Son Dakika Haberler

“KAÇAK SARAYDA OTURAN DA DAHİL YARDIM VE YATAKLIK YAPMIŞLARDIR”

“KAÇAK SARAYDA OTURAN DA DAHİL YARDIM VE YATAKLIK YAPMIŞLARDIR”
Okunma : 95 views Yorum Yap

image
Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu.
 
CUMHURİYET SAVCILARINI DA GÖREVE ÇAĞIRMAMIZ LAZIM”
Kılıçdaroğlu konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir siyasal partinin adını da açıkça söyleyeyim terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir kadronun yani ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi kadrosunun ülkeyi yönetemeyeceğini herkesin bilmesi lazım.
 
TERÖR ÖRGÜTLERİNE YARDIM VE YATAKLIK YAPAN BİR SİYASAL PARTİYİ NEDEN SORGULAMIYORSUNUZ”
Cumhuriyet savcılarını da göreve çağırmamız lazım. Gidiyorsun gariban vatandaşı buluyorsun yardım ve yataklıktan peki bu ülkeyi yönetirken terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan bir siyasal partiyi neden sorgulamıyorsunuz.
 
KAÇAK SARAYDA OTURAN DA DAHİL YARDIM VE YATAKLIK YAPMIŞLARDIR
Açık ve net terör örgütlerine Adalet ve Kalkınma Partisinin yöneticileri, kaçak sarayda oturan da dahil yardım ve yataklık yapmışlardır. Bunun sonucudur ki bugün Türkiye kan gölüne dönmüştür. Yardım ve yataklık yapana bakmıyoruz. Dönmüşüz yüzümüzü başka tarafa, buraya bakın diyorlar bize. Önce o yardım ve yataklık yapanların bu milletin önünde hesap vermesi lazım.
 
TÜRKİYE NEDEN PAKİSTANLAŞTI, YARDIM VE YATAKLIK YAPTIKLARI İÇİN”
Vatandaşın da şu soruyu sorması lazım, biz size yetkiyi ülkeyi iyi yönetin diye, ülkenin sorunlarını çözün diye verdik. Biz size yetkiyi terör örgütlerine yardım ve yataklık yapın diye vermedik. Türkiye neden Pakistanlaştı, yardım ve yataklık yaptıkları için. Bu gerçeği herkesin bilmesi lazım.
 
ELLERİNE SİLAH VERDİNİZ. GÖNDERDİNİZ, MÜSLÜMANI MÜSLÜMANA KIRDIRDINIZ SURİYE’DE”
Gerçekler acı biliyorum. Gerçekler sorunlu onu da biliyorum. Ama bu gerçekleri halka anlatmak bizim görevimiz, bizim namus borcumuz. Ülkemizi seviyorsak o terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerini bizim sorgulamamız lazım. Özellikle kendi tabanının sorgulaması lazım. Hangi gerekçeyle siz bu yardım ve yataklığı yaptınız. Ellerine silah verdiniz, kentleri şehirleri silah deposu haline döndürdünüz. 70 ilden IŞİD’e militan devşirdiniz. Bütün cihatçı grupları Türkiye’de eğittiniz. Ellerine silah verdiniz. Gönderdiniz, Müslümanı Müslümana kırdırdınız Suriye’de.
İlk sorunumuz bu memlekete huzur getirmek. Bu memlekete huzuru ancak ve ancak CHP getirebilir. Bizim verilmeyecek hiçbir hesabımız yoktur. Biz kul hakkı yiyen bir parti değiliz. Biz köşeyi dönen bir parti değiliz. Biz vatandaşın cebine göz koyan bir parti değiliz.
 
ONLAR SANIYORLAR Kİ KEFENLERİN CEBİNİ VAR”
Benim bin katlı apartmanım olsa ne olur, Türkiye’nin en büyük binası benim olsa ne olur, bu ülke huzura mı erecek, onlar sanıyorlar ki kefenlerin cebini var, giderken dolar dolduracağız, o da yok arkadaşlar, dünya malına bu kadar tamah nasıl oluyor?
 
