Son Dakika Haberler

Anlamsızlaştırmadan CHP Gerçeği

Anlamsızlaştırmadan CHP Gerçeği
Okunma : 8.380 views Yorum Yap

Yazıya Yahya Kemal Beyatlı’nın ölüme dair “sessiz gemi” şiirinin son iki satırıyla başlamak sanırım ana fikri başa almak olacaktır ama olsun, ne okuyacağını bilmek okurun hakkıdır diye düşünüyorum. Son iki dize ne diyor? “Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden/ Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”…

Biraz yemek, çokça da sohbet için oluşmuş masamızda yine CHP yakınmasıyla başlayan ayrı parti kurma düşüncesi ortaya atılmıştı. Orada savunduğum görüşün hala arkasındayım: CHP higgs bozonuna benzer; onun maddeye kütle kazandırması gibidir, CHP’nin Türkiye Cumhuriyetine kütlesini kazandırıcı özelliği vardır. Niye mi böyledir? Çünkü aksini kanıtlayacak bir pratik ortaya çıkmamıştır. Böyle bir şeyi gerçekleştirmek için çokça girişim olmuştur olmasına da, lakin birkaç mili saniye ömürlü parçacıklardan uzun ömürleri olmamıştır.

Halk fırkası adının ilk olarak dillendirildiği zamanlarda Gazi Mustafa Kemal batı Anadolu gezisine çıkmış ve bir vatandaş ona sormuş: Halk fırkasının asıl temel ilkesi nedir? Gazi soruyu şöyle yanıtlamış:
“Halk fırkasının asıl ruhu tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız milli egemenliktir. Bu milletin mukadderatını ellerine vereceğiniz insanlardan toplanacak meclis ve onun hükümetinin dikkatle takip edeceği dava hiçbir taraftan milletin bağımsızlığına ve hür egemenliğine göz dikilmemesinden ve bu bağımsızlık ve egemenliğe dikilecek gözleri çıkarmaktan ibarettir.
Bence, bizim milletimiz birbirinden çok farklı menfaatleri takip edecek ve bundan dolayı da mücadele halinde buluna gelen çeşitli sınıflara malik değildir. Memleketteki sınıflar birbirlerine lazım olan ve birbirlerini tamamlayıcı ve bütünleyici mahiyettedir. Onun için de halk fırkası bütün sınıfların haklarını, yükselme sebeplerini ve saadetini sağlamak yolunda çalışmalarda bulunacaktır.”

Tarihi ileri zamanlara saracak olursak Adalet partisi Süleyman Demirel liderliğinde 1965 seçimlerinde %52, 1967 seçimlerinde %46,5 oy almıştır. CHP’nin 3 Temmuz 1970 tarihinde toplanan 20. Kurultayından sonra CHP kitle partisi olmaktan uzaklaşmakta mıdır sorusunu Ecevit şöyle yanıtlıyordu: “Türkiye’nin bugünkü ortamında değil CHP, sağcı bir parti olan AP bile bütün çabalamasına rağmen kitle partisi olarak kalamamaktadır. Halktaki bilinçleniş sosyal ve ekonomik sorunların ön plana geçişi ve toplumdaki hızlı değişim partileri, her zümreye veya sınıfa birden hitap edemeyecek kadar kesin ve açık vaziyetler almaya zorlamaktadır.” Tarihi daha da ileriye saralım; Ecevit’in bu tespitinin üzerinden 40 yıl geçtikten sonra Ecevit’in, o bile kitle partisi olarak kalamıyor diye gösterdiği AP’nin belirtilen yüzdeleri almayı gerçekleştirmiş lideri bu kere oyunu CHP’ ye kullanmıştır. Niye CHP higgs bozonuna benzer? İşte bunun için.

CHP, Kemal Atatürk hayattayken halkçılığı, “Türkiye’de sınıf yoktur, cins yoktur, imtiyaz yoktur.” Şeklinde tanımlıyordu ve ilave ediyordu, laiklik ve devrimcilik olmasa yeni devletin varlığının kaynağı iki dayanak direk yıkılır. Adalet partisinin lideri Süleyman Demirel de oyunu bu kaygılarla kullanmış olsa gerek. CHP, Halk fırkasının başına, ilanından sonra cumhuriyet sözcüğünü koyarak tarihi misyonunu belirlemiştir.

