Son Dakika Haberler

Filiz Çoşkun, Mesai saati düşünmeden Kültür Hizmeti yapıyoruz.

Filiz Çoşkun, Mesai saati düşünmeden Kültür Hizmeti yapıyoruz.
Okunma : 148 views Yorum Yap

Sarıyer de Kültürel çalışmalar dolu dizgin devam ediyor, Bütün kış boyunca, bu işin yükünü çeken bir ekip vardı, pek ortalarda gözükmeyen, içlerine kapanık, yoğun bir tempo ve her yerde olup, perde arkasında uzaktan yarattıkları başarılı çalışmaları seyreden insanlar.

Bir ekip yaratılmış, geniş bir kadro, hepsi mütevazi, sessiz, bir kenarda unutulmuş lakin iletişimin can damarı yerinde tam merkezinde görev yapıyorlar, kitlelere dokunarak, onları hissederek ve toplumun kültürel çalışmalar yapmasında öncülük ediyorlar.

Sarıyer de yeterli düzeyde Kültür Merkezi yok.  10 tane semt evi, kültürel açıdan değerlendiriliyor, salonlar oldukça küçük ve yetersiz. Sarıyer belediye binasının ve nikah salonunun bitmesi ile Sarıyer de çok şey değişecek.  Siyasilere rağmen geç de olsa yakın bir gelecekte Uluslararası Sarıyer Kültür şehri olacak.

Bugün cephe gerisinden, ortalarda gözükmeyen, derin kültürel değişimin Sarıyer’e neler kattığını ve neler yapıldığını sorguladık.

Sarıyer Beldiyesi Kültür Müdürü Filiz Çoşkun’ a 3,5 yılda neler yapabildiklerini sorduk.

ST- Sarıyer de kültürel faliyetler eski anlayışa göre çok değişti. 3.5 yıl nasıl geçti, neler yaptınız?

Filiz Coşkun –  3,5 yıl önce geldiğimde kültür sanat faaliyetleri aslında biraz, biraz değil, çok farklıydı. Kültür anlayışı farklıydı biliyorsunuz. Yönetim olarak bizimde kültür anlayışımız farklıydı. İlk önce ciddi bir tiyatro ekibi kurduk. Sarıyer Belediyesi ciddi bir tiyatro ekibi kurdu. Daha sonra çeşitli oyunlarda kapalı gişe oynamaya başladı. Ciddi talep gördü. Özellikle çocuk oyunları çok yoğun ilgi görüyordu. Tiyatro şenliği yaptık ve bunu geleneksel hale getirdik, her yıl yapıyoruz. Bu yıl yine yapıldı, biz Sarıyer’deki  kültür sanatı destekleyen kuruluşları ile işbirliği içine girdik. Bunların içinde müzeler, konsolosluklar, üniversiteler var, fiziksel şartları da kullanmak anlamında geniş bir bülten çıkartmaya başladık. Daha doğrusu aylık kültür sanat etkinlikleri adı altında her kesime hitap edebilmek için çok ciddi bir gelişme oldu. Klasik müzik dinlemek isteyenler Avusturya Konsolosluğuna gelip ücretsiz dinleyebildi. Mekan sıkıntısı yaşamamaya başladık. Parası olan da olmayan da etkinliklere gidebilme şansına sahip oldu.

ST- İçerideki kadroları bildiğim için kültürel faaliyeti bulunan hocalar değil de gene Sarıyer halk kitlesi yine aynı insanlar bir başka eğitim verirken şimdi daha farklı eğitim veriyor.

Filiz Coşkun –  Etkinliklere katılan çevreyle öncesini bilemiyorum kimler katılıyordu ama bu dönemdekilerin farklı olduklarını düşünüyorum. Tiyatromuza gelen, buraya gelen farklı guruplar var ve burada böyle bir program mı oluyordu diye şaşıranlar var.  O yüzden diyorum o ayırmış etmiş, Kültür Merkezinde  böyle bir program oluyor deyip tekrardan gelmeye başlayan kişiler oldu. Biz kursları çeşitlendirdik, semt evleri vasıtasıyla da mahallelere yaydık. Bir ev hanımı kursa gitmek istiyorsa araç sıkıntısı çekmeden ya da  zaman sıkıntısı çekmeden kendisine en yakın semt evine gidip o kurstan faydalanabiliyor.

ST- Kültür çalışmaları evvelden  Kültür Merkezindeydi, şimdi 9 – 10 tane semt eviniz oldu. Aynı çalışmalar oralarda da sürdürülebiliyor. Katılım nasıl?

