Son Dakika Haberler

AMERİKA’DA GERİ SAYIM BAŞLADI, Canan Çanak

AMERİKA’DA GERİ SAYIM BAŞLADI, Canan Çanak
Okunma : 25 views Yorum Yap
Canan Çanak

Amerikan eski başkanı Gegorge Walker Bush dönemi politikaları, Amerika Birleşik Devletleri’nin bir hiper güç olarak tek başına dünyayı yönetebileceği ideolojisine dayalıydı.

Eleştirileri küçümseyerek, muhalefeti aşağılayarak adeta karşısındaki adamı önce vurup sonra düşünen bir yöntem izledi. Bu da orta doğuda düşman kazanmasına sebep oldu. 

Mevcut başkan Barack Hussein Obama dönemi daha barışçıl yaklaşımlarla geçti. Müttefikleriyle uzlaşan bir konuma geldi. ABD bu dönemde dünya barışını önemseyen bir niteliğe kavuştu. Başkan Obama; “Biz elimizi uzatıyoruz yumruğumuzu değil” gibi söylemleriyle de bunun mesajlarını verdi. Seçim öncesi verdiği sözleri büyük ölçüde yerine getirdi. Irak’tan çekilme taahhüdü de bunlardan biridir. Latin Amerika siyasetinde ise sakin davrandı. Siyaset sola doğru bir kayma gösterdi. Eski müdahaleleri yapmadı. Ticari ve mali olayları diplomatik girişimlerle sürdürdü. Hindistan’la yakınlaşma sürecini hala sürdürürken, Pakistan’la ilişkileri düzelmedi. Pakistan’ın Taliban’ın arkasındaki güç olduğunu düşünmesi de bunun en büyük sebebidir.

2012 başkanlık seçimlerinde Obama’ya karşı aday Mitt Romney ise başarılı bir iş adamı olduğu bilinmesi dışında kapalı bir kutu gibi. Dış politika konusunda ise yeterli bilgi ve deneyimi de bulunmuyor. Gerçi Amerika’da dış politika seçmen davranışlarını pek etkilemiyor. Daha çok iktisadi durum bu davranışların belirleyicisi gibi görünüyor.

Başkan Obama’yı bütçe açığını ikiye katlamakla suçlarken, insanların istihdam yaratmak yerine kendi sağlık reformunu zorlayarak iş kayıplarına neden olduğu iddiasıyla göreve geldiğinde Obama’nın sağlık reformunu veto edeceğini belirten Romney’e geçtiğimiz günlerde yaşanan Sandy Kasırgası sosyal güvence endişesi olan insanlar dolayısıyla puan kaybettirdi. Özellikle de Amerika’nın 3. büyük eyaleti olan ve Amerikan halkı tarafından God’s Waiting Room (Tanrının Bekleme Odası) olarak anılan Florida’da nüfusun büyük kesimini yaşlı insanların oluşturması bu bölgede Romney’in aleyhinde bir tablo çizileceğini düşündürüyor.

Enerji, Afganistan ve İran yaklaşımları, kaçak göçmenler, ulusal güvenlik, kadın hakları ve kürtaj gibi pek çok konuda birbirine zıt politikaları olan bu iki aday arasında süren münazaraların en ilgi çekici maddesi ise vergi düzenlemeleri. Demokratların adayı Obama bu konuda Robin Hood politikası izlerken, onun bu zenginden alıp fakire verme eğiliminin aksine Cumhuriyetçi aday Romney daha kapitalist bir ideolojiye sahip. Obama gelir vergilerini arttırmayı, Romney ise vergi kesintilerini savunuyor.

Ulusal kamu oyu yoklamaları başa baş devam ederken, insanların aklında muhalif başkan adayının mevcut başkana kıyasla neden daha fazla bağış toplayabildiği sorusu takılıyor? Bunu sebebi Romney’in son derece zengin bir aday olmakla beraber zengin kesime yakın bir partinin adayı olmasıdır. Öyle ki, sadece tek bir kumarhane işletmecisi tarafından kampanyasına 54 milyon dolar bağış yapılmıştır.

Amerikan seçimlerini Türkiye’den izlerken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri Amerikan seçim sistemidir. Tüm bu süreci okurken bizdeki parlamenter sistem gibi düşünmemek gerekir. Amerikan başkanına oy veren kişi sayısı 538’dir. Aslında durum şöyle; Amerika’da electoral college (seçici kurul) olarak geçen bir yöntem uygulanıyor. iki basamaklı, dolaylı bir seçim yöntemi olan electoral college, Amerikan seçim sisteminin temelini oluşturuyor. Bu sisteme göre her eyalette toplam oyun yarısından bir fazlasını alan o bölge için belirlenmiş electoral oyların tamamını alıyor. Seçim sonucu, electoral college oylarının çoğunlukçu sisteme göre değerlendirilmesiyle elde ediliyor. Yani toplamın yarısından bir fazlası kadar temsilci hangi partiye oy vermişse onun başkan ve başkan yardımcısı adayı kazanıyor. 538 tane temsilci olduğu için de, en az 269+1 oy alabilen aday kazanmış oluyor. Bu da demek oluyor ki, electoral oy dağılımına göre ilk 11 eyalette birer oy fazla alan aday diğer eyaletlerden hiç oy almasa bile yani popüler oyun %82 sini kaybetse bile seçimi kazanıyor.

Peki eşitlik durumunda ne olacak? Amerikan tarihinde görülmüş bir durum olmasa da ihtimal dahilde olduğu için belirteyim. Bir eşitlik durumunda temsilciler meclisi başkanı seçer. Meclisin çoğunluğu cumhuriyetçi olduğu için bu Romney’in seçileceği anlamına gelir. Senatonun da çoğunluğu demokratlardan oluştuğu için Joe Biden’ da başkan yardımcısı olur.

 

Tabi bütün bunların büyük oranda belirleyicisi sermaye gruplarının kimi desteklediğidir. Hangi lobi hangi adayın kampanyasını destekliyor ve yatırım yapıyor kısmını doğru izlemek gerekiyor. Parayı topladıkları kaynakların adayların politikaları üzerinde büyük etkileri oluyor. Dolayısıyla bu kaynakların kimler olduğuna bakılarak adayların politikaları hakkında da fikir yürütmek mümkün olabiliyor.

Şu anda iki adayın da para konusunda bir sıkıntısı bulunmuyor. Her ikisinin de kampanyalarına birer milyar doların üzerinde harcama yaptıkları biliniyor. Tabi bunu tamamına yakın denilebilecek büyük bir kısmı da televizyon şirketlerine harcanıyor.

Türkiye ile olan ilişkilere gelince, Amerika’nın Türkiye ile ilişkileri Kürecik’ten itibaren yakın müttefik ilişkiler haline gelmiştir.

Başkan Obama’nın “Türkiye’nin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye batı ve doğu arasında köprü görevi gören bir ülke olarak adlandırılır. Sıra dışı ve zengin bir mirasa sahip. Başarı, Türkiye ve ABD’nin model ortaklık oluşturmasıyla mümkün olabilir” sözünden de destekle, kazanması durumda Türkiye ile ittifak devam edecektir diye tahmin ediyorum. Ve yine seçilmesi halinde Türkiye’nin PKK konusunda destek isteyeceği de ön görülmektedir. Romney ise şu anda tamamen sürpriz.

Obama’nın seçimi yeniden alacağı tahminlerinin ağır bastığı bu günlerde hep birlikte 6 kasımı bekliyoruz…