12 Ağustos 1930 tarihinde Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulmuştur. Ali Fethi Esener’in anılarından öğrendiğim kadarıyla fırkaya adını veren de Mustafa Kemal’dir. Bir süre sonra etrafta Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Fırkasından istifa edeceği haberleri yayılmaya başlamıştır. Bu dedikodular üzerine Mustafa Kemal 9 Eylül 1930 tarihinde Cumhuriyet gazetesine bir demeç vermiştir.
“…Ben Cumhuriyet Halk Fırkasının umumi reisiyim, Cumhuriyet Halk Fırkası Anadolu’ya ayak bastığım andan itibaren teşekkül edip benimle çalışan Anadolu ve Rumeli Müdafaa i Hukuk Cemiyetinden doğmadır. Bu teşekküle tarihten bağlıyım. Bu bağı çözmek için hiçbir sebep ve icap yoktur ve olamaz. Resmi vazifemin hitamında (bitiminde) Cumhuriyet Halk Fırkasının başında fiilen çalışacağım. Bu noktada tereddüde mahal yoktur. Benim bu esas vaziyetim bir sene nihayetinde hitam bulacak olan bugünkü muvakkat resmi vazifemin bana tahmil ettiği tarafsızlığı ihlal edemez.”
Demeç, Cumhurbaşkanı konumundan gelen tarafsız davranışın CHP’den kopmuş anlamına gelemeyeceğini anlatmakla kalmıyor görev bitiminde CHP’nin başına döneceğini söylüyor. “Bu bağı çözmek için hiçbir sebep ve icap yoktur” cümlesini tamamlarken “ve olamaz” yargısını belirtmesi oldukça ilginçtir. Yıllar sonra İsmet İnönü CHP’den istifa etmiştir. Üstelik Atatürk 29 Ekim 1923 yılında Cumhurbaşkanı seçilince Genel Başkan Vekilliğine atanan kişi olduğu halde…

Turan Feyzioğlu 8’ler hareketini başlatıp 48 parlamenterle CHP’den ayrılarak Milli Güven Partisini kurmuştur. 1969 Seçimlerinde MGP’ %6,6 oyla ancak 15 milletvekili çıkartabilmiştir. 7 Mayıs 1972 5. Olağanüstü kurultay ve parti meclisi güven oylaması sonrasında İsmet İnönü dahil 15 senatör ve 44 milletvekili partiden istifa etmiş, Cumhuriyetçi Parti çalışmalarına başladıkları halde başarılı olamayınca Turan Feyzioğlu’nun Milli Güven Partisiyle birleşip 1973 seçimlerine Cumhuriyetçi Güven Partisi adı altında girmişlerdir. 1973 14 Ekim seçimlerinde Cumhuriyetçi Güven Partisi aldığı % 5,3 oy oranıyla 13 milletvekili, CHP aldığı %33,3 oy oranıyla 185 milletvekili çıkarmıştır. Sonraki seçimlerdeyse Cumhuriyetçi Güven Partisi tarih olmuştur. 1973 seçimleri sonrasında CHP’nin milletvekillerinin % 67 si yeni milletvekilidir.

Kemal Atatürk’ün 1 Kasım 1937 meclis açma konuşması anlatmak istediklerimin özeti gibidir:
“Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, CHP programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatan ana hatlardır. Fakat bu prensipleri, gökten inildiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.”

Yeni parti kuracaklarmış, büyük işler başaracaklarmış… Mustafa, Mustafa Kemal, Gazi Mustafa Kemal ve nihayet Kemal Atatürk sizin gibilerin yapacağız, edeceğiz dediği yerde hep yaptı ve etti. Onun yapıp ettiklerini savunarak başka parti mi kuracaksınız? Sizden önce de bunu çok deneyen oldu, DSP iktidara gelip hükümetler bile kurdu. Hani nerde? Atatürk’ün kimsenin savunmasına gereksinim duyduğunu sanmıyorum, kendi savunmasını Atatürk’le yapanlara da kızmıyorum değil. Dediğim gibi CHP Cumhuriyetin kütlesini veren partiydi ve hala öyledir. Atatürk’ü savunuyorum diye parti kuran ateş olsa cirmi (hacmi) kadar yer yakar. Siz Atatürk’ün manevi mirasından haber verin hani o;
“Ben manevi miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir doğma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.” Şeklinde söylediği şeyden…

İrfan Kaban