Filiz Coşkun –  Katılım çok yoğun.

ST- Böyle bir katılım bekliyor muydunuz?

Filiz Coşkun –  Bekliyorduk. Çünkü bize gelen talepler; ben Kocataş’ta oturuyorum  gelemiyorum, şu saatte çocuğum okuldan çıkıyor, direk araç olmayan yerler var, hisarüstü mesela. Bunlar merkeze uzak yerler. Dolayısıyla çocuğunu bağlama kursuna gönderecekler kendisi gelmese de ya da  gitar kursuna yalnız gönderemiyor çocuk küçükse. Bu sefer semt evi de yapılınca o sıkıntıda aşılmış oldu. Herkesin ayağına getirmiş olduk, kültür sanatı ve kursları da, eğitimi de Biz Halk Eğitimle ortak çalışıyoruz bu arada. Ortak nasıl çalışıyoruz; biz belediye olarak onlara fiziksel alan veriyoruz, Onlarda bize eğitmenleri veriyorlar ve koordineli bir çalışma oluyor.

ST- Kültürel faaliyetlere o şekilde semt evlerinden gelen bundan çok eski dönemlere baktığımızda farklı bir köylü kentli karışımı yoktu. Hep ev hanımları vardı, el becerileri öğreneyim diyen insanlar vardı fakat şimdi gelen kitle değişik, öyle gözlemliyorum, Bunda çok büyük farklılıklar oldu mu? Hiç beklemediğiniz, tahmin etmediğiniz nitelikli insanların daha farklı bir şekilde kültürel faaliyetlerde bulunduğunu görüyor musunuz?

Filiz Coşkun –  Görüyoruz. Açılan kursların branşlarıyla da ilgili bir takım değişiklikler var. Resim kursuna gelmek isteyen kesim farklı, iğne oyası öğrenmek isteyen kesim farklı, gitar öğrenmek isteyen ayrı, bağlama öğrenmek isteyen ayrı kesim. Biz herkese hitap edebilmek adına mümkün olduğu kadar fazla fiziksel alanda, mümkün olduğu kadar çeşitli kurs açtık. Portföyün değişmesi bununla ilgili olabilir. Emekli olmuş bir bürokrat resim kursuna gelmek isteyebiliyor ya da tiyatro kursuna gelmek istiyor ya da bir enstrüman çalmak istiyor. Daha önce piyano kursu yoktu şimdi piyano kursu vermeye başladık.

ST- Kaç branşta hizmet  veriyorsunuz?

Filiz Coşkun –  En az 20 branşta kurs verdik.

ST- Demirciköy atıl olarak duruyordu,  Çok Büyük bütçelerle yapıldı, uzun dönem kullanılmadı,  Bu döneme baktığımızda  yazın muhteşem bir sergi gördüm, servis düzenlenmesi çok iyi düşünülmüş, O kadar katılım bekleniyormuydu.

Filiz Coşkun –  Biz sergi süresince Kültür Merkezine ulaşım olarak zor geliyordu. Biraz şehir dışında gibi. Saat başı ring seferler yaptık. Katılım farklı oldu. Bunun dışında köylerden gelenler oldu. Okullardan gelenler hatta askeriyeden bile gelip ziyaret edenler oldu. Köylerde oturan ünlülerin ziyaretleri oldu. Bu kadarını beklemiyorduk.

ST- Köyler şimdi, Kent Köy oldu.

Filiz Coşkun –  Aynen öyle onu kastediyorum. Biz sergiden önce de gezici müze açtık. Bu çalışmaya da çok yoğun ilgi oldu. Müze yaklaşık 10 gün açık kaldı ve hiç boş kalmadı. O zaman da yine servisleri ayarlamıştık. Servisler ile okullardan öğrencileri getirerek gezdirdik.

ST- Seminer, panel. Bundan önceki seminer panellerinizde daha farklı şeyler görüyorduk. Birkaç tane toplantıya girdim, burayı eskiden dini bilgiler verildiği bir merkez halinde de gördük. Fakat şimdi çok farklı konular işlemeye başladınız. Kadının sağlığından, kadının sorununa, çevre sorununa , Sarıyer’in sorununa, ülkenin sorununa bakmaya başladınız. Nasıl bir ivme yakaladınız ve bu projeye nasıl ulaştınız?

