Son Dakika Haberler

ÇEVRE KATLİAMI ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE İHANETTİR

ÇEVRE KATLİAMI ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE İHANETTİR
Okunma : 105 views Yorum Yap

Sevimyalinklic
 
CHP’li İBB Meclis Üyesi Sevim Yalınkılıç: AKP Hükumetleri ve Yerel Yöneticileri Geleceğimizi, Doğayı ve Çevreyi Katletti
MEGA PROJELER 22 YILDA ÇEVREYİ KATLETTİ
İBB Meclisi CHP Üyesi Sevim Yalınkılıç, Dünya Çevre Günü nedeni ile Meclis Kürsüsünde gündem dışı konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında Üniversitelerin verilerine yer vererek Ülkemizin ve İstanbul’un Çevre durumunu gözler önüne seren CHP’li Sevim Yalınkılıç 14 yılını geride bırakan AKP Hükumetlerine ve 22 yılını geride bırakan AKP’li Yerel Yönetim anlayışına göndermede ve uyarılarda bulundu, şu cümlelere dikkat çekti; “Maalesef aradan geçen bunca zamana karşın; Türkiye demokrasi, özgürlük ve temel haklarında olduğu gibi çevre alanında da gerilemiş durumdadır. Ülkemiz; Yale Üniversitesinin gerçekleştirdiği 2016 yılı Çevre Performans Endeksi Çalışması’nda ‘Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Alanların Korunması’ kategorisinde 180 ülke arasında 177. Sırada yer aldı. İzlenilen politikalar, çevre korunmasına aykırı düzenlemeler ve rant mantığı sonucunda; hızlı kentleşme ile iklim değişikliği, nüfus artışı ve göç’ün etkileri en başta İstanbul olmak üzere bir çok yerleşim yerlerinde olumsuz etkisini göstermektedir. Unutmayalım ki doğa, canlılar, kültürel varlıklar bizlerin geleceğine ışık tutan bizden sonra gelecek olan nesillere bırakacağımız hazinemizdir. Bu büyük ailenin parçası olduğumuzu unutmayalım ve ortak akılla hareket edelim”
Sarıyer Belediyesi ve İBB Meclisi CHP Üyesi Sevim Yalınkılıç’ın “5 Haziran Dünya Çevre Günü” Dolayısı İle Meclis Kürsüsünde Gerçekleştirdiği Konuşma Metni:
Sayın Başkan ve Değerli Meclis Üyeleri hepinizi saygı ile selamlıyorum. Çevre Komisyonu Üyesi olarak “5 Haziran Dünya Çevre Günü” nedeni ile söz aldım. Hepimizin bildiği gibi 1972 yılında Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı’nda “temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğu” kararı ile 5 Haziran Dünya Çevre günü olarak belirlenmiş ve dünya çapında çevre sorunlarına farkındalık yaratmayı amaçlamıştır.
Maalesef aradan geçen bunca zamana karşın; Türkiye Demokrasi, özgürlük ve temel haklarında olduğu gibi Çevre alanında da gerilemiş durumda. Ülkemiz; Yale Üniversitesinin gerçekleştirdiği 2016 yılı Çevre Performans Endeksi Çalışmasında ‘Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Alanların Korunması’ kategorisinde 180 ülke arasında 177. Sırada yer aldı. İzlenilen politikalar, çevre korunmasına aykırı düzenlemeler ve rant mantığı sonucunda; hızlı kentleşme ile iklim değişikliği, nüfus artışı ve göç’ün etkileri en başta İstanbul olmak üzere bir çok yerleşim yerlerinde olumsuz etkisini göstermektedir.
PLANSIZ MADENCİLİK ÇEVREYİ YOK ETTİ
Koruma alanları, ormanlar, tarım alanları, kıyılar, milli parklar, doğal sit alanları, meraların yer aldığı kentsel ve kırsal alanlar yapılaşmaya açılmıştır. Toprağı kirleten plansız madencilik faaliyetleri nedeni ile doğa tahrip edilmiştir. Gelişmişlik adına yapılan mega projelerde gelişigüzel yer seçimleri yüzünden milyonlarca ağaç kesilmiş, kıyılar ve su havzaları da tahrip olmuştur. Ekonomik zenginlik bir ülke için elbette önemli ama ondan daha önemli bir şey varsa oda doğa. Çünkü doğa insana nefes olur, karın doyurur. Cennet gibi doğa parçaları bir kere insan eliyle yok edilir ise bir daha yerine konulamaz.
ÜLKENİN GELECEĞİNE İHANETTİR
2006 yılında yerli tohum satışını yasaklayarak ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğine darbe vuran AKP iktidarı ile tarım gözden çıkarılmış, verimli arazilerde üretim kaybına uğramış ve uğramaktadır. Trakya, Adapazarı ve Ülkemizin birinci sınıf verimli arazilerine yapılmış ve yapılacak olan toplu konutlar, sanayileşme, ülkenin geleceğine ihanettir. Hem bugün hem de gelecek için toplumsal maliyet hesabı iyi yapılmalı. Her şeyi üretebilirsiniz ancak 40-50 cm lik bir toprağı üretmek için 20 bin yıllık bir süre gerekiyor.
20 YILDA SU MİKTARI DÜŞTÜ
Unutmayalım ki; Geleceğimiz toprakta, suda ve havadadır. Maalesef Ülkemiz su kıtlığı yaşayan ülkeler grubuna dahil oldu.Son 20 yılda kişi başına yıllık su miktarı 4.000 m3 ten 1519 m3 e düştü. Suyumuzu ve sulak alanları korumak bizim için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle Ülkemizde doğayı ilgilendiren yatırımların doğru yerde, doğaya zarar vermeden halkın iradesi ile dikkatli bir planlama ile ele alınması gerekir.
YÜZLERCE YILLIK ESERLER HİÇE SAYILDI
Gelişmiş ülkelerde havadaki karbonun bile depolanması adına çalışmalar yapılırken, bizler maalesef çevre mücadelesi ile aslında yaşam ve yaşam alanı mücadelesi veriyoruz . Çevreyi korumanın yaşamımıza sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Bizler yalnızca çevresel değil, kültürel varlıklarımızı da korumalı ve onları bizden sonraki nesillere taşımalıyız. Yüzlerce yıllık eserleri, koruma kanununu hiçe sayarak siluetlerini bozmak, yapılaşmaya açmak, ya da restorasyon adına yapılan yanlışlarla aslından uzaklaştırmak; kültürümüzü, bizi biz yapan değerleri yok etmeye kadar götürür. Unutmayalım ki doğa, canlılar, kültürel varlıklar bizlerin geleceğine ışık tutan bizden sonra gelecek olan nesillere bırakacağımız hazinemizdir. Bu büyük ailenin parçası olduğumuzu unutmayalım ve ortak akılla hareket edelim.
DAYAMACI ZİHNİYETE KARŞI GEZİ MÜCADELESİ
Ülkemizin en büyük çevre hareketi olarak, yaşadıkları çevreye duyarlı, ekolojik dengenin alt üst edilmesine, ranta dayalı kent dönüşümüne ve dayatmacı zihniyetlere karşı çıkan gezi hareketinin de olumlu ışığı ile CHP olarak Cumhuriyet, Laiklik, Atatürk Devrimleri ve Demokrasinin yanı sıra çevreyi de koruma konusundaki mücadelemizde de kararlı olduğumuzu bilinmesi dileği ile saygılar sunuyorum.