Son Dakika Haberler

BİR CANIM VAR BAŞIMA BELA OLDU!

BİR CANIM VAR BAŞIMA BELA OLDU!
Okunma : 1.623 views Yorum Yap

Sabahın köründe evden çıktı, serin bir hava vardı. Arandı
bulamadı, demek ki sigarası bitmişti. Başı yerde ilerlemeye başladı.
Hem ilerliyor hem de düşünüyordu. Akşamı nasıl yapacaktı?

Cebinde hiç para yoktu, parasız ne yapabilirdi ki? Daha elli metre gitmeden
yorulduğunu, omuzlarının düştüğünü hissetti. Bir kuruşsuz yola
çıkıyordu. Olsun be dedi kendine kendine. Erken çıkmasının de bir
nedeni vardı. Geç çıksa çocuk okula gidecek, harçlık isteyecekti
kendisinden. Parası yoktu ki versin. Çaresiz hanımına bir şeyler yap
diyecekti. Hanımı ne yapacaktı. Elinde avucunda bir şey kalmamıştı ki…

Üç beş yere gitmesi gerekiyordu, gittiği yerler yabancı
değildi, kendisini tanıyorlardı, işinde başarılı olduğunu da
biliyorlardı. İhtiyaçları varsa alırlardı işe diye düşündü. Kendi
kendine moral veriyordu. Yaşamak için çalışmak lazımdı. Çalışmak için
de bir iş bulmak gerekiyordu. İş bulamazsa yandı demekti. Nasıl
geçinecek, nasıl günleri bitirecek, evin ihtiyaçlarını nasıl
karşılayacaktı?

İlk aklına koyduğu yere gitti. Eski canlılığı göremedi.
Dükkânda eleman sayısı hayli azalmıştı. Bazı kişiler bir şeyler
yapıyor bazıları ise temizlikle meşgul oluyordu. Selam verdi, buyur
ettiler içeri. Yer gösterdiler oturdu. Biraz konuştuktan sonra iş
aradığını söyledi. Ustabaşı, başını salladı. Hiç ümit vermedi
ama yine de “Patron ofisinde bir konuş” dedi kendisine. Ayrıldı oradan
ve patronun ofisine yöneldi. Sıkılarak yanına yaklaştı, “Hoş geldin”
dedi patron. “Hoş bulduk” dedikten sonra sıkılarak “İş arıyorum, bana
iş verirseniz sevinirim” dedi. Patron “işçi çıkarıyoruz evlat, kusura
bakma, ödemeleri bile yapamıyoruz, arkadaşlarının maaşlarını bile
ödeyemedim” dedi. Haklısınız efendim, kusura bakma rahatsız ettiğim
diyerek ayrıldı oradan. Bir daha dönüp arkasına bakmadı, bakamadı,
içinden gelmedi arkadaşları ile yüz yüze gelmek…

Başı yerde bin bir düşünceler içinde aklından gecen ikinci
işyerine gitti. Vakit de öğleye geliyordu, simit bile alamadı…
Atölyeden içeri girince yemek saatinde geldiğini anladı. Çıraklardan
biri karşıladı ve “herkes yemekte” dedi. Bu arada yemekten erken
kalkan işçilerden biri, “Nereden böyle Ahmet? Tam yemek saati
acıkmışsındır gel bir tas çorba iç iyi gelir” dedi. Gitmemek için
direndi, koluna girip sürükledi… Çöktüler birlikte bir masaya,
arkadaşı alıp getirdi yemeğini, çorba ve pilav vardı, bir de tek
mandalina… Sıkılarak yedi… Arkadaşının yüzüne bakamadı bile. Ama
anlayışlıydı arkadaşı… “Neden geldiğini tahmin ediyorum, işsiz
kaldın, işin zor Yaşar’ım. Bak yemekler bile bir çorba ile pilava
indi. Durumlar berbat ama yine de Ustabaşı ile bir konuşsan iyi olur”
dedi. Başını salladı Yaşar, olur der gibi ama hemen yanı başında
belirdi ustabaşı… “Hayrola Yaşar zamansız geldin ne var ne yok?” dedi.
Ezile büzüle İş aradığını söyledi ümitsizce… Aynı cevabı aldı…
“Vallahi patron bugün yarın bir kaç kişi daha gönderecek, inşallah
bize vurmaz piyango” dedi, Yaşar zoraki gülerek teşekkür etti, en
azından karnını doyurmuşlardı.

Gideceği üçüncü yere gitmeden yolda rastladı oradaki eski
arkadaşlarına biraz konuştuktan sonra açtı konuyu, boşuna uğraşma,
zahmet etme, işler berbat dediler, geri döndü…

Boş gözlerle etrafa bakıyordu. Ne yapacaktı? Evde iki
çocuk ve bir de hanımı ekmek bekliyordu. Aç yaşamanın imkânı yoktu ki.
Beyninde, kalbinde deniz dalgaları gibi dalgalar oluştu. Adeta ayakta
yalpalıyordu! Kafası değişik düşünceler içinde darmadağındı… Ne
yapacağına, nasıl yapacağına karar veremiyordu. Her türlü işi yapmaya
hazırdı ama işveren yoktu. TV. lerden her gün işyerlerinin kapanığını,
pek çok şirketin iflas ettiğini öğreniyordu. İktisadı kiriz durumu
berbat etmişti. Üstelik gelen pandeminin yarattığı korkunç ortam…

Eve gitti eli bomboş… Bir ekmek dahi alamamıştı… Kafasını
kaldırıp sağa sola baktı. Ev zaten gecekondu idi. Yıllarca önce zar
zor yaptırabilmişti. İki gözlü bir evdi. Her tarafı dökülüyordu.
Satmaya kalksa kimse para verip almazdı bile… Kendini hemen girişteki
masanın yanındaki sandalyeye bıraktı boş çuval gibi… Masanın üzerinde
faturaları gördü. Eline alıp şöyle bir bakıp bıraktı. Çaresiz başını
salladı, sonra da çaresizlik içinde kendi kendine söylendi: BİR CANIM
VAR BAŞIMA BELA OLDU!

Not: “ Bir canım var başıma bela oldu” Zor günler geçiren bir işçinin
tv haberlerinde görülen isyankar konuşması.