Filiz Coşkun –  Biz bu işi parayla yaptırmadık. Daha önce bir proje şu kadar lira kaşe ücreti verilip yapılan projeler gibi değil, Gönüllülerle ve STK’larla yaptıkTürk Hukukçu Kadınlar Birliği ile görüşerek;  kadınların siyasetteki yeri, kadının hukuksal hakları gibi, bir hastane ile görüştük. Kadın sağlığı ile ilgili konferanslar yaptık. Bunun da çok faydasını gördük. STK’larla çalışmanın faydası şu; onların zaten hitap ettikleri bir gurup var bir topluluk var, onlarda birlikte bize destek oluyorlar. Eğitimciler yine aynı şekilde daha çok kesime hitap ettik daha çok konuda. Konferanslarımızın şekli de bundan dolayı değişti. Değişik konuya girildiğinde portföy farklı oluyor. Hakkını arayan kadın portföyü farklıdır. Kadın sağlığına gerekli özeni gösteren kadının olayı da farklıdır. Çok ciddiye almayan bir sürü hanım da var. Ama mutlaka bunu öğrenmeliyim diyen de var. Çok enteresan bir şey anlatayım; “Van’dan gelen depremzedelerden bir kadın gurubunu semt evimizde bir konferansa davet etmiştik. Orada iki konu vardı. Biri kadının hukuksal hakları diğeri de Kadının Sağlığı. İnanılmaz sorular sordular. Herkes şaşırmıştı, Hem kadın sağlığı konusunda hem de kadının hukuki hakları konusunda. Tek istedikleri görüntü alınmamasıydı. Sorular müthişti, çok güzeldi. Demek ki bu konuda bir eksiklik varmış. “

ST- Bu tarz çalışmalarda Kadın evde boş kalmasın mı? gün doldurmak mı? yoksa Sarıyer’deki bu tarz çalışan STK’larla birlikte siz mi? zorluyorsunuz?

Filiz Coşkun –  Bu karşılıklı olabiliyor. Bazen bizim programa aldığımız etkinlikler olabiliyor bazen de talepleri değerlendirebiliyoruz. Bunlar özel gün etkinlikleri olabiliyor ya da bize müracaat etmiş bir ekibe  yardımcı olabiliyoruz, salonumuzu kullanmak isteyen bir tiyatro gurubuna yardımcı olabiliyoruz. Dediğim gibi bu yardımlar karşılıklı oluyor. Onlar bir oyunlarını sergilemek istediklerinde biz de bunu halka ücretsiz sunmalarını talep ediyoruz.

ST- Bu kadar işi yapan ne kadar kadronuz var? Sekreterya ne kadar? Bunun yanında hocalar ne kadar? Sonuçta bunların bir bütçesi var. Gönüllüler var.

Filiz Coşkun –  Gönüllü kadromuz diye bir şey yok aslında. Biz sadece o proje ile ilgili gönüllüyle çalışırsak o projede bize sadece öneri gibi destekler sunabiliyor, onun haricinde aslında işi biz yapıyoruz.

ST- Kaç kişi çalışıyor?

Filiz Coşkun –  Biz 17 kişi görünüyoruz ama bu 17 kişinin 4 tanesi yardımcı eleman. 4 tanesi tiyatro kadromuz, 3 tanesi memur, teknik elemanımız var, şoförümüz var, kurslarla ilgili bir arkadaşımız var. Kültür gezileriyle ilgilenen bir arkadaşımız var toplam kadro bu kadar ama çok geniş bir kadroyla çalışmıyoruz.  Burada işi çıkartan büroda çalışan arkadaş tabi burada hiç kimsenin emeğini gereksiz gibi görmek istemiyorum yardımcı elemanım da gerçekten diğer birimlerde çalışan yardımcı elemanlardan 3-4 katı performans gösteriyor. Çünkü biz 7-24 değilse de 7-18 çalışan bir müdürlüğüz. Cumartesi, Pazar’ı olmayan, mesai saati olmayan bir müdürlüğüz.  Yardımcı eleman arkadaşımın yaptığı performansta gerçekten normal yapılacak bir işin üstündeki performans.

ST- Benim bir hayalim var Sarıyer’de . Bütün siyasilere de bunu sormaya çalışıyorum. Sizi Siyasete çekmek istemiyorum, lakin, Sarıyer 7 tane vadiden oluşmuş bir yer ve bir tane amfi tiyatro yok. 3 büyük kampus ve 5 üniversite var, Şehir nüfusu var. Amfi tiyatro yok. Bunu hiç istediniz mi? Kim İsteyebilir?

