Son Dakika Haberler

100’er 100’er ÖLDÜRÜLÜYORKEN BİZ

100’er 100’er ÖLDÜRÜLÜYORKEN BİZ
Okunma : 80 views Yorum Yap

dilek-karafazli

Seçimlere Dair…

Peşinen söyleyeyim seçim sonuçlarının doğruluğuna asla inanmıyorum. Lakin TR’de BİZ dediklerimin hep yaptığı bir hata var. Çok çabuk koyveriyoruz. Gezi’de olan bitenleri hatırlayın, Hükümet’i devirmiştik, Diktatör’ü devirmiştik! ramak kalmıştı. 7 Haziran’da da aynı rehavete kapıldık. Oysa içeride başka A,B,C,D…planları yapılmıştı. Her yaşanılan ufak bir şokun ardından planlar bir bir uygulamaya konuluyordu. Bizler sadece figüranlar olarak rolümüzü oynuyorduk.

Seçim sonuçları egemenlerin istediği gibi sonuçlanmıştır!

Orta Doğu’da Arap Ayaklanmaları hala sistem içerisinde sonuçlanmış görünmüyor. Suriye krizi atlatılamadığı takdirde de sonuçlanmayacaktır.

Uluslararası aktörler Soğuk Savaş’ın ardından ilk defa bu kadar çatışmalı bir ortamda güç denemeleri peşindedirler. Hala suların durulmadığı Orta Doğu sorunu yaşanıyorken, son zamanların en büyük göç dalgasının varlığında, dünya finans kapitalin girdi girilecek beklendiği kriz kapıdayken, IŞID gibi bir oluşumun muazzam bir coğrafyadaki TR’nin yanı başında konumlanmaya çalışması bir yana özgür bir Kürdistan’ın varlığı tartışılırken egemenler,

7 Haziran’da Erdoğan’a sadece ayar vermişlerdir. Yola sizinle devam edeceğiz mesajının alt okumalarını ise zamanla göreceğiz elbette.

Bu açılardan bakılınca 7 Haziran’dan hemen sonra,

Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar sadece eleştirildi ama nedenleri üzerinde kafa yorulmadı MHP işte bu denilip geçildi, Deniz Baykal’ın Köşke davet edilmesi, Baykal hiç de öyle azımsanacak bir adam değilken ( TR’nin bilinen en derin adamıdır aslında) yeterince tartışılmadı BİZler tarafından.

Aydın Doğan’ın kanallarında Demirtaş’ın neredeyse yok sayılması sadece bir refleksle DEVLET işte Kürt denilince klasik tavrını aldı sanıldı. Aydın Doğan’ı hiç es geçmiyorum hele. Zira BİZlerin gazını alacak tek kanal olarak kaldı, görevini yaptı!

Öte taraftan Merkel’in TR, Esad’ın ve Erdoğan’ın ayrı ayrı gündemlerle Moskova ziyareti, Patriotların geri çekilmesi, ABD’nin sessizliği vs. neredeyse hiç konuşulmadı.

Kızmıyorum BİZlere…Bu sıralarda BİZler 100’er 100’er öldürülüyorduk, acılıydık.

Gezi’de gaz fişekleriyle başladılar, tek tek polis kurşunlarıyla devam ettiler. Onlarca kişinin gözünü çıkardılar, 10’larcasını kurşuna dizdiler, çıplak soydular kadınlar üzerinden erkekleri aşağıladılar, arabaların arkasında sürüklediler, gencecik bir genci Dilek’i annesinin babasının gözünün önünde öldüreceklerdi daha… Ne oldu?

BİZler Yılmadık!

