Son Dakika Haberler

FAŞİZM NE DEĞİLDİR.Davut Altınbaşak

FAŞİZM NE DEĞİLDİR.Davut Altınbaşak
Okunma : 50 views Yorum Yap

davut_1Faşizm adı ilk olarak  Roma İmparatorluğu döneminde kullanılmış, devlet iktidarının ve siyasi birliğin simgesi küçük baltaları simgeleyen isim FASCES’ten türemiştir. Toplumsal gerçeklik içinde ifade ettiği anlam çok daha farklıdır.

Faşizm, finans kapitalin en gerici, en şoven ve en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğüdür “ Dimitrov “. Faşizm, sınıflar üstü bir uygulama veya yönetim biçimi değildir. Emperyalizm döneminde ortaya çıkan bir devlet biçimidir.

Emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasıdır. Emperyalizm aşamasında, ekonomide serbest rekabetin payı nispi olarak azalarak tekeller egemen hale gelir. Emperyalizmin temel özelliği tekelci niteliğidir.

Emperyalizm hem dış hem de iç siyasette demokrasiyi yıkarak, gerici yönetimler oluşturur ve bu doğrultuda yönetilen ülkeler yaratabilmek için çalışır, mücadele verir. “ Bu anlamda emperyalizm su götürmez bir biçimde genel olarak demokrasinin, bütün demokrasinin inkârıdır.” (Lenin)

Emperyalizmin tekelci özelliği siyasi alanda kendini gericilikle gösterir. Emperyalizm mali oligarşinin tekelci diktatörlüğüdür ve demokrasiye tamamen karşıttır. Emperyalist tekeller  kasalarını dolduracakları azami kar uğruna  ülkelerdebaskı ve yağma, halkların inanılmaz sefaleti, emekçi yığınlarının hayat standartlarındaki sürekli bozulması veemekçi halk yığınlarının öldüğü savaşlar emperyalizmin ortaya çıkarttığı kaçınılmaz sonuçlarıdır.Faşizm, insanlığın tüm değer ve kazanımlarının inkârı olarak kapitalizmin en barbar ve en vahşi devlet biçimidir.

Faşist Partiler; burjuvazi, büyük toprak sahipleri, bankerler, büyük sermaye sahiplerini ve uluslar arası sermayeyi temsil eder, onların çıkarlarını destekler ve korur. Emperyalist Sermayenin ve onların çıkarlarını korumanın tek yolunun Faşist diktatörlükler olduğunu böylece finans ve kapitalin egemenliğinin sağlam güvence ve garanti altına almanın teminatıdır. Finans kapitalin desteği ve yığınların aldatılması ile iktidara gelen faşizm, işçi sınıfına, emekçilere ve aldattığı milyonlarca insana karşı kanlı bir savaşa girişmiştir. Sosyalist, Sosyal demokrat, Sol ve diğer burjuva partiler kapatılmak istenir, üyeleri sudan gerekçelerle tutuklanır. Tek siyasi parti olarak kendinden başka partilere yaşam hakkı tanımaz. Parlamentonun ve meclisin tüm yetkileri bu Faşist diktatorya hükümetine devredilir. Tüm Eyaletler ve şehirlereolağanüstü yetkilerle donatılmış valiler atanır. Kendi içindeki, aykırı tüm sesleri yok ederek ortadan kaldırır. Ordu, Polis, Adliye, Üniversiteler, tüm Stklar ve Gençlik kuruluşlarını kendi hegomonyaları doğrultusunda yeniden örgütlerler. Sendikalar ve kitle örgütleri kapatılır. Grev ve toplu sözleşmeler engellenir veya yasaklanır. Her türlü kitle eylemleri ve gösteriler yasaklanır. İşçilerin ve çalışanların ücretleri hayat standartları altında tutulur. Vergiler ve tüketim maddelerinin fiyatları büyük ölçüde arttırılır. İşsizlik hızla artar, Köylüler büyük oranlarda şehirlere göç ederler ve köylerinde kalanlar açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. İşsizlik sigortasının kapsamı daraltılır, vatandaşlar sağlık hizmetlerinden yararlanamazlar. Bürokratların yönettiği devlet bütün sınıfları anti demokratik uygulamalarla baskı altına alır. Faşizmin uygulamaları ve ideolojisi tamamen emperyalistler ve onların yerli işbirlikçilerinin çıkarlarını, kapitalizmi, özel mülkiyeti koruma ve çıkarlarının vahşice savunulmasıdır.

     Faşizmin söylemleri kitle tabanı kazanmayı amaçlayan kandırmacalardan, demagojilerden ibarettir. Bu konuda Din de dahil olmak üzere hertürlü argümanı en iyi şekilde kullanmak için bir an düşünmezler.  Faşizm ve sermayenin din i imanı yoktur. Faşizmin tabanı ile onun sınıfsal özü birbirine karıştırılmamalıdır. Faşizm yalan vedemagoji ile lümpen proletaryayı ve küçük burjuva yığınlarını etkisi altına alabilir. Hatta işçi sınıfının bir kısmı dahi faşist propagandanın etkisi altında kalabilir. Bu durumFaşizm in işçi sınıfının ideolojisi olduğu anlamına gelmez. Bir ideolojinin etkilediği yığınlar ile onun sınıfsal özü farklı konulardır. Faşizm işçi sınıfı ve küçük burjuvazinin bir kısmını etkilemesine rağmen, etkilediği yığınlar ile uygulamaları nedeniyle kısa sürede çelişkiye düşer. Çünkü faşizm işçi sınıfına, emekçilere ve halka karşı, emperyalizmin uşakları ve kapitalistlerin çıkarları doğrultusunda savaş açar.

Faşist ideoloji çeşitli ülkelerde ve kültürel ortamlarda farklı biçimler almakla berber özünde aynıdır. Faşizm, finans kapitalin çıkarlarının açık baskı ve terör ile savunulmasıdır. Faşizm milliyetçiliği hatta şovenizmi propaganda aracı olarak kullanır. Ama onu küçük burjuvazinin milliyetçiliği ile aynı kefeye koymak veya her türlü milliyetçiliği toptan faşist ilan etmek faşizmin sınıfsal temelini görmemekanti emperyalistsınıf mücadelesini yanlışa iter. Faşizmin milliyetçiliği kullanması; faşizm eşittir milliyetçilik sonucunu vermez. Faşizm milliyetçiği kullandığı gibi sosyalist sloganları da kullanır ama bu onların sosyalist olduğunu göstermez.

      Sonuç olarak geriye dönüp baktığımızda, ülkemizde yukarıda yazılan örneklemeleri çağrıştıran bir çokolayın yaşandığını ve durumunun daha da kötüye gittiğinin örneklerini görüyoruz. Zaman zaman bu kötü durumu görüp halkını uyandırmak için yola çıkan yurtseverler oldu. Onların çabaları çok sert yöntemlerle bastırıldı ve bir çoğu halkının mutluluğu için vatan haini, satılmış damgası yese de bu uğurda can vermekten canlarını feda etmekten kaçınmadı!.Büyük mücadelelerle Emperyalizmin pençesinden kurtarılan bu ülke; tekrar emperyalizmin oyuncağı olduğuna üzülerek şahit olmaktayız ve bu kötü gidişi durdurmak hala bizim kendi ellerimizde olduğunu da unutmamalıyız.