KENDİ ARAMIZDAKİ TARTIŞMALAR BUNLARIN HİÇBİRİSİ OLMAYACAK ARKADAŞLAR”
Bizim görevimizin zor olduğunu da biliyorum. Halkı aydınlatma görevinin zor olduğunu da biliyorum. Ama hepimizin görevi var gerekirse iğneyle kuyu kazacağız. Kendi aramızdaki tartışmalar bunların hiçbirisi olmayacak arkadaşlar, yok öyle bir şey. Ülkenin bu kadar derdi var. Bu dertleri çözeceğiz. Dertleri çözmek için sorumluluk üstlenmekten kaçınmıyoruz. Bu kadar derde rağmen diyoruz ki bu sorunların tek çözüm adresi var, o da CHP’dir.”
 
SAYIN GÜL DE AYNI KAYGILARI KISMEN PAYLAŞMIŞ”
Kılıçdaroğlu konuşmasına özetle şöyle devam etti:
“Şu anda Türkiye’de ciddi bir yönetim sorunu var. Türkiye yönetilmiyor. Bir rüzgara kapılmış gibi bir yerlere doğru sürükleniyoruz. Bugün gazeteler de var. Sayın Gül de aynı kaygıları kısmen paylaşmış. Cumhurbaşkanlığı yapmış üstelik iktidar partisinin ana omurgalarından birisi aynı kaygıları o da paylaşıyor. Öyle bir noktaya geldik ki işsizin işsizliğini, emeklinin geçim derdini, dünyanın en pahalı mazotunu kullanan bir Türkiye’yi neredeyse düşünmüyoruz. Düşündüğümüz ne olacak bu ülkenin geleceği. Yönetimde ciddi bir boşluk var. Türkiye’yi kimin yönettiği konusunda ciddi kaygılar var.
Anayasanın 112. Maddesi başbakanlığı tanımlarken görev ve sorumluluk diyor, maddenin başlığı. Görev var, başbakan da var, siyasi sorumlu kim?
 
RİZE’DEKİ TEMEL Mİ BUNUN SORUMLUSU?”
Bombalı son 6 saldırıda ki ikisi Ankara’dır. 234 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hiçbir ülke savaş içinde olmayan hiçbir ülke bu kadar derin bir travmayı yaşamamıştır. 234 kişi son 6 ayda hayatını kaybeder ama hiç kimse siyasi sorumluluğunu üstlenmez, kim bunun sorumlusu, kim, Kayseri’deki bakkal Adem mi bu işin sorumlusu, Kahramanmaraş’ta kalaycılık yapan Ökkeş mi bunun sorumlusu, Rize’deki Temel mi bunun sorumlusu? Kim bunun sorumlusu? Birisinin çıkıp bu siyasi sorumluluğu üstlenmesi lazım. Kimin siyasi sorumluluğu var. Açıyoruz anayasaya bakıyoruz, başbakan ve bakanlar. Bunlar sorumlu. Peki sorumluluğu üstlenen var mı? Hiç kimse üstlenmiyor.
 
İNSANLAR ÖLECEK SİZ SADECE VE SADECE SORUMLULUK OLARAK GİDİP CENAZE TÖRENLERİNE KATILACAKSINIZ”
O zaman ülkede ciddi bir yönetim boşluğu var. Siyasi sorumluluk neden önemlidir, eğer bir siyasetçi sorumluluk üstleniyorsa yüksek ahlaki değerlere sahip demektir. Yüksek ahlaki değerlere sahip olmayan bir yönetici sorumluluk almaz. Biz neden ısrarla Siyasi Ahlak Yasası çıksın diyoruz, bu sorumluğu ahlakla perçinlemek için. İnsanlar ölecek siz sadece ve sadece sorumluluk olarak gidip cenaze törenlerine katılacaksınız, ben sorumluluğumu yerine getirdim diyeceksiniz. Bu sorumluluk değildir. Cenaze törenine katılacaksınız elbette. Ama bu ülkeye nasıl oluyor da son 6 ayda bombalar yoluyla 234 yurttaşını kaybediyor. Ve bunun Allah için bir tek sorumlusu çıkmıyor.
Türkiye yönetilemez konumda şua anda. Yönetilmiyor da zaten. Türkiye’yi kim yönetiyor?
 
BEN SADECE BOYNUNDA DAVULU OLAN KİŞİYİMDİR DEMEKTİR”
Benim görevimi bir başkası üstleniyorsa ben sadece boynunda davulu olan kişiyimdir demektir. Benim boynuma davul asılacak tokmağı başkası çalacak, ondan sonra ben bu ülkeyi yöneteceğim, Türkiye’nin önündeki tablo bu kadar vahim bir tablodur.
 
