Son Dakika Haberler

HEDEF SURİYE SAVAŞININ YOLUNU DÖŞEMEK Mİ?

HEDEF SURİYE SAVAŞININ YOLUNU DÖŞEMEK Mİ?
Okunma : 72 views Yorum Yap

image
SOSYAL MEDYADA ALAY KONUSU OLAN MİT MÜSTEŞARINI GÖREVDEN ALACAK MISINIZ?
CHP İzmir Milletvekili Dilekçe Komisyonu üyesi Dr. Aytun Çıray Türk Milletini sarsan terör saldırısı sonrası Başbakan ve Cumhurbaşkanının Ankara’da yaşanan terör saldırısının faillerine dair beyan ve tutumlarının kamuoyu tarafından şüpheyle karşılandığını belirtti.
Bu şüphenin özellikle sosyal medyaya MİT konusunda alaycı bir derin güvensizlik şeklinde yansıdığını söyleyen Çıray, “başta Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere AKP hükümeti bu güvensizliği acilen ortadan kaldırmak zorundadır. Aksi halde devlete duyulan güvendeki aşınma telafisi imkânsız bir noktaya gelecek, bu da içeride ve dışarıda karşı karşıya kaldığımız çok ciddi tehditleri neredeyse baş edilemez bir hale getirebilecektir.’ dedi. “Türkiye’nin 1915- 1919 arasında karşı karşıya kaldığı varoluş krizinin tam bir yüzyıl sonra, 2016-2019 versiyonunu yaşamaması için bizi tuzağa düşürmek isteyen bu vahşi terör olayları karşısında Türk toplumunun zihnini kurcalamaya başlayan bazı soruların ikna edici bir şekilde cevaplandırılması hayati bir siyasi sorumluluktur” diyen Dr. Aytun Çıray, ‘Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında dış politika ve başkanlık konularında devam eden sinsi rekabet bizi uluslararası alanda sıkıntıya sokuyor,’ diye devam etti. Aytun Çıray, Başbakan ve Cumhurbaşkanın Genelkurmay Başkanlığına birer saat arayla yaptıkları taziye ziyaretlerindeki açıklamalarının bile tek başına bunu kanıtladığını belirtti.
‘Bu açıklamalar Türk Milletinin Başbakan ve Cumhurbaşkanının kendi siyasi ajandaları için adeta Suriye’ye bir müdahaleyi bile göze alabileceklerini ima ediyor’ diyen Aytun Çıray, basın açıklamasını ‘Başbakan bu tür şüphelerin haklı gerekçelere dayanmadığını göstermek istiyorsa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğum yazılı soru önergesindeki şu soruları çok berrak ve net cevaplar vermek zorundadır’ ifadesiyle noktaladı. Aytun Çıray’ın Başbakan Davutoğlu’ndan Meclis Başkanlığı vasıtasıyla cevaplandırmasını istediği sorular şöyle:
BU TERÖRİSTLERİ TAKİPTE ERİŞİLEN SON NOKTADAN SONRA NE OLDU VE O NOKTADA NE YAPILDI?
Olayın failleri ve faillerinin ilişkili oldukları karmaşık iç ve dış terör organizasyonları ve istihbarat örgütleri konusunda bu kadar kapsamlı bilgiye sahipseniz, bu korkunç terör saldırısının neden önleyemediniz? Cumhurbaşkanının deyimi ile zincir sökülmeye başlamışsa, zincirin sökülmesi neden 28 vatandaşımızın katledilmesinin sonrasına bırakılmıştır?
Başbakanın açıklamalarından kendileriyle ilgili bütün kritik bilgilerin mevcut olduğunu anladığımız teröristler ilk olarak hangi kurum tarafından ve ne kadar süredir tespit edilmişlerdi ve onlar ne zamandan beri takip altındaydılar?
Bu teröristleri takipte erişilen son nokta neresiydi? O noktadan sonra ne oldu? Bu bilgiler en son hangi kamu biriminin elindeydi ve kimlerle paylaşıldı? O noktada ne yapıldı? Bu kurumlardaki yetkililer tarafından hangi tedbirler alındı?
Yine Başbakanının beyanlarından anlaşıldığı kadarıyla sürekli takip altında olan bu kişiler izlerini nasıl olup da kaybettirdiler ki bu tür bir terör saldırısını gerçekleştirebildiler? Bunda hangi kurumun ve bu kurumda hangi yetkilinin ne tür sorumluluğu vardır? Bu konuda ilgili birimler üstlerine düşeni yaptılar ise onların verdikleri bilgileri paylaşmayan ve gerekli tedbirleri almayan kurumlar, yetkililer veya birimler hangileriydi?
Cumhuriyet Tarihimizin en büyük terör saldırısı Ankara Garı patlamalarının bulunduğu terör olayları serisi bu suiistimallerin zincirleme mahiyete büründüğünü ve süreklilik kazandığını ortaya koymaktadır. Bu durumda başta MİT Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü ve Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı olmak üzere başlıca idari sorumlular hakkında soruşturma açmayı ve onları görevden almayı düşünüyor musunuz?
Sizin ve Cumhurbaşkanı tarafından yapılan Genelkurmay ziyaretlerinden sonra yaptığınız değerlendirmede büyük ve seri terör olaylarının Türkiye’yi Suriye ile savaşmaya götürecek bir plânın parçası olarak görüyor musunuz?