Filiz Coşkun –  Biz kültür merkezi de istiyoruz, amfi tiyatro da istiyoruz,  her şey istiyoruz ama konu olarak bunlar bizim konumuzun dışında “İmarla”  ilgili konular. Muhtemelen onlarda olacaktır. Yeni başkanlık binası yapıldıktan sonra ki onun içinde bir kültür merkezi olacak. Daha sonra şu an acil olan ihtiyaç biliyorsunuz belediye başkanlık binası. Bir sürü hizmet noktasında hizmet veriliyor bu da maddi olarak da bir kayıp tabi ki. O bina bir yıl içinde kendini amorti edecek muhtemelen. Bu da benim şahsi görüşüm. Bunları tabi ki konuşuyoruz kendi aramızda bunlar olmalı diye. Amfi tiyatro olmalı. Ama amfi tiyatrodan önce bir kültür merkezimizin olması.

ST- Amfi tiyatrosu Sarıyer için olmazsa olmaz gibi bir şey. Mecbur olması gereken bir olay. Üniversitelerden  faydalanabiliyor musunuz?

Filiz Coşkun –  Evet faydalanıyoruz. Mesela şimdi kadınlar Eylül ayının ikinci haftasında Kadın Koordinasyon Merkezi ve Roteryanlar işbirliği ile Koç üniversitesinde bir konser yapılacak, bu konserin geliri ile Sarıyer’de sosyal güvencesi olmayan hanımların sağlık taraması, rahim ağzı kanser taraması yaptırılacak. Kadın Koordinasyon Merkezi k bizim müdürlüğe bağlı olarak görev yapıyor. Üniversite salonunu bize açtı. Enka’nın küçük bir amfi tiyatrosu var. Daha önceki yıllarda biz Yunanistan’dan gelen bir flarmoni orkestrasını yazın orada ağırladık. Halka açık olarak, çok da güzel bir konsepti. Her iki kesimden de gelen seyirciler vardı. Hem Türk, hem Rum. Yararlanabiliyoruz, sorun yok. Biz tiyatromuzu onlara gönderebiliyoruz, onlar aynı şekilde bir etkinlikleri olduğunda, merkezde yapmak istediklerinde üniversitelerin kulüpleri ile çalışıyoruz. Bir tiyatro gurubu istediğinde gelip bizim sahnemizi kullanabiliyor.

ST- Sarıyer’deki müzelerden faydalanabiliyor musunuz?

Filiz Coşkun –  Evet müzelerle de işbirliğimiz çok güzel. Bize kapılarını sonuna kadar açtılar. Bütün kursiyer hanımlarınızı Sarıyer’deki müzelere götürdük. Hem Sabancı Müzesine hem de Sadberk Hanım Müzesine.

ST- Okullar için neler yaptınız?

Filiz Coşkun –  Sömestre tatilinde çocuklarımıza tiyatro ve sinema gösterileri yaptık. Çocuk filmleri, çocuk oyunları.  Salon, kar-kış olmasına rağmen her gün tıklım tıklımdı. Salonumuz hiç boş kalmadı. Sadece tiyatroları Kültür Merkezi’nde,  sinemaları Halk Eğitim Merkezi’nin büyük salonunda yaptık. Ayakta seyredilen filmler oldu düşünün. İlgi çok fazlaydı.

ST- Bütün okullardan talep var mı?

Filiz Coşkun –  Sinema ve tiyatroları okul bazında yapmıyoruz. Halka açık yapıyoruz ama isteyen okul gurupları olursa özellikle tiyatromuzda onlar için hafta içi ayrıca oynuyoruz. Onlar bizden talep ediyorlar. Biz de sıraya koyuyoruz hepsine cevap veriyoruz. Çocuk oyunlarından “Küçük Prens” adlı oyunumuzu iki yıl boyunca kapalı gişe oynadık. “Kap Kacak” öyküsü adlı çocuk oyunumuzu da Sarıyer Tiyatro Kursu öğrencilerinin hazırladığı bir projeydi. “Çocuklarla çocuklara tiyatro” adı altında yapılan bir projeydi “Kap Kacak” öyküsü. Bunun portföyü de çok farklıydı. Çünkü çocuk oyuna gelirken benim arkadaşım bu oyunda oynuyor ona bilet alabilir miyim? Diye gelmesi güzel bir duygu gerçekten. “Kap Kacak” öyküsü böyle bir proje.

ST- Bu kış da aynı tiyatro çalışmaları olacak tabi..