TÜRKİYE BUGÜN ORTADOĞU BATAKLIĞINA SAPLANMIŞ BİR ÜLKE KONUMUNA GELDİ”
Biz sorumlu bir muhalefet her zaman üstlendik. Yeri geldi eleştirdik. Yanlışını söyledik. Sadece söylemekle de kalmadık. Neden yanlış yaptıklarını yazı ile bildirdik. Çözümü de önerdik. Açık ve net öneriler de getirdik. Ama hiçbirisine uyulmadı. Türkiye bugün Ortadoğu bataklığına saplanmış bir ülke konumuna geldi. Tarihten de ders almadılar. Bugün Türkiye’yi yönetenler Türkiye’nin yakın tarihini de bilmiyorlar.
Bugün Türkiye Pakistanlaşma süreci içinde.
 
HER TÜRLÜ AJANIN CİRİT ATTIĞI BİR ÜLKE KONUMUNA GELDİK”
Sanki bir terör örgütü yetmiyordu bize, sanki PKK azdı, bir de başımıza IŞİD belası çıkardılar. 70 ilden IŞİD’e militan devşirildi. Neden Türkiye yönetilmiyor diyoruz, bunun için diyoruz. Her türlü ajanın cirit attığı bir ülke konumuna geldik.
Öyle konuma geldik ki Ortadoğu’daki kabile reisleri bile Türkiye’ye kafa vurmaya başladılar.
 
NASIL ÇALIŞACAĞIMIZI KONUŞACAĞIZ”
Kapalı bölümde İstanbul’u konuşacağız. Nasıl çalışacağımızı konuşacağız. Kendimizi çok daha iyi anlatmalıyız.
Mısırla ilişkilerimizi kim düzeltir, CHP. Irak ile ilişkilerimizi kim düzeltir, CHP. Rusya ile ilişkilerimizi kim düzeltir, CHP. Suriye’de akan kana kim son verebilir, CHP.
Biz Ortadoğu bataklığında yer alacak bir ülke değiliz. Doğrudan doğruya orada bir siyasal partinin yandaşı gibi asla ve asla hareket etmeyiz.
Bir bataklığın parçası olmak istemiyoruz.
Hepimize düşen görevler var. Hepimizin sorumlulukları var.
Yönetilemez bir Türkiye sadece Türkiye için sorun değildir, Ortadoğu için de sorundur, Avrupa için de sorundur.
Bizim sorumluluğumuz biz cumhuriyetin kuruluşunda harcı olan bir partiyiz. Biz uygar dünyanın bir parçası olmak için mücadele eden partiyiz.
Yönetilemeyen Türkiye beraberinde başka krizleri de getiriyor. Ekonomide oluşan sorunlar gibi. Türkiye yönetilmiyor.
Herkese bunlara anlatmak zorundayız.
 
BAŞBAKANLIK VAR AMA OTURAN KİŞİ ETKİSİZ ELEMAN”
Bu kadar karamsar bir tablo mu var Türkiye’de. Emin olun ben azını anlattım. Önümüzdeki süreçte göreceksiniz çok daha vahim tablolarla karşılaşabiliriz. Yönetilmeyen bir Türkiye. Başbakanlık var ama oturan kişi etkisiz eleman. Sözü geçmiyor.
Liyakat esası tepeden tırnağa bozuldu. İşi yandaşa teslim ettik. Bürokrasi aşırı partizan hale getirirseniz sizin sözünüz de geçmez orada.
 
“BU İŞLER PARAYI SIFIRLAMAYA BENZEMİYOR”
Liyakat esasının sıfırlandığı bir ülkede o ülkeye yönetilemez, bu işler parayı sıfırlamaya benzemiyor.
Biz sorumluluğumuzun bilincinde çalışacağız.
Elbette ki çıkışı var mı diye elbette ki çıkışı var, asla umutsuz değiliz.
Bugün ayrışma zamanı değildir. Bugün Türkiye’den yana olanlar, Türkiye’nin ve halkının çıkarlarını savunanlarla cebini dolduranların ayrışımı vardır.
Toplum artık böyle bir tablo ile karşı karşıya. Ülkesini seven, ülkesinin çıkarlarını savunan bütün yurttaşlarımızı kucaklamak zorundayız.
Devletin böyle yönetilemeyeceğini anlatmalıyız.
Siyasi sorumluluk üstlenmeyen bir siyasal partinin ülkeyi yönetemeyeceğini belirtmeliyiz.”