Son Dakika Haberler

SARIYER NEREYE GİDİYOR? İbrahim Balcı

SARIYER NEREYE GİDİYOR? İbrahim Balcı
Okunma : 96 views Yorum Yap

                Sarıyer kendi saha ve seyircisi önünde yine galip gelemedi (1-1).

                Rakip Bandırma spor, Ligin en zayıf takımlarından biri olarak görüldü. Buna rağmen Sarıyer galibiyetini koruyamadı.

                Maç sonu seslere kulak verdim: “Sarıyer Nereye Gidiyor? “, “Ne zaman kazanacağız?”, “Bu takım kimi yenecek?”.

                Benim kafamı kurcalayan ise bir başka şey. Bir ilk yaşandı bu hafta Sarıyer tarihinde. Sarıyer Spor Kulübü Profesyonel futbol takımı ilk kez genel kaptansız sahaya çıktı. Bırakın genel kaptanı, onun olmadığı yerde bir başka yönetici olurdu o da yoktu! Olacak iş mi? Sarıyer balta girmemiş ormanlar da yer alan bir sporsuz köyün takımı değil ki! Sarıyer takımı, yılda bir kez dahi yağmur yağmayan çöllerle kaplı bir ülkenin umutsuz takımı değil ki!

                Sarıyer takımı yenilebilir, hatta hezimete bile uğrayabilir. Bunların hepsi olağan ama kulübümüzün sahada yönetim kurulu tarafından temsil edilememesi asla kabul edilemez. Bu Sarıyer tarihine işlenmiş bir lekedir.

                Şöyle düşünülebilir:  Sarıyer yenseydi, bunlar yazılmazdı. Hayır, hiç de öyle değil. Ben önce Sarıyer Spor Kulübü yönetiminde yıllarca yer almış bir insan olarak böyle başıbozukluğa karşıyım. Bunu hem söyler, hem yazar hem de uyarılarda bulunurum. Bu benim en doğal görevim. Buna neden olanlar çok yanlış yaptılar.

                Maça gelince şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki sahada iki mahalle takımı vardı. Birinci yarıda Sarıyer biraz daha derli topluydu bir gol buldu, ikinci yarıda rakip daha canlıydı golü o buldu. Her iki takımda da futbol olarak ortaya bir şey konulmadı. İyi futbolcu olarak göze çarpan da olmadı. Sarıyer takımında yine aynı hastalık devam edip durdu. Al gülüm-ver gülüm. Yan pas, geri pas ve ha bire uzun havadan ileri top atma! Yani doldur boşalt! Böyle futbol oynanır mı? Futbol bu mudur?  Geçen seneki takımı mumla arar olduk.

                Kötü futbola rağmen Sarıyer hayli gol fırsatı elde etti. Ama sadece Barış tarafından bunlardan birini değerlendirebildi! Yine Barış’ın müthiş bir şutu rakip direkten döndü. İlk yarıda rakip hiç pozisyon bulamadı.  İkinci yarıda rakip daha derli toplu oynamasına rağmen Sarıyer üç önemli gol fırsatı yakaladı ama ikisinden Melih birinden de Tevfik yararlanamadı. Hadi Melih çok genç ama Tevfik öyle mi? O pozisyonda topu nasıl kaleciye nişanlar? Akıl alacak gibi değil… Maçın bir diğer önemli ismi orta hakem Mustafa Yılmaz’dı. Emre Bayraktarbaşı’na yapılan çok bariz faulü rakip lehine verince olay koptu. İtirazlar sonuç vermedi. Kullanılan faul atışı sonunda topu kafa ile kornere atmak isteyen Ulaç topu Ethem’in üzerinden ağlarla kucaklaştırınca rakip beraberliği elde etti. Maç da 1-1 beraberlikle sona erdi.

                Sarıyer takımında koşan, boğuşan vardı ama iyi oynayan yoktu. Orta sahada yer alanlar bir facia ki sormayın gitsin. Maç boyu rakip nısıf sahada üç beş dakika olsun baskı kuramaz mı? Yapamadılar.  İleri ikilde Sinan takımın en kötülerinden biri olarak göründü. Fakat salim kafa ile düşündüğümde, filmi geri alıp yeniden seyrettiğim de görüyorum ki gol pasını veren Sinan, Melih’e iki gol pası veren yine Sinan… Demek ki Sinan’dan asistle birlikte gol de bekleniyor, onu yapamadı. Sinan, takımın hem gol gücü ve hem de ağabeyidir. Kendisine çeki düzen vermelidir. Yoksa işimiz zor olur… Hasan’a için her şey söylenebilir. Bu kadar meziyetli bir insanın bu kadar kötü, verimsiz futbol oynaması akıl alacak gibi değil.  Ama benim iddiam Sarıyer takımı takım değil! Daha doğrusu aradan üç-dört ay geçti hala takım olamadı!

                Takımın yönetilişinde de hatalar oluştuğunu gördüm. Deneyimli Mehmet Hoca’nın böyle bir hataya düşmesine şaştım doğrusu. Takımın en diri adamı, en çok koşanı ve pres yapanı, gol pozisyonuna giren adamı genç Melih’ti. Evet, iki gol kaçırdı ama dışarı alınmamalıydı. Çünkü onun yerine girecek adam olmadığını en iyi kendisi biliyordu. Burak Sürmeli uç adam olamaz! Nitekim hiçbir şey yapmadı. Hatta Menderes’in de oyundan alınmaması gerekiyordu. Topa basan, topu rakip ceza alanına sokan ve ileri oynayan hemen hemen tek adam iyi ya da kötü Menderes’ti. Melih ve Menderes oyundan alındıktan sonra Sarıyer baskı altına girdi ve olan oldu… Mehmet Hoca’nın daha serinkanlı olması ve en kısa zamanda Yunus’u maçlara hazırlaması gerekir.

                Neyse klasmanın alt sıralanda kopma olmadı. İki üç maçlık bir galibiyet serisi ile orta sıralarında üzerine çıkılabilir. Yeter ki futbolcular arzulu olsun, disiplini elden bırakmasınlar.

                Ama esas iş yönetim kurulundadır.  Bu gerçeği unutmayalım. Yönetim kurulundaki çatlaklık, anlaşmazlık dışarıya yansırsa felaket olur. İlk örneğini gördük, takım sahaya yöneticiden mahrum çıktı. Herkesin bir diyeceği olabilir ama bunlar yönetim de olmalı ve orada kalmalıdır. Kimse bir diğer kişinin görevine müdahale etmemeli, ama sırası geldiğinde hesap sorabilmelidir. Başkan Saffet Akkoyun sorumluluğu yüklenen kişi olarak, bilinçli hareket etmeli, olaylara anında müdahale ederek, yanlışa izin vermemelidir. Her kafadan bir ses çıkarsa gelecek günler çok daha kötü olabilir.

                Kulübümüz profesyonel her ligde oynadı. Başarıdan başarıya koştu. İyi günleri olduğu gibi kötü günleri de oldu… Birkaç kez küme düştü ama yine küme çıkma başarısını gösterdi. Hiçbir yönetici ve futbolcu kötü sonuç almak, küme düşmek istemez. Bugün güç durumda olan takımın iyi durumlara getirilebilmesi için hayli vakit var. Yönetim kurulu profesyonelce düşünmeli ve aklıselimi ile doğruyu bulmalıdır. O doğru da yönetimin birlik olması, sorunları paylaşması, transfer yasağının kaldırılması çalışmalarının gerçekleştirmesi, devre arasında üç-dört futbolcu transfer ederek takımı takviye etmesidir.