Son Dakika Haberler
“width=“1080

Hayata nerden bakıyoruz?

Hayata nerden bakıyoruz?
Okunma : 6.835 views Yorum Yap

Hayata nerden bakıyoruz? Hayatımızda çocukluk çağımızın önemi çok büyüktür. Dikkat edilecek olursa birçok temelin bu yaşta atıldığı görülür.Düşünüyorum da değişik eğitimler alarak zenginleştirdiğimiz hayatımızı bir noktada eksik bırakıyoruz. O da evlatlarımızın yetiştirilmesi, eğitimi. Oysa ki neslimiz onlarla devam ediyor. Yaşantımıza renk katan, sevgi, şefkat, paylaşma, iyilik, hayata ümitle bakma, büyüklerimizin kıymetini daha iyi anlama gibi birçok duygular onlarla filizlenip gelişiyor.

Peki bizler, bizlere bu duyguları yaşatan evlatlarımıza vazifelerimizi gereği gibi yapabiliyormuyuz? Allah’ın eşrefi mahlukat olarak yarattığı insanların -çocuklarımızın eğitimini biz anne babalara bırakarak bizleri en kadar şerefli bir vazifenin beklediğinin farkındamıyız?

Anne ve babalar çocuklarını büyütürken” hele bir büyüsün kreşe, okula gönderir eğitimini aldırırım”.oluyor. O yaşlar yaklaştığı zamanda büyük bir telaş başlıyor. Çocuğumu nasıl eğitmeliyim ? Acaba nereye göndersem, hangi kreş ya da hangi okul daha iyi? Düşüncesi uykularını kaçırıyor.Böyle mi olmalı?

Acaba eğitime ne zaman ve nasıl başlamalı? Neler yapmalı?

Bunları düşünüyor ve karşılaştığım manzaralar karşısında üzülüyorum.

Anne ve baba adayları genelde bebeğin cinsiyeti ile ilgileniyor. Birde beklemediği cinsiyet olursa ; acaba doğrumu? Zamanla değişir mi? Gibi sorulara maruz kalınır. Sonrada biz merak etmiyoruz. Çevremizdeki insanlar bizi sıkıştırıyor. Allah hayırlısını versin demeyi ihmal etmiyorlar. Neden öncelikle cinsiyetten başlıyorsunuz? diye sorduğumuzda ise bebeğin kıyafetleri öne sürülüyor. Pembe mavilerin önemi anlatılıyor. Bebek yatağı,odası önemli hale geçiyor. Daha sonra maddiyat kaygısı başlıyor. Bebek doğduktan ise beslenme, sağlık, bez, giyim kuşam gibi problemler öne çıkıyor. Bunlar düşünüldükçe , hesaplar bu yönde yapıldıkça eğitim geri plana itiliyor. Oysa bu anlattıklarım abartıldığı gibi zor değil en kolay olanı. Neden mi?

Küçücük bebek kıyafetinin çeşitli olmayışı ile açıkta kalmaz. Hele markalarla hiç ilgisi yoktur. Sağlığa uygun bir elbise veya ayakkabı onun ihtiyacını giderecektir. Nasıl odada ,yatakta yatacağı da . Böyle yapmayıp, çocuğumuza çok özel muamele yaparak büyüttüğümüzde egoist ve obez çocuklar yetiştiriyoruz. Sonra da şikayetler dönemi başlıyor. Gücümüzün üzerinde masraflar ederek yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımızı zaman içerisinde bir türlü mutlu edemediğimizi farkediyoruz. Büyüdükçe bizden beklentileri artıyor. Ailelerinin durumuna bakmadan daha çoğunu beklemeye başlıyorlar. Tatmin olamıyorlar.

Zira dış görünüşlerini güzelleştirmeye uğraşırken iç dünyalarını ihmal ediyoruz. Ailesine, cemiyete, ülkesine faydalı olabilecek duygu ve düşünceleri onlara veremiyoruz. Demek ki yemeyip yedirmek,giymeyip giydirmek yetmiyor.

Çocuklarımızın dışından daha çok beyinlerini süslemeye çalışmalıyız.Şunu unutmayalım. Çocuklarımız bizim en kıymetli emanetlerimizdir. Bu emanetlere sahiplik, sadece yedirmek giydirmekle olmamalı. Eğitimi en az bunlar kadar önemli. Batıdaki eğitimciler 0-6 yaş arasındaki eğitimin öneminden bahsediyorlar. Bu yaşlardaki çocukların ihmal edilmemesini tavsiye ediyorlar. Annenin güzel duygular taşıması, güzel sözler işitmesi, sakin bir ortamda gebeliğini geçirmesini tavsiye ediyorlar. Batılı ilim adamlarının da bu konuda birçok çalışmaları var.Düz bir mermer gibi olan beyinlerine tertemiz, onlara ömür boyu gerekecek olan bilgileri yerleştirmeliyiz. Zira onlar bizlerin dünyada bırakacağı en önemli eserler olduğunu unutmamalıyız.

Bebeğimize nasıl bir eğitim vereceğimizin planlarını daha ilk günlerden itibaren yapmalı, çocuğumuzun eğitimine zaman ayırmalıyız. Ailesini, akrabalarını, çevresini, ülkesini unutan nefsine hizmet eden, her şeyi çıkarları için düşünen bir insan değil, insanlığa faydalı olan insanlar yetiştirmeliyiz. Tabi bunun içinde önce kendimizi eğitmemiz gerekiyor. Onların nasıl olmasını istiyorsak biz de o yolun yolcusu olmalıyız. Evlatlarımıza güzel örnek olmalıyız. Onların bizim aynamız gibi olduğunu, bizleri taklit ederek hayata hazırlandığını unutmamalıyız. Yap demekten çok yapma gayreti içerisinde olmalıyız. Hedefimiz güzel ahlaklı , insanlarla ve kendisiyle barışıklı, hoşgörülü, çevresine faydalı, güven veren, adil, üretken,dünya ve insanlığı unutmayan çocukları yetiştirmek olmalı. Arkamızda güzel nesiller bırakmalıyız.

Kadına, çocuğa ve yaşlıya yakın akrabaları tarafından uygulanan şiddet, aile içi şiddet olarak tanımlanmaktadır ve bu şiddet türü uluslararası boyutta yaşanan ciddi bir sosyal ve halk sağlığı problemidir.

Aile içi şiddeti çözümlemek için yapılabilecek en önemli faaliyetlerden birisi şiddeti sebep ve sonuçlarıyla daha iyi anlamak ve bunlara uygun olarak alternatif çözümler üretmektir.

Bilal Başpınar

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)