Son Dakika Haberler

Kemal Kılıçdaroğlu: 21. Yüzyılda Sosyal Demokrasi ve Cumhuriyet Halk Partisi

Kemal Kılıçdaroğlu: 21. Yüzyılda Sosyal Demokrasi ve Cumhuriyet Halk Partisi
Okunma : 50 views Yorum Yap

Chpislamdemokrasi
21 yüzyılda “Sosyal Demokrasi” kavramındaki “sosyal”; dayanışmayı, emeğe ve yaşama yabancılaşma ve ötekileştirmeye karşı birlikte eşit ve özgür yaşamı savunmayı; “demokrasi”ise katılımcılığı ve çoğulculuğu anlatmaktadır. Tarihsel olarak farklı ekonomik, toplumsal ve siyasal süreçlerden dönüşerek geçen sosyal demokrasi, bugün yeni bir dönüşüme ihtiyaç duymaktadır. Bu dönüşüm salt işçi sınıfını değil; toplumun ezilen bütün kesimlerini kapsamalıdır. Çünkü bugün emek artık çok geniş bir tanımlama konusudur. Fabrika çalışanlarından bilişim emekçilerine, plaza ve AVM çalışanlarından medya çalışanlarına; yani hem mavi hem de beyaz yakalıların içinde bulundukları üretim süreci bu yeni emek olgusunun içindedir. Dolayısıyla hem emek kavramı hem de ona ilişkin tanımlamalar daha kapsamlı bir içerikte ele alınmak durumundadır.
Emeğin yüceliğinden, hak ettiği değeri almasını savunmaktan vazgeçmeden dünyanın yeni üretim, bölüşüm ve dağıtım ilişkilerini çözümlemek ve bütün bu süreçlerde ortaya çıkan geniş hak kayıplarını ortadan kaldırmak için yeni bir strateji geliştirmek dünya sosyal demokratlarının ortak sorumluluğudur. Bu sorumluluk aynı zamanda çok yönlü bir mücadeleyi ortaya koymayı gerektirmektedir.
Sosyal demokrasinin bugün her şeyden önce neo-liberal sömürüye karşı çok net tavır alması ve bütün bu süreçte ortaya çıkan hak kayıplarını gidermesi gerekmektedir. Sosyal demokrasinin sosyal adaleti sağlama politikasını yeniden, daha güçlü bir biçimde savunması; hem yerelde hem de genel iktidarda uygulamaya koyması zorunludur.
Bugün hem Avrupa’da hem de ülkemizde sosyal demokrasinin içinde bulunduğu krizi aşmak aynı zamanda dünyaya soluk aldırmaktır. Sömürü, yabacı düşmanlığı, ırkçılık, aşırı sağ, etnik ve dinci terör gibi yükselen tehditler bütün insani değer ve kazanımları yok etmektedir. Bu tehditleri ortadan kaldırmak asıl çelişkinin sömüren ve sömürülen arasında olduğunu anlatmak ve emek eksenli, herkesi kucaklayan bir politik hat inşa etmek tarihsel önemdedir.
 
