Son Dakika Haberler

AKP Yalan mı Söylüyor? Dalga mı Geçiyor! Berk Ertuğrul Yazdı.

AKP Yalan mı Söylüyor? Dalga mı Geçiyor! Berk Ertuğrul Yazdı.
Okunma : 10 views Yorum Yap

Seçimler yaklaştıkça partilerin seçim bildirgeleri de ortaya döküldü. CHP “41 Söz” ile MHP “100 Vaat” ile ortaya çıktı. AKP ise “Çılgın Proje” ile devam ededursun, bir de 2002’den beri yaptıklarını anlatan bir başka bildirge daha hazırladı.
Tabi iktidar partilerinin seçim hazırlıkları geleneksel olarak “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” lafı üzerine kurulur. Maalesef aynı şeyi AKP de söylüyor ve insanların gözünü korkutuyor. Ülkemizin üçüncü bir, beş sene daha her şey yolunda yalanına tahammül gösterip inanması biraz zor gözüküyor.
Ortada bir yalan mı var peki?
Buna okuyucu karar vermeli işte…
Örneğin AKP ülkenin ekonomik anlamda büyüdüğünü söylüyor. Normalde de ekonomik nadiren küçülen bir şeydir. Nasıl çocuklar, ağaçlar büyürse ekonomiler de büyür. Küçülme için çok olağandışı bir şeyler olması gerekir. Önemli olan burada büyüme değil, diğer ülkelere nazaran büyümedir. Şimdi TÜİK rakamlarından yola çıkarsak 2002’den önceki yaklaşık elli yıllık periyotta ortalama %5 büyüyen bir ülkemiz varmış. AKP iktidarında bu oran %4’e inmiş. Bu rakamlardan dünyadaki yerimize bakalım: 2002 senesinde büyüme hızında 49. iken 2010 senesinde 88. olmuşuz. Aslında AKP’nin dediklerinin aksine pek de büyümemişiz.
Büyümesek de belki zenginleşmişizdir. Yine TÜİK rakamlarına bakalım: 2002’den beri devlet borcu 2 kat artmış 306 milyar dolar olmuş. İç borç stoğumuz 2.5 kat artmış. Yani devlet borcuna borç katmış. Ne dersiniz belki de sağdan soldan borç alarak zenginleşmişizdir? Devleti geçelim özel sektöre gelelim. Özel sektörün dış borcu 2002 senesinden beri 4 kat artmış ve 178 milyar dolar olmuş. Yani ithalat tavan yapmış. İthaat tavan yapınca ihracat ezilmiş, denge bozulmuş cari açık 8 kat artmış. 2002 senesinden önceki 52 senelik periyotta toplam cari açık 43 milyar dolar iken son 9 senede 219 milyar dolar cari açık vermişiz. Hatta o kadar çok ithalat yapmışız ki ithalattan alınan vergi artıp, ihracatta geri önden vergi azaldığı için devlet bütçesi fazla vermiş. AKP bir tek bunu doğru söylüyor: bütçe fazla vermiş… lakin nedense bu fazlalığın sebebini unutuveriyor…
Ekonomi işte böyle “pespembe” bir tablo çiziyor. Bir de sağ elinin verdiğini sol eline bildirmeyip bütün medyaya duyuran AKP ve yapılan yardımlara bakalım. Suyu akmayan köylere çamaşır makinası gönderilmesinden bahsetmeyeceğim elbet, ya da fakir vatandaşlara yiyecek ve kömür yardımları yaparak onların oyunu satın almaya çalışan zihniyeti de yermeyeceğim. Bu işin etik olup olmamasını zaten çok tartıştık. Bu ayıpları dile getirmenin manası kalmadı. Lakin şöyle bir istatistik var. Geçtiğimiz sene ihraç ettiğimiz toplam maden tutarı 3.6 milyar dolar iken sadece kömür ithalatımız 3.2 milyar dolar. İşte yapılan yardımların en acı bilançosu budur. Ülke kaynaklarını çarçur etmektedir. Bu miktar 1972 senesinde dünyaya taahüt ettiğimiz “Aile Sigortası” kurumunda pek ala kullanılabilirdi, ya da işletemediğimiz madenlerimizi daha verimli hale getirmekte kullanabilirdik. Hem dışa bağımlı kalmazdık hem boşta gezen işsiz maden mühendislerimiz olmazdı hem de vatandaş kendisine verilen Aile Sigortası parasıyla kömür dışında gıda, giysi gibi ihtiyaçlarını da temin edebilirdi.
Biraz geriye dönelim şimdi. Abdullah Gül, mecliste 367 oy sayısına ulaşamayıp Cumhurbaşkanı seçilememişti. Anayasadaki madde çok açık olmasına rağmen hükümet kendisine adil davranılmadığını iddia etmişti. Bir iddiası daha vardı artık daha özgür olacaktık (?). o zamandan bu zamana dek Ergenekon davası adı altında onlarca gazeteci tutuklandı. Pek çoğu hala neden tutuklandığını bile bilmiyor ama hala hepsi cezaevinde yatıyor. Ergenekon ister istemez gazeteciler üzerinde bir bası unsuru oluşturmuş durumda şimdi. Bir gazeteci bir yazı yazarken artık iki defa düşünüyor. Kendini düşünüyor, çocuklarını düşünüyor, ülkesini düşünüyor, doğruları ve yanlışları düşünüyor. Askerler de özgürlükler konusunda payını almış durumda. Askerlerin tek siyasi derdi laiklik iken artık Balyoz Davası ile onlar da aynı gazeteciler gibi ne ile suçlandıklarını bilmeden içeri alınabiliyorlar. Özgürlükler AKP için bu kadar önemli tabi. Örneğin insanlar özgürce haberleşebilsin diye 6 milyon insanın telefonu dinleniyor. Ülkemizde olağanüstü bir durum yok peki bu dinlemelerin sebebi ne? Burada George Orwell’ın “1984” adlı kitabı aklıma geliyor: biri bizi sürekli izliyor.
AJP’nin en çok böbürlendiği bir başka alansa dış politika. Hatta yaptırdıkları pankartlara bakıyorum: “dünyada sözü dinlenen Türkiye”. Evet Türkiye dış politikada söz sahibi, her zaman olduğu gibi, ama sözü dinleniyor mu? Aslında dinleniyor. Örneğin “one minute” hadisesini hatırlayalım. İsrail bizi çok güzel dinledi. Ülkeye faturası “Mavi Marmara” adlı yardım gemisinde öldürülen 9 Türk Vatandaşı… Davos’tan dönen Erdoğan’ı karşılayan binlerce kişi acaba bu 9 vatandaşımızın cenazesine de gitti mi çok merak ediyorum. İşte bizim dış politikamız böyle: caka sat, halkı coştur, dayak ye ve unut…
Bu kadar olaydan sonra AKP’nin dedikleri ile yaptıklarının birbirine tutmadığını az çok görüyoruz. AKP iktidarının elle tutulan iyi bir tarafı yokmuş gibi lakin öte yandan AKP kanadında her şey tozpembe, güllük gülistanlık. AKP ne yaptığını biliyor mu peki? Elbette biliyor. Her vatandaşın ulaşabildiği sayılara onlar da ulaşabilir durumda. Öyleyse ne peki? Ya AKP yalan söylüyor ya da bizimle dalga geçiyor…