Son Dakika Haberler

Bedri BAYKAM ve Düşündürttükleri. Nilden Bayazıt Postalcı yazdı.

Bedri BAYKAM ve Düşündürttükleri. Nilden Bayazıt Postalcı yazdı.
Okunma : 116 views Yorum Yap

Yine konum bambaşka olacaktı sevgili okuyucu.

Ben kadın ve örgütlenmeden bahsedene kadar sanıyorum bir seçim daha geride kalacak.

Ama gel gör ki gündelik hayatımızda o kadar çok şeye tanık oluyoruz ki bizi onca
rahatsız eden şeyleri yazmazsak içimiz rahat etmiyor.

Rahat ve rahatsızlık.

Ahlak ve ahlaksızlık.

Ahlaksızlık hangi boyuttayken insanlığı tehdit eder?

Sınırları nedir? Kim tarafından konmuştur?

Dün Bedri Baykam ‘ın bıçaklandıktan sonra bağırarak ortalıklarda dolaşması, önünde
duran iki arabanın onu almaması “bir insanlık dramı olarak” yansıdı
televizyonlara…. “İnsanlığın düştüğü hallere bakın” diye bağırıştı televizyon
kanalları.

Bense çok değişik bir şeye bizzat tanık oldum: Gazetecilik ahlakı konusunda (’93 de
mezun olduğumu düşünürsek) Amerika’nın 30 yıl gerisinde olduğumuzu.

Geriye dönelim.

Sene 1993. Amerika’da bir yüksek lisans dersindeyiz. Ders: Gazetecilik etiği

Öğrencilerin önüne bir fotoğraf konuyor.

Bir köprünün üzerine çıkmış, intihar etmeye hazırlanan bir genç kız. Kare kare
fotoğraflanmış. En son kare: atlıyor.

Dersin deneyimli gazeteci olan hocası soruyor: “Bir gazetenin genel yayın yönetmeni
olduğunuzu düşünün. Bu kareleri gazetesine kim koyar?”

Dersi hep can kulağıyla izleyen ben, büyük bir heyecanla “ben koyarım” diye
bağırıyorum arka sıralardan.

Birden tüm sınıfın arkaya dönüp bana şaşkınlıkla baktığını görüyorum. “Niye
koymayayım, bu bir gazeteyi çok sattırır; ölüm anı” diyorum.

“Yani senin gazeteciliğin insanlığından önce gelir, öyle mi?” diye soruyor deneyimli
gazeteci hocamız.

Sonradan öğreniyorum:

1980 lerde olan bu olayda fotoğrafı çeken gazete fotoğrafçısınınçekimleri ilginçtir,
ama basılmamalıdır, zira o gazeteci, o anda gazetecilik değil “ insanlık”
sorumluluğunu yerine getirmekle yükümlüdür. Nitekim basılmamıştır.

Düne dönelim.

Sanki bir film seyrediliyormuş gibi televizyon kamerası Bedri’yi takip ediyor. Ve bir
gazeteci çıkıp “bu ne biçim gazetecilik” demiyor. Dahası bunu çeken gazeteciyle
ropörtaj yapılıyor.

Dün Bedri Baykam’ın kayıtlarını seyrettiğimde beni ilk vuran şey işte bu oldu. “Vay
be” dedim, “demek işin ahlak boyutunda bir 30 sene gerisindeyiz dünyanın”.

Ben insanlığımdan utandım.

Siz?

Nilden Bayazıt Postalcı