Baktılar olmuyor bombalarla geldiler bu sefer. Daha büyük tehditlerle korkutmaya, sindirmeye çalıştılar. Bunu kimler istedi? sadece Erdoğan mı? Hayır

Bu nedenle, kimse muhalefet partilerini tek başına eleştirmesin, onların liderlik sorunu yoktur! chp için söylüyorum bunu kim gelirse gelsin başına sonuç değişmezdi ancak chp’nin ve chp’lilerin tutumu ayrıca eleştirilir o ayrı bir tartışma konusudur. Şimdi büyük resimle ilgimiz…Bakın %1’in üstünde bir oy artması ya da azalması gösterebiliyorlar mı chp’yle ilgili? Çok ciddi bir realitedir çünkü chp’nin oy taban oranı.

Ve evet ister kabul edilsin ister edilmesin, bugünün yurt içi aktörleri kimler olursa olsun, egemenler bu ülkenin demirbaşının CHP olduğunu çok iyi biliyorlar!

Yukarıda saydığım nedenlerle şu süreçte bir CHP iktidarını istemezler. Beraberinde bürokraside bir değişiklik istemezler. Hukuksuz bir ortam işlerine gelecektir, zira hukuk kurallarının işlediği bir Orta Doğu ülkesi TR’de savaş ortamında hukuk egemenlerin işine gelmez. CHP’ye dengeleyici rol uzun zamandır biçilmişti ve bu bir süre daha devam edecektir. Orta Doğu yakıştırması yaptım TR için dikkat ederseniz. Evet konu bölge, savaş ve dünya dengeleri ise TR bir Orda Doğu ülkesidir egemenin gözünde. Batı’lı bir TR sadece kültürel olarak yerini alır egemenlerin Batı’lı Türkiye’sinde.

Bahçeli’yi ve MHP’yi hiç tartışmıyorum.

Aynı egemenler HDP’ye, süreçte yok sayılmayacaksın demişlerdir. Bak barajı 0,7 ile ayarladık senin için denilmiştir! Yeni bir aktör çok hızlı değil biraz yavaştan atmalıdır adımlarını demişlerdir. İç politik ve ideolojik duruşuna ise hiç girmeyeceğim şimdilik HDP’nin. Çok slogan vari bir savunusu yapılıyor HDP’nin. Bu partinin kendisine zarar. Ve elbette baraj aşılmadığı vakit yeni bir ayaklanma, iç savaş kimsenin işine gelmeyecekti. 10,7 iyidir denildi. Ve TR’deki “Kürt Meselesi” aynı güçler tarafından çözümü ya da süreci her ne ise devam edecektir. Benim hiç şüphem yoktur. Fakat çok iyi biliniyor ki, bu iş öyle Demirtaş gibi romantik liderlerle değil, bayağı aktörlerle çözülecektir.

Yapılan bir başka yanlış!

Görüyorum burada ve başka mercilerde yok biz yeterince halka inemedik, işçiler, köylüler, 17 milyon sosyal yardım alan hizmetli kesimi falan… Geçelim bunları lütfen. Ben neden işçi ya da köylü ya da hizmetli olayım ki? Herkes kendi konumunda yaşamalıdır. Ancak siyasi partiler bu kesimlerle organik üyeleri üzerinden bir ilişki kuramıyorsa sorun oradadır. Bir Çay-kur işçisi bile chp’de örgütlü değilse suç benim işçi olmamamda mıdır? Eleştireceksek partileri bu yönleriyle eleştirelim.

Ve lütfen şu yanlışı hiç yapmayalım artık. Mesajım meslek örgütlerinedir:

Lütfen “muhattabı belli olmayan” barış çağrısı yapacağım diye gençleri, kendinizi ölüme atmayın artık. Travmalarla taşıyorsunuz gençleri geleceğe. Yapmayın!

Ya hep beraber tüm muhalif partilerle birlikte (chp, hdp, belki mhp’lilerin bir kısmıyla sanmıyorum ya) dökülelim sokağa, dolduralım kent meydanlarını, haykıralım tüm iç ve dış egemenlere haklı taleplerimizi ya da 10’ar 10’ar 100’er 100’er çıkmayalım sokağa.

Yarın BİZler 1000’er 1000’er öldürülmemek için.

Aklı başında, aklı selim, sakince göğüsleyelim süreci, yılmayalım..