Menderes iyi işler yaptı ama bitirici yerlerde topu iyi kullanamadı.
Rakip takımda yaşlı futbolcular o kadar serinkanlı oynadılar ki tebrik etmemek elde değil. Yılların adamı Erhan Namlı,Tuncay, Uğur, ele avuca sığmayan İshak  ve sonradan oyuna giren Recep üç puanı alan adamlar oldular…
Hakemler genel de iyi idi. İki önemli hata yaptı orta hakem Özer Özden. Sarıyer’in nizami golünü iptal etti, rakibin de bir penaltısını vermedi…
Sarıyer seyircisi bu maçta da mükemmeldi. Maçın başından sonuna kadar desteklerini sürdürdüler. Her zaman böyle olmalı…
Sarıyer’in bu futbolu devam ettirmesi halinde lig sonuna kadar kabir azabı çektireceği kesin. Bu da yönetim kurulunun moralini bozmamalıdır. Zira futbolun güzelliklerinden biri de beklenmedik zamanında alınan sonuçlardır. Zaferlerdir, yenilgilerdir…
Benim deneyimlerimden biri de kulüp yönetim kurulu Anayasasında (Tüzüğünde) yazıldığı gibi her hafta muntazam toplanılması halinde, takımın havaya gireceği; yönetimi gören futbolcuların işi çok daha ciddiye alacaklarıdır. Elbette ki takımın antrenmanlarda yalnız bırakılmaması, her antrenmana birkaç yöneticinin hazır bulunması moral güçtür. Futbolcular bunu bekler. Her zaman aynı kişileri görmesi onlara tuzsuz çorba gibi gelir.
Yapılacak olan, ileriye dönük düşünmek ve bundan sonraki maçlarda puan ve puanlar almaktır.
Bizim takım zor günlerin ve zor maçların takımıdır. Sonunda gülecek takımlardan biri olacaktır.
İbrahim Balcı