Filiz Coşkun –  Bunu her sene değiştirmeyi düşünüyoruz. Bu yıl eğitim alan çocuklar, bir dahaki seneye oyun çıkarıyorlar. Bunu sergiliyorlar. “Ağustos Böceği ile Karınca” ‘nın gerçek hikayesi aynı şekilde “Kap Kacak” öyküsünden sonra çıkan ikinci oyun. “Çocuklarla çocuklara tiyatro” adı altında yapılan ikinci proje. Misafir tiyatro guruplarımızda oldu. Yaklaşık 10 günlük bir etkinlikti. 10 gün boyunca atölye çalışmaları, çocuk oyunları, yetişkin oyunları. Bu arada bizim belediye tiyatromuz çağırıldıkları  ODTÜ’ye, Niğde Kapalı Cezaevi’ne, İzmir – Dikili Tiyatro Festivali’ne gittiler.

ST- Festival yaptınız mı?

Filiz Coşkun –  Evet, 7. Uluslar arası İşçi Filmleri Festivaline Sarıyer olarak katıldık. Bu bağlamda hafta boyunca çeşitli filmler gösterildi. “Entelköy Efeköy’e Karşı”, “Canbaz”, “Kadının Fendi” sinemalar ve belgeseller gösterildi.

ST- Kültür gezileri nerelere yapıldı?

Filiz Coşkun –  Edirne’ye, Çanakkale’ye, Ankara’ya ve Nevşehir’e kültür gezileri düzenledik.

ST- Sarıyer tarihinde ilk defa Edebiyat Günleri düzenlendi ve bunun içinde ben size teşekkür ediyorum, harika projeydi.

Filiz Çoşkun – Her yıl yapacağız, baharda yine yapacağız, geleneksel olacak, Ben teşekkür ederim.

Sarıyer Times.

SARIYER BELEDİYESİ

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ

2011-2012 YILINDA AÇILAN KURSLAR

KURS YERİ

KURS ADI

 

ÖĞRETMENLERİMİZ

BAHÇEKÖY SEMT EVİ

İĞNE OYASI   FATMA ÖZKAN
GİTAR   ÖZGÜN BERKÜN

KAZIM KARABEKİR SEMT EVİ

BAĞLAMA   NURİFE KAPLAN
GİTAR   FEYZA ERDOĞAN
KUMAŞ BOYAMA   YASEMİN KURT

KİREÇBURNU SEMT EVİ

TABİ YAPMAÇİÇEK   FATMA ÖZKAN
AHŞAP BOYAMA   AZİZE HACIALİ
TAKI TASARIM   VİLDAN GÜCÜM

R.KAVAĞI SEMT EVİ

İĞNE OYASI   FATMA BOZKAYA
RESİM   FATMA ÇALIK

İSTİNYE SEMT EVİ

GİYİM   HASAN HEKİMOĞLU
İNGİLİZCE   GÜLÇİN UYSAL
EL NAKIŞLARI   SEVİNÇ KEİTA

REŞİTPAŞA SEMT EVİ

BAĞLAMA   KEREM PAKÖZ
AHŞAP BOYAMA   SERPİL ALTAŞ
TAKI TASARIM   ZÜLEYHA YILDIRIM
AHŞAP RÖLYEF   FUNDA GÜREL
RESİM   MUSTAFA ŞAHİN
GİTAR   NEDİME YAMANKARA
LATİN DANSLARI   CİHAN ALPARSLAN

Y.ZİYA ÖNİŞ STADYUMU

HALK OYUNLARI    
LATİN DANSLARI    
STEP-AEROBİK    

CUMHURİYET MAH. YAŞAM EVİ

İĞNE OYASI    

POLİGON

EL NAKIŞLARI    

R.HİSARI SEMT EVİ

TAKI TASARIM    

FERAHEVLER HİZMET BİNASI

SERAMİK ATÖLYESİ    

KÜLTÜR MERKEZİ

GİTAR 1    
GİTAR 2    
KEMAN    
PİYANO    
3BOYUTLU ŞEKİLLENDİRME    
KURDELA NAKIŞI    
HESAP İŞİ – TEL KIRMA    
UYGULAMALI TİYATRO    
       

12 AYRI KURS MERKEZİNDE, 22 AYRI BRANŞTA, 20 EĞİTMENLE 2000’İ AŞKIN KURSİYERLE KURSLARIMIZ SONA ERDİRİLMİŞTİR…
MAYIS AYINDA BAŞLATTIĞIMIZ “YAZIN SANAT” ADI ALTINDA 4 BRANŞTA AÇILAN YAZ KURSLARIMIZLA DEVAM ETMEKTEYİZ…