Hali hazırda yaşanan kimlik eksenli çatışmalar aslında emek mücadelesinin yeterince kapsayıcı olmamasından kaynaklanmaktadır. Dünyada kuzey ve güney arasındaki uçurumun gitgide derinleştiği; dünyanın en zengin 62 kişisinin servetinin, dünya nüfusunun yarısının servetinin toplamına eşit olduğu bir ortamda aslolan; emek üzerine bir mücadelenin kurulmasıdır.
Neo-liberal politikaların Avrupa’da ve tüm dünyada emek alanını ve elde edilen kazanımları, örgütlülüğü dağıtması bugün dünyanın içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik krizlerin nedenidir. Sosyal demokrasinin beşiği Avrupa’nın sosyal demokrat değer ve kazanımlardan uzaklaşması, bugün içinde bulunduğu krizin önemli nedenlerinden biridir.
Özellikle Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu bu krizi aşmasının tek yolu, sosyal demokrasinin yeniden ve güçlü bir biçimde iktidara gelmesidir. Bunun yolu da kent meydanlarını dolduran milyonların sesine kulak vermesi, onların taleplerini esas alması ve katılımcılığı en geniş ve etkin biçimde yaşama geçirmesidir. Cumhuriyet Halk Partisi de Gezi direnişinde, fabrikalarda, merdiven altı atölyelerde, maden ocaklarında, taşeronlaştırmanın olduğu bütün iş yerlerinde ortaya çıkan talepleri dikkate almakta ve politikalarını, çözümlerini bu çerçevede inşa etmektedir.
CHP: İslam Coğrafyasının Öncü Sosyal Demokrat Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi İslam coğrafyasının gerçek anlamda en önemli sosyal demokrat partisidir. Atatürk’ün ortaya koyduğu ve yaşama geçirdiği devrim pratiğini, çağın gereklerine uyarlayarak sürekli ayakta kalmayı başaran; ekonomik, siyasal, toplumsal dönüşümlere imza atan Cumhuriyet Halk Partisi, aynı zamanda sosyal demokrasinin temel değerlerini, demokrasinin ve insan haklarının evrensel ilkelerini sentezlemiştir. İsmet Paşa’nın çok partili yaşama geçişi demokrasinin bu topraklara yerleşmesini sağlarken, Bülent Ecevit’in hem “ortanın solu kavramı” hem de 6 Ok’un yanına sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini eklemesi Çağdaş Türkiye’nin inşa edilmesinde büyük rol oynamıştır.
Bugün de Cumhuriyet Halk Partisi kendisine düşen tarihsel ve toplumsal sorumluluğun farkında olarak kapsamlı bir dönüşüm için mücadele etmektedir. Özgürlük ve demokrasi devriminin gerçekleşmesi ancak arka planında güçlü bir sosyal demokrat birikim, mücadele ve gelecek tasavvuru ile mümkündür.
Şuna inanıyoruz ve tarihin de bize öğrettiği odur ki, emek hakkını aldığında, yoksulluk ve işsizlik ortadan kaldırıldığında, güçlü bir üretim ekonomisi kurulduğunda, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlandığında, eşit yurttaşlık hukuku yaşama geçirildiğinde, laik ve çağdaş bir eğitim modeli inşa edildiğinde bu ülkenin hiçbir sorunu kalmayacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel olarak iki sorumluluğu bulunmaktadır; ilk olarak kendini dönüştürmek, sonrasında ülkeyi dönüştürmek… Partimizin tarihine bakıldığında iç birikimin yol açtığı dönüşümlerin her zaman beraberinde ülkenin dönüşümüne de katkı sunduğu görülebilir. Partimiz devrimci niteliğinden kaynaklı olarak kendisini çağın koşullarına göre dönüştürmeyi başarmıştır. Aynı başarıyı her zaman gösterecek birikim ve deneyime sahiptir.
Ülkemizdeki bütün baskıcı, otoriter ve diktatoryal gelişmelere rağmen kendi içinde demokratik değer ve kurumları işleten tek parti olarak biriken bu demokratik değişim enerjisini mutlak suretle ülke sathına yayacağız.
Unutulmamalıdır ki, Türkiye sosyal demokrasi ile bütünleştiği ölçüde çağdaş ve medeni dünyanın bir parçası olabilir. Bu aynı zamanda içeride ve dışarıda barışı kurmanın da koşuludur.
Bugün topluma ve ülkemize hakim olan karamsarlığa rağmen sosyal demokrasinin iktidarının yakın olduğunu düşünüyor, bunun için mücadele ediyor ve buna inanıyorum. Bu satırları yazarken Murathan Mungan’ın sözleri aklıma geliyor…
Bak işte yaklaşıyor fırtına
Bak yine yükseliyor dalgalar
Yollardan sonra
Yıllardan sonra
Şarkılar söylüyor çocuklar
Yollardan sonra
Yıllardan sonra
Yeniden yan yana onlar
Ne geçmiş tükendi
Ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